Yazarın anlatımından; Sude elini yüzünü yıkayıp, dişlerini fırçaladıktan sonra odaya geri döndü. Gözü kapıya ilişince aklına bir fikir geldi. Madem o dışarı çıkamıyordu Baran da içeri giremezdi. Ne kadar kendini kötü hissederse hissetsin. Var gücüyle kıyafet dolabının kenarında duran şifonyeri ite çeke kapının önüne getirdi. Alnındaki teri elinin tersiyle silip, son bir çabayla bir kere daha ittirince istediğini gerçekleştirmiş oldu. Nefes nefese kalmış ayaklarının bağı çözülmüştü. Yavaşça yürüyüp, kendini odadaki koltuğun üzerine attı. Yüzü cayır cayır yanıyordu. Elinin ayağının titremesi hala geçmemişti. Üzüntüden mi, stresten mi yoksa hastalandı da ondan mı bilmiyordu. Aşağıda ne kadar güçlü durmaya çalışırsa çalışsın, artık ağlamasını engelleyecek herhangi bir sebep kalmıştı. Kolt

