"Komutanım ben yıllık iznimi almak istiyorum"
"Anlıyorum Ahmet tabii alabilirsin ama bana 2 gün ver raporları yazman ve durumu açıklaman için. Mağlum benimde açıklama yapmam gereken yerler var."
"Emredersiniz komutanım. O halde ben işimin başına döneyim cumaya kadar işlerimi halledip size arz edeyim hafta sonu memlekete gideceğim."
"Tamam yüzbaşım." diyerek Ahmet tabur komutanının odasından ayrıldı. Hemen odasına girip bilgisayarını açtı. 6 ay boyunca yaşadıklarını güzelce yazıp püflerini yazıcıdan çıkarttı. Telefonundaki fotoğraflar yazışmalar hepsini elindeki kalın dosyaya koyup Ali'nin dahilisini aradı. Alinin sesiyle odasına gelmesini söyleyip telefonu kapadı.
"Buyurun yüzbaşım beni çağırdınız." dediğinde elindeki dosyayı uzatıp kısaca durumu özetledi.
"Ben cumaya gidiyorum 20 gün yokum buralar sende Ali her hangi bir gelişme olursa haber verirsin."
"Emredersin komutanım da 20 gün sıkılmayacak mısınız? Sonuçta benim bildiğim Ahmet yüzbaşı en fazla bir hafta sonra buraya döner." dedi ama bilmediği hayırlı bir iş için epey yol yapacağıydı.
"Haklısın normalde olsa izinde almazdım."
"O halde bir sorun yok değil mi komutanım?" diyerek meraklı gözlerle komutanına baktı.
"Allah izin verirse evleniyorum aslanım." dedi Ahmet. Ali duyduklarıyla sevindi ve gözleri ışıl ışıl parladı.
"Doktor Rüya değil mi komutanım yengem o?" diye yineleyince Ahmet kaşlarını hafif çatıp
"Evet Ali beni başka hangi kadınla kızla gördün?" diye kızdı.
"Özür dilerim komutanım bu kadar hızlı olacağını düşünmemiştim. Anlaşılan bu ayrılık çok işe yaradı. Yoksa sizi nikah masasına oturtmak çokkk zordu." diye kendini açıkladı.
"Ne diyorsun Ali ? Niye nikah masasına oturmayayım zamanı değildi demek bak gönül razı gelince nasıl oturmaya çalışıyorum."
"Haklısın komutanım nasipten öte yol yok derler. Hakkınızda hayırlısı olsun sizin adınıza çok sevindim. İnşallah çok muştu olursunuz." diyerek elinde dosya odadan ayrıldı.
Ahmet telefonuna bakıp Rüyaya mesaj attı.
"Rüyam nasılsın? işlerin bitti mi? seni almaya geleyim mi? " bir süre bekledi ve görüldüyü görünce tamam deyip telefonu elinde çevirmeye başladı. Karşı taraftan yazıyor ibaresiyle gülümsedi.
"Yarım saatim var sıkılmazsan gel beraber geçelim eve 😘 ." diyordu. Sonundaki öpücük atan yüzle eli ekrana gitti.
"Birazdan oradayım." deyip telefonu kapadı ve üzerini giymeye başladı. Hazırlanıp binadan ayrılınca nizamiyedeki askerlere selam verip yürümeye başladı. Karşıdan görünen hastane ile yüzü güldü. Her gün buraya gelip gidecekti. Nede olsa sevdiği buradaydı ve onun için yapamayacağı şey yoktu. Çalan telefon ile elini cebine atıp ekrana baktı. Annesi arıyordu.
"Annem"
"Oğlum nasılsın? Dün beni heyecanla bırakıp telefonu kapadın ne yapacağız nasıl olacak konuşamadık annem." dedi.
"Anacım Cumaya memlekete geliyorum Rüya ile konuşayım ne zaman müsaitlerse 20 gün izin alacağım o arada gidip ister nişan takarız. Hatta olursa nikah bile kıymak istiyorum. Düğünü de daha uygun bir zamanda yaparız diye düşündüm."
"Anladım annem de boş nikahı istemezler belki neyse konuşuruz. O zaman Rüya kızımı da getirsene buraya hem bizim oraları görsün baksın." dedi. Anasına hak verdi çünkü Ahmet İstanbul'a gitmiş hatta Rüyaların evinde misafir bile olmuştu.
"Tamam anacım ben sorarım isterse neden olmasın."
"O zaman haber bekliyorum senden gelecekseniz bana önceden haber ette hazırlığımı ona göre yapayım."
"Tamam anacım tamam kendini o kadar yorma Rüyam öyle düşündüğün gibi bir kız değil. Gerilmene yorulmana gerek yok."
"Ah Ahmet'im bunca zaman durdun da rabbim gönlüme göre birini çıkardı karşına ben görür görmez sevdim Rüyayı inşallah oda beni sever sırf kaynanayım diye sorun yaşamayız annem." dedi. Babasına selam söyleyip telefonu kapadığında mesaj gelmişti.
"Benim işim bitti çıkıyorum." yazıyordu. Adımlarını merdivenlere yönlendirdiğinde koridorda sevdiğini gördü.
Yüzü gülerek Ahmet'in yanına gelip Ahmet'e sarıldı.
"Hoş geldin canım."
"Hoş buldum Rüyam hadi gidelim."
"Tamam canım." diyerek el ele hastaneden ayrıldılar. Birlikte Rüyanın arabasıyla lojmana geçip dışarıdan yemek sipariş verdiler ve gecenin ilerleyen saatlerinde film izlemek için netflixten film seçmeye koyuldular. Gelen paketleri alan Ahmet hazır masaya servisleri açıp Rüya'yı da yanına alıp önce sevdiği sonra kendisi yemeye başladı. Yedikleri her lokma ayrı güzeldi sevdiğinin elinden ne yesen bal kaymaktı zaten.Masayı hızla toplayıp demlenen çayı bardaklara doldurup koltuğa uzandılar. Ahmet Rüyadan bir adım öteye gitmiyor tam tersine neredeyse içine sokacak gibi sımsıkı tutuyordu. Aylardır hasretiyle yandığı adamın hali tavrı Rüyayı ise mutluluk sarhoşu ediyordu. Filmin ilerleyen sahnelerinde Rüyanın uykusu geldi ve gözleri kapanmaya başladı. Ahmet rahatsız etmemek için duruşunu bozmadı ve Rüya uykuya daldı. Ahmet televizyonu kapayıp sevdiğini kucakladı ve yatağına götürüp yatırdı. Üzerini örtüp gidecekken Rüya Ahmet'in elini tuttu.
"Gitme yanımda kal." dedi.
"Işıkları kapatayım geliyorum" diyerek zorla yanında ayrılıp ortalığı kabaca toplayıp hemen yatak odasına geçti. Üzerindeki kaba şeyleri çıkartıp atletiyle yatağa uzandı. Rüya sanki onu bekliyor gibi hemen Ahmet'in kucağına kıvrıldı.
"Çok güzel kokuyorsun." deyip boynuna sokuldu ve derin derin nefeslenip uykuya daldı. Ahmet bu kedi gibi kızla ne yapacağını şaşırdı. Anlaşılan bu gece gene Ahmet'e uyku yoktu. Elleri kıvırcık buklelerde gezinip durdu. Sabaha dek Rüyaya benzeyen minik güzelliklerle dolu bir evi hayal etti. Bıcır bıcır etrafında kendine aşık minik Rüyalarla hayatının nasılda güzelleşeceğini düşünüp durdu. Haliyle hayal dünyası bu kadar güzel olunca uyku muyku hak getireydi.
Sabah sevdiğine sürpriz yapmak için dolabı karıştırıp kahvaltılıkları hazırladı. Usulca evden ayrılıp fırına gidip sıcak ekmek lavaş falan aldı. Tam masaya koymak üzereyken eli gözlerinde küçük çocuklar gibi eli yüzü şiş Rüya Ahmet diyerek yatak odasından çıktı.
"Ahmet neredesin?" diye etrafına bakınıyordu.
"Buradayım Rüyam."
"Neden yanımdan kalktın ben sabah ilk seni görmek istiyordum." dedi Gelip Ahmet'e sarıldı ve göğsünü koklayıp öptü.
"Bir erkeğe göre nasıl bu kadar güzel kokuyorsun? " Ahmet şaşkına dönmüştü.
"Rüyam hadi elini yüzünü yıkada ekmekler soğumadan kahvaltımızı yapalım." dedi. Rüyanın aklı başına yeni gelmişti ve Ahmet'ten ayrılıp masaya baktı. Sevdiği her şey masada yerini almıştı en çokta sıcak ekmek.
"Ahmetimm sıcak ekmek sevdiğimi nereden biliyorsun ne güzel bir masa kurmuşsun bana." diyerek başını kaldırıp ensesinden adamını çekip dudağını minicik öptü. Ahmet daha fazlasını istese de Rüya hemen uzaklaşmıştı.
"Ben hemen geliyorum çok sıkıştım." diyerek hemen banyoya koştu. Kaç yaşında kız çocuk gibi sıkıştım deyip kaçmıştı. Ahmet gülerek ardından baktı ve çaylarını koyup ekmekleri eliyle koparıp tabağının yanına bıraktı. Rüya saçlarını tepeden toplamış bazısı yüzüne dökülmüş banyodan çıktı.
"Üzerimi değiştireyim geliyorum canım." diyerek odaya girip kısa sürede tayt ve t-shirtle dışarı çıktı. Üst baldırları biraz kalın ve kaslıydı. Ahmet kadınların en çok bacaklarına dikkat ederdi. Hem düzgün hemde biraz etli olsa iyi olur diye düşünürdü.
"Hımmm eline sağlık canım her şey çok güzel kendime nasıl maharetli bir koca seçmişim aferin bana." deyip elini öpüp kendini sevdi.
"Rüyam teşekkür ederim ama senin yanında esamem okunmaz be gülüm beni bu hale sen getiriyorsun. Bana kalsa zeytin peynir koyup çay bile demlemeden yer giderim."
"EE değişen ne ben aç kurt muyum aşk olsun sana."
"Öyle değil seninle her şey daha anlamlı o yüzden bu çabam."
"Ahmett seviyorum senii."
"Bende seni seviyorum güzel gözlüm." deyip birbirine ekmek uzattılar. Karşılıklı geniş geniş kahvaltı yapınca Ahmet sordu.
"Rüyam sen işe geç kalacaksın ben seni bırakayım mı?"
"Yok ben izin aldım."
"Öyle mi? Neden?"
"Senin yüzünden."
"Nasıl yani?"
"Ahmet'cim seni görmeyeli 6 ay oldu haliyle özledim ve aşkımı itiraf etmişken izin ver de biraz tadını çıkartayım. 40 yıllık evliler gibi günde sadece bir kaç saat mi seni göreyim? Hiç kusura bakma bunu istemiyorum. Sana doyana dek yanından ayrılmayacağım bilgin olsun." dedi. Ahmet bu kıza ne yapsa azdı.
"Çok sevindim çünkü bende yarından sonra izinliyim seninle konuşacaktım isabet oldu. Ne zaman memlekete gidelim?"
"Ne işimiz var orada?"
"Yavrum seni anne babandan isteyeceğiz ya?"
"Haaa şu mesele."
"E yani ama önce annem bizi davet etti Aydına gelin dedi ne dersin ister misin? Bir kaç gün bizim oraları gezelim?" Rüya karşı konulmaz teklif ile başını salladı.
"Çok isterim ama anne babana ayıp olmaz değil mi? Sonuçta aramızda resmi bir şey yok. Hakkımda yanlış düşünmelerini istemem."
"Ne düşünebilirler ki? En fazla bu kız oğlumuza vurgun derler."
"O konuda haklılar oğullarına deli gibi aşığım." diyerek çayını yudumladı.
"Güzel gözlüm bu hallerin off" diyerek gülüştüler.
"O halde ben bir iki saatliğine birliğe gideceğim ama hemen dönerim istersen sen ailen ile konuş ne zaman müsait olurlar bebede biletleri ona göre alayım."
"Tamam canım bugün hallederim hem babam beni sana vermişti unuttun mu? Hatta oğlumuzun sünnet düğünü için arkadaşının düğün salonunu bile ayarlayacaktı az kalsın."
"Doğru diyorsun babanı seviyorum ."
"Yeminle babamı kıskanacağım bana hiç böyle demedin ha yazdım bunu bir kenara."
"Ne demedim yavrum?"
"Hadi Ahmet işine hadi yoksa eve bağlayacağım göreceksin gününü." Ahmet sevdiğine yaklaşıp sımsıkı sarıldı.
"Hemen dönerim bir isteğin olursa beni ara görüşürüz." diyerek evden ayrıldı ve karşı daireye geçip kendini duşa attı. Rüyaya bu kadar yakın olmak Ahmet için büyük bir sabır sınavıydı. Üstelik Rüyanın da kendini sakınmayışıyla iyice deliriyordu. Banyoda bir kaç hareketle bulutların üzerine çıkmıştı. Hemen üzerini kamuflajlarını geçirip evden çıktı. Komutanına dünkü dosyanın bir örneğinin brifingini verip birliğinden ayrıldı. Çarşıda gezerken kuyumcunun vitrininde gördüğü kolye hoşuna gitti. Hemen içeri girip baktı ve kuyumcuya paketlemesini söyledi. Kolyeyi görünce aklına rüya gelmişti. Tıpkı kolyedeki gibi Rüyanın etrafında dolanan uydu gibiydi. Elinde pastaneden aldığı bir kaç çeşit tatlıyla eve doğru yola koyuldu. Bu duruma alışabilirdi ve nedense çok sevmişti. Sevdiğin birinin yüzündeki bir gülüş için insanın yapmayacağı yoktu. Merdivenleri uçar gibi çıkıp zile bastığında kapıda heyecanla bekledi. Kapı bir türlü açılmıyordu merakla telefona sarıldı. Bir şey mi olmuştu acaba?
"Geldim geldimm." diye kapı açılınca karşısındaki güzellikle bakakaldı. Rüya banyodan aceleyle çıkmış saçları ıslak bornozun omuzlarını ıslatıyordu.
"Fena yakalandım değil mi Ahmet'cim? sen geç ben giyinip geleyim." diyerek ardını dönüp yatak odasına doğru adımladı.
Ahmet elinde poşetlerle içeri girip kapıyı kapadı. Elindekileri mutfağa bırakıp kabanını vestiyere astı.Salona geçip Rüyasını beklemeye başladı. Rüya eli saçlarında salona girdiğinde kendinden yayılan yasemin kokusuyla Ahmet derin nefesler aldı.
"Ahme'cim annemle konuştum sana çok selamları var."
"Aleyküm selam iyiler değil mi?"
"Olmazlar mı babamın sana ayrıca selamı var. Sana ayrıca teşekkür edecekmiş."
"Neden?"
"Beni ikna ettin diye garibim ya bilmiyor ki kızı attı golü."
".............."
"Alınma lütfen gerçek bu hem ben takılmıyorum buna neticede seni kazandım mı kazandım gerisi teferruat. Şimdi anneme dedim yani beni istemeye geleceğinizi."
"EE ne dediler?"
"Ay ne diyecek Ahmet'cim tabi ki buyursunlar dediler."
"Ne zaman ?"
"Babam sağ olsun yarın çıkın gelin dedi.Babam benden bıkmış olabilir mi?"
"Sanmam bence mutlu olmanı istiyor."
"Haklısın. Neyse annem ne zaman müsaitlerse bekliyoruz dedi."
"Tamam canım bende annemleri bilgilendireyim."
"Olur canım." deyip yine Ahmetin yanına sokuldu. Ahmet alıştığı üzere kollarını açıp bekledi. Rüya sevdiği adamın koynuna uzanıp eliyle beslemesine izin verdi. Bir lokma Rüya yedi bir lokma Ahmet. İlk önce nereye gideceklerini neler yapacaklarını konuşup günü tamamladılar. Ahmet eve geçmek istediğini söylediğinde Rüyanın yüzü düştü yanından ayrılsın istemiyordu çünkü gene göreve falan giderse diye içten içe korkuyordu.
"Hemen gel ama olur mu?é deyip güçlükle ayrıldı Ahmet'ten. Ahmet bu ilgiden son derece memnundu.
"Annecim Ahmet eve geçti de ben şeyi söylemeyi unuttum."
"Ne oldu annem?"
"Şey biz İstanbul'a gelmeden Aydına uğrayacağız. Ahmet'in annesi beni davet etmiş gelip görsün buraları demiş. Bir iki gece kalıp İstanbul'a geçeceğiz." dedi. Annesi susup düşünmeye başladı. Kızını biliyordu ama karşısındaki insanlar nasıldı ki? Ahmet dürüst bir gençti inşallah ana babası da öyle insanlardır deyip tamam dedi ve telefonlar kapandı.
"Anamm"
"Oğlumm"
"Anacım biz Cuma akşamı yola çıkacağız herhalde gece orada oluruz haber vereyim dedim."
"İyi yaptın annem hayırlı yolculuklarınız olsun kızıma selam söyle ." deyip Ahmet'te görüşmeyi sonlandırıp üzerini değiştirdi. Bu gece uykusuzluğa dayanamayacak gibiydi. Üzerine geçirdiği rahat eşofmanlar ile anahtarını alıp karşı daireye geçti. Rüya karşısındaki yakışıklı kas yumağıyla dudağını ısırdı. Ahmet öyle iradeliydi ki başka erkek olsa çoktan Rüya'yı hamile bırakmıştı. Ahmet sadece kıyafeti üzerinden dokunmuş öpmüştü. Karım diyeceği kadını sıradanlaştırmak istememiş her şeyin zamanı var düşüncesiyle doğru zamanı beklemeyi seçmişti.