Hadi o zaman. Yeni bir hikaye yazıyorduk evrene. Kirli olanı temizleyecektik. Sanki bunun için yağıyordu yağmur. Üzerimizden o adamın tozunu pisliğini arındırmak için yağıyordu. Temizlenecektik. Aslında pis olan biz değildik ama haftalardır canımızın yandığı yer kararmıştı. O is izini temizleyecektik. Evren yıkanıyordu. Temizleniyordu. Susmadığımız sürece de temizlenmeye devam edecekti. Yeni bir şekle bürünüyorduk sanki. Kalbim büyüyordu. Bu işin çözümlenmesi çok yakınmış gibi görünüyordu. "Sana inanamıyorum hala Ezgi," dedi Kutay. İfadesini verip yanıma gelmişti. Yağan yağmurun altında hiç gocunmadan ıslanmaya devam ediyorduk. "Asıl ben inanamıyorum. Nasıl bu kadar acele edersin abiciğim? Elimizde yeterince delil olmadan adamlara bu yaptığın iftiraya giriyor." Fatih abi Kutay'ın araması

