"Buradan bir dikme indirmen lâzım İdil." Yanaklarımı şişirip bezgince soruya baktım. Soruda bana dikme indir demiyordu ki? Tanjant falan diyordu. Kararsız bakışlarımı gören Doğuş kafasını kitaba defalarca vurup ağlar gibi ses çıkarmaya başladı. "Neyi anlamadın yine?" Dudaklarımı ıslattım ve elime kalemi aldım. "Bak şimdi, burada paralel indirdin, burada dikme. Ben nereden bileceğim şimdi nerede ne indireceğimi?" "Yavrum, paralel de bir dikme değil midir zaten?" Başımı olumsuz anlamda salladım ve meyve suyundan bir yudum aldım. "Değildir. Bak biri düz iniyor, biri yana doğru!" Elini alnına vurdu, derin bir nefes aldı ve kocaman gülümseyip ilk sayfayı açtı. "Pes etsen diyorum artık. Anlamıyorum işte, anlasana şunu!" Omuzlarını silkip kolunu omzuma attı ve soruya yaklaştırdı.

