Rüya Ahmet'siz geçirdiği 2 günün bitmesine saatler kala sevinçle evin içinde oradan oraya koşturuyor eksikleri bitirmeye çalışıyordu. Annesi Ahmet'in ailesiyle tanışmak ve bu akşam gerçekleşecek olan isteme ve nişan töreni için ekstra özen göstermiş özel bir şirketle anlaşıp evi süsletmişti. Rüya gerek yok dese de kızını bu kez dinlememişti. Aslında istediği gösterişten ziyade tek evladının her anında içinde uhte kalmadan yaşaması ve geri dönüp baktığında hafızasında kalan güzel anılar olmasıydı.
"Anne bu kadar şeye gerek yoktu sadece 6 kişi olacağız ."
"Olsun kızım neticede ilk kez tanışacağız ve sizin için önemli bir gece."
"Annecim teşekkür ederim."
"Rica ederim Rüyacım ayrıca Ahmet seni görünce ne yapacak çok merak ediyorum. Maşallah öyle güzel oldun ki ." diye kızının sırtını sevdi zira saçları makyajı bozulacak diye sarılamıyordu.
"Teşekkür ederim canımcım sayende özel ekip tutmak birde eve getirmek inan aklıma gelmezdi.Ben kuaföre gidip sade bir topuz yaptıracaktım."
"Oda bir seçenek ama böylesi daha iyi hissettirmedi mi?"
"Çokkk kendimi prenses gibi hissettim."
"İşte bahsettiğim tam da buydu."
"Canım annem hep beni özel hissettirdin."
"Rüyacım" diyerek anne kız sakince sarıldı.
"Heyyy bende buradayım." diye söylenen babasına bakıp elini uzattı.
"Babamm."
"Doktorumm."
"Gel buraya" deyip üçü beraber sarıldılar.
"Hadi ayrılın insanlar şimdi gelecekler halimize bak koca kız oldun yetmedi doktorsun kesip biçtiğinin haddi hesabı yok hala küçük bir kız çocuğu gibisin."
"Kötü mü annecim size nazlanıyorum."
"Haklısın prensesim yakında evlenip gidecek Ahmet oğluma nazlanacak sende derdine yan Rahşan hanım o zaman ararsın prensesimi."
"Ben onu mu diyorum?"
"Neyse ne ."
"Hadi hadi sakin olun."
"Bak İhsan insanlar kızımızı isteklerinde ölmüş gibi bir avazda verme lütfen. Biraz naz yap bari de adet yerini bulsun."
"Ne yani insanlara hele oğluma rol mü yapayım?"
"Rüya bizim kızımız İhsan."
"Biliyorum sultanım biliyorum şaka yaptım."
"Anacım bu kadar şeye ne gerek var? Bir çiçek çikolata alırdık yeterdi. Kız mı isteyeceğiz kışlık erzak mı yarıştıracağız belli değil."
"Sen anlamazsın oğlum. Kızımı görmedin mi tarhanayı diri yuttu.Belli ki ev yapımı görmemiş ben kendi yaptığım temiz ve güzel şeyleri götüreyim de hem dünürlerim de yesin şifa olsun. Koca şehirde nerde düzgün bir şey bulacakla?"
"Tamam da annem patlıcan kurusu nedir ? Allah aşkına ya."
"Oğlum olur mu en kıymetli hediyeliklerden biri de o kurular. Bizim bölgemize has üstelik. Hem ben kendim yapıyorum temiz temiz." diye kendini övdü. Salih bey karısı ve oğluna bakıp gülümsedi.
"Yarın da böyle tartışında geç kalalım. Hem araba ile gidelim dediniz hemde çok oyalanıyorsunuz."
"Haklısın babam yarın sabah erken çıkalım da akşama varmış olalım."
"Merak etme kahvaltımızı yapıp çıkarız."
"Evet annem öyle yapalım." Ahmet anasının hazırladığı kolilere hayretle bakıyordu. Anası toz biberinden kuru çeşitlerine salçası tarhanası bandırması ekşisi evde ne bulsa koliye koymuştu. İnsanlar yanlış anlamasalar bari diye geçirdi içinden. O gece Ahmet sevdiğinin yatağına uzandı ama kokusu gitmişti. Bu duruma üzülen Ahmet yastığına sarılıp güçlükle uykuya dalabilmişti. Sabah hem alışkanlık hemde biran evvel gidip Rüyaya kavuşmak için erkenden uyanmıştı.
Anası namaza kalkmış oğlunu ayakta görünce merakla sordu. Ahmet yeni uyandığını söyleyip banyoya girdi. Saniye hanım demliği ocağa koyup hemen abdest aldı. Çay demlenene kadar namazını eda edip kahvaltıyı hazırladı. Babasının gelişiyle hızla yapılan kahvaltı sonrası Ahmet kolileri arabaya taşıdı. Çiçeği çikolatayı İstanbul'dan alacaktı. Anası kapıyı kilitlediğinde şoför koltuğunda olan Ahmet sevinçle kontağı çevirdi.
"EE damat oğlum güzel kızıma kavuşacaksın ne düşünüyorsun?" anasının sorusuyla güldü. Sevdiği kadının imasıyla bile yüzü gülen Ahmet anne babasının dikkatinden kaçmadı.
Saniye hanım arka koltuğa kurulmuş yan tarafında yolluk sepetiyle yan yana gidecekti.
"Anacım o kadar şeye gerek var mıydı? Yoldan bir şeyler alır yerdik kendini çok yordun."
"Olur mu oğlum yoldan alırız ben işin parasında değilim ama içine ne yağı katıyorla temiz mi pis mi belli değil. Bak daha geçenler de millet tavuk pilavdan zehirlendi. Ben yiyemem oğlum ille kendim yapacağım. İçine mis gibi zeytinyağımı goycam ohh sifam olsun." deyip kendini övdü. Salih bey hanımına hitaben
"Oğlum annen öyle her yerden bir şey yiyip içmez bilmez misin ille kendisi yapacak. Dur bakalım yaşlanınca ne edecek? " dediğinde Saniye hanım eşinin omzuna eliyle vurup
"Benim ölüm bile size yeter sen ne diyon." diye havasını da atıp eline örgüsünü aldı. Şaka gibi ama Saniye hanım yol boyu örgü örmüştü. Hatta daha şimdiden torunlarına yelekler ceketler örmüş hazır etmişti. Bir ara gözleri ağrıyınca elindekileri kenara bırakıp başını koltuğun arkasına yasladı. O an içi geçti. Zaten kaç gündür dünürlerine hazırlık yapacağım diye kendine bir sürü zahmet vermişti. Ahmet annesinin yorgunluğunu görüp üzüldü. Kendisi için çabalıyordu ama böyle de olmasın istiyordu. 3 koli eşyayla kız evine hem tanışma hemde istemeye gitmek biraz sıra dışıydı.
Yolculuk kısık sesli radyonun sesiyle sakin geçiyordu. Susurluk tabelasını gören Ahmet babasına
"Burada biraz mola verelim buranın ayranı tostu meşhurdur anam ister mi bilmem ama ." diye arabayı park edip güzel ve kalabalık tesisin önünde durdu. Saniye hanım uyusa da arabanın durmasıyla sıçradı.
"Geldik mi?" diye sağına soluna baktı. Etraf park edilmiş arabalarla dolu anons ediliyordu.
"Neredeyiz?"
"Susurluktayız anacım."
"Niye durduk akşam olmadan varalım dediydik ya."
"Biliyorum yetişiriz merak etme buranın tostu ve ayranı meşhurdur tatmanızı istiyorum o yüzden durdum." diyerek kendini açıkladı.
"İyi madem hem ben bir tuvalete gideyim." diyerek arabadan indi. Salih bey eşiyle beraber hemen tuvaletlerin tarafına gidip karısını bekledi ve kendi işini görüp masada oturan oğullarına yürüdüler.
"Ben siparişleri verdim bende bir elimi yüzümü yıkayayım kafam açılsın." diyerek lavaboların tarafa doğru yürüdü. Saniye hanım küçücük işletmenin ağzına kadar dolu oluşu ve herkesin bir şeyler yiyip içmesiyle şaşırdı. Sanki bu insanlar kıtlıktan çıkmışlardı.
"Ay Salih bu insanların evinde yemek yok mu ki? Bu ne bölee tövbe yarabbim "
"Hatun burası meşhurmuş Ahmet dedi ya bize demek ki insanlar seviyo."
"İnsanla da ne sevcene şaşıdı. Evigde ekmeğe kızatıp arasına sucuk koyumeyonmu da burlara kadar geliyon? " diye söylendi. Salih bey karısının tespitiyle güldü.
"İnsanla biz gibi yolculuk edip duru ganı acıkmış bi tos yimiş ne va bunda? Evindi di iyodu herhalde"dedi.
"Buyrun efendim afiyett olsun" diyerek masaya konan karışık tost ve yayık ayranının kocaman bardağına baktı Saniye hanım.
"Bu gada ayranı içsek dumıdan tuvalete gideriz ya biz. Ekmeg desen koskocaman nasıl biticem ben buna ?" diye hayıflandı. O sıra Ahmet yanlarına geldi.
"Oh iyi tam zamanında hadi afiyet olsun hemen yiyip yola koyulalım. " dedi. Saniye hanım yorumlarını içinden ede dursun Ahmet tostu afiyetle yiyordu. Ailecek yemeklerini yemişler nasıl bitecek diyen Saniye hanım demese de tadı damağında kalmıştı. Ahmet hesabı ödeyip yola devam etti. Telefonuna gelen mesajla kenara çekip baktı. Rüya sesli mesaj atmıştı. Belki uygunsuzdur diye arabadan indi ve sesi açıp mesajı dinlemeye başladı.
"Ahmetim seni çok özledim dikkatli gelin seni çok seviyorum." diye mesajla yüzü gülen Ahmet hemen geri sürücü koltuğuna oturup kontağı çevirdi.
"Bir sorun yok değil mi annem?"
"Yok annecim neredeyiz diye merak etmiş."
"Tamam annem aman." yolculuk keyifle sürdü. Akşam ezanı okunmak üzereyken İstanbul'a girdiler. Trafik gerçekten de berbattı. Rüya canlı konum atmış ve Ahmet'ten de istemişti. Karşılıklı birbirlerini takip ediyorlardı. Ahmet yolu bilse de farklı güzergahtan gittiğinden Rüya'dan konum istemişti. Rüya ise camın önünde heyecanla Ahmet'i ve ailesini bekliyordu.Bir buçuk saat sonra sokakta görünen araba ile Rüya hemen dış kapıya gitti. Kapıyı açıp bekledi. Araba evlerine doğru gelip bahçe kapısında durdu. Rüya tanıdığı araba ile sevinçle dışarı çıktı. Anne babası kızlarının heyecanıyla mutlu oluyorlardı. Onlar da Rüya'nın ardı sıra bahçeye çıktılar. Ahmet evin kenarına park ettiği arabadan inip anne babasının inmesine yardım etti. Bahçe de gördüğü Rüya'sı ile yüzü güldü.
"Hoş geldiniz nasıl iyi geçti mi yolculuk? Trafik berbattı değil mi? Bu saatler tahammül edilmiyor." diyerek bahçe kapısını açıp dışarı çıktı. Hemen Saniye hanımın yanına gidip eline uzandı. Saniye hanım elini vermeden kızı gibi gördüğü Rüyayı sarıp sevdi.
"Hoş bulduk güzel kızım sen nasılsın?" dedi.
"Teşekkür ederim iyiyim sizi merak ettim."
"Öyle mi oğlum sakin sakin getirdi bize."
"Sende hoş geldin Salih amcacım."
"Hoş gördük kızım "
"Ahmet hoş geldin."
"Hoş buldum Rüyam." diyerek hafif sarılıp saçlarını öptü. Rahşan hanım ve İhsan beyde ilerleyip kızlarının karşıladığı bu aileye el uzatıp tanıştılar.
"Annem Rahşan babam İhsan annecim babacım bunlarda Ahmet'in anne babası. Saniye teyzem ve Salih amcam."
"Memnun oldum efendim bahçede kaldık ubuyurun içeri geçelim. Yoldan geldiniz yorulmuşsunuzdur." diyerek evi gösterip bekledi. Salih bey tereddüt edince İhsan bey önden gidip tekrar buyurun dedi. Hep beraber eve girdiler ve Ahmet ve ailesi ellerini yıkamak istediler. İşlerini halledip salona geçtiler. Rahşan hanım misafirlerini gri ve krem renkli koltuklarına yönlendirdi. Demir ailesi oturup ev sahiplerinin de yerini almasını bekledi. Herkes yerine oturunca tekrar bir hal hatır hoş geldiniz faslı geçildi. Saniye hanım daha fazla dayanamayıp
"Kusura bakmazsanız bişey decem."
"Estağfururllah buyrun."
"Arabada koliler vardı da içinde tereyağı falan var erimeden dolaba koysanız." Rahşan hanım şaşırdı.
"Ne tereyağı?"
"Memleketten getirdim köy tereyağı." Rahşan hanım gülse mi ağlasa mı bilemeyerek gülümsedi.
"Teşekkürler ne zahmet ettiniz."
"Olumu hiç güzel kızım pek sevdiydi ." Ahmet dediği gibi kocaman bir buket yaptırmış belçika çikolatasından 2 kilo alıp gümüş bir gondola paket yaptırmıştı. Rahşan hanım Rüyaya bakınca Rüya Ahmet'e
"İstersen beraber gidelim" dedi.
"Olur ama sen kaldırma ağırdır."
"Tamam ." diyerek arkalı önlü salondan çıktılar. Dış kapıyı açıp dışarı çıktıklarında Ahmet sevdiğine öyle bir sardı ki dünyaları vermişler gibi mutlu olmuştu. Hele Rüya Ahmetin göğsünde onu kokluyor sırtını eliyle sımsıkı sarıyordu.
"Ahmetimmm seni öyle özledim ki ahhh." diyerek iç çekti.
"Biliyorum Rüyam bende seni özledim yastığından kokun da gitti delirmemek için kendimi zor tuttum."
"Seni seviyorum."
"Seni seviyorum."