Selim' den Saatler, günler, haftalar, aylar hatta yıllar bile geçiyordu. Zaman öyle bir geçiyordu ki ben geçen zamanı takip etmeyi bırakalı uzun zaman olmuştu. Zamanın acımasızlığı, zalimliği bir ban işlememişti, bir onun öyle hızla akması bana gelince saniyeleri aylar gibi geçiyordu. Sabırla ben öleceğim günü beklerken, inat emişti zaman ve ilerlemiyordu, bende o yüzden onu saymayı bırakmıştım. İngiltere' ye gittiğim de zannettim ki kendimi toplarım, biraz da olsa eski benliğime dönerim zannediyordum. Ama öyle olmadı ben oraya gittiğim de günler, haftalar, aylar geçtikçe yüreğim de Evin' in yokluğu özlemi daha çok artmaya başladı. Yandım, kül oldum ama bir gün, bir an olsun ona olan acım dinmedi. Meğer ben sadece ülkeden uzaklaşabilmişim, kalbimde ki acıdan bir adım kaçamamışım. O beni

