Yazarın anlatımıyla... Ezgi Aralık ayının buz gibi soğuğunda yağan yağmurda ıslanmıştı. Aslında üşümek onu hasta etmezdi. Bağışıklık sistemi güçlü bir kızdı. Ama artık sinir sistemi çökmeye başlamıştı. Yaşadıkları olayın üzerine gittikçe kendini düşünmeyip sürekli arkadaşlarını ayakta tutma derdine düşmüştü. Üstüne çalışıyordu. Üstüne ev işleri vardı. Üstüne dersleri vardı. Üstüne babasını düşünüyordu. Üstüne her şey üst üste geliyordu. Ama bir insan duvar bile olsa yıkılırdı. Yaşadıkları durum onların ressamlık duvarını 7.8 şiddetinde bir depremle sarsmıştı. Sağlam kalan tek tuğla olduğunu düşünüyordu Ezgi. Ama yağmur yağar, kar yağar, fırtına kopar ve tek bir tuğlayı çürütmeye başlardı. Kendisini korumak için çelik yeleği yoktu. Doğru dürüst yemek bile yemiyordu eskisi gibi. Uyumuyordu

