-ŞEYDA Kana boyanan ellerimi soğuk suyun altına soktuğumda titriyordum, gözüm hiçbir şeyi görmüyordu. Ayakta duracak halim bile yoktu. Cabir hala kulübenin içindeydi ama beynim hangi tarafta olduğunu bile algılayamıyordu... Ağzımdan akan kanları nasıl durdurabileceğimi bilemedim... Kafamı musluğun altına sokup yıkamaya çalıştım yüzümü, o kadar çaresizdim ki; suyun altında nefes almaya çalıştım... Lavabonun içine damlayan kanı seyrettim bir kaç saniye... Daha sonra usulca kaldırdım başımı, kulaklarım duymuyor gibiydi çünkü aynadan gördüğüm ve dudakları hareket eden Cabir'in sesini duymuyordum. Sanki bir ruh gibiydim ve köşede duran havluya usulca sildim yüzümü. Daha sonra donuk bir şekilde elbise dolabına yöneldim. Ellerim tutmuyordu. Bir süre elbiseyi tutabilmek için uğraştım. Fakat nihay

