Poyraz
İçtima, spor, eğitim derken bir günü daha yedim. O günden sonra defalarca aramıştı,açmadım.
Her şey, herkes hep bir ağızdan bağırıyordu. Senin değil , sana ait değil! Ankara'ya gittiler. düğün hazırlıkları ve diğer her şeyle ilgilenmek için
Arada İnternete gelinlik denerken fotoğraf atıyor ama sanki artık eskisi gibi gülmüyor.
Ve benim günahkar, aciz kalbim onun için atmaktan, onu deli gibi istemekten asla vazgeçmiyor.
Bir sonu olmalı, bir duru durağı ama yok! Evde ise tam bir kaos hakim. Kıyafetlerimin arasına karışmış, el kadar iç çamaşırları, sütyenler var!
Onları da görmesem evde kadın var demem zaten, Tuna bile daha kadınsı davranabilir isterse.
Bir gün daha bitti ve eve geldim. Kapıyı açtığımda hemen eşikteki valizlere takıldı gözüm.
Yarın yola çıkacaktık ve sincap hala ortalıkta tertibim, asker arkadaşım gibi dolanıyordu.
" Sana o kadar para ödedim gidip kendine doğru düzgün bir tane bile kıyafet alamadın mı?"
Üstüne başına baktı, " Ne var ki halimde?"
Kendi kendini rezil ediyorsun bununla Poyraz! aferin sana Poyraz!
" tam üstüne bastın, hiç bir şey yok" Baştan aşağı süzüp söyledim.
" Bunun göğsü de mi yok kıyafetten mi öyle duruyor?"
Demir
Eylül'ü bekliyordum. Birazdan Ankara'ya yola çıkacaktık, annem gelirken "Eylül ablanı da getir" dedi bende üstüne basa basa " olur Eylülü de alır gelirim" dedim.
Başlayacağım şunların abla muhabbetini artık, neymiş lan bu bir yaş! bunu da söyleyen annem! 12 yaş var babamla arasında!
" İşte bitti" diye çeke çeke bir valizi getirirken kalkıp aldım elinden.
" Ne var bunun içinde kurşun mu? "
" anlamazsın sen kadınsal seyler"
Anlatsan anlarım güzelim. Valizi diğerlerinin yanına bırakmış eve çıkmadan önce göz gezdiren kıza takıldı gözüm.
Beyaz askılı bir bluz, çiçekli mini bir etek. Saçlarını salmış, kömür karası gözleri odada dolaşıyordu bir şeyi unuttum mu diyerek kontrol ederken.
İradeyi de sevsinler, her şeyi de... hızla üstüne yürürken bir an bakışı bana döndü ve gözleri irileşecek karşılık verdi
Sımsıkı sarılıp bedenine öperek kendime çektim... Ne kadar kendime çekersem çekeyim yetmedi.
Narin elleri ile beni uzaklaştırmaya çalışıyordu
" Dur lütfen, yapamayız, yapmamalıyız biliyorsun"
Kalbim bu sesi duyacak halde değil Eylül'üm. Gözüne baktım, nefes nefese bedenini kendime bastırmaya devam ederken
" yaptım, başkasına dokundum... o gün git dedin gittim. Seviştim. " gözlerinde acı ile öfke doldu, öyle bir bakıyordu ki bana
" iyi, aferin sana.. bırak beni"
Daha da şiddetlendi kollarımdaki çırpınması
" Seni öptüğümde hissettiğimin binde birini hissetmedim kadına dokunurken. Senle canlanan bedenim ilaç almadan ayağa kalkmadı" kalçasından kavrayıp kendime dayadım, Sertliğimi hissetti, onu ne kadar istediğimi.
Başımı boynuna gömdüm " Seni istiyorum Eylül. Kim ne diyecekse desin seni istiyorum"
Kendimi narin bedenine sürterek daha da çekiyordum mümkünmüş gibi
" Sedef" dedi inleyerek.. " yapmayız, Sedef..."
Yüzüne baktım, istiyor ama Sedef için mi reddediyor beni?
" çok hassas bir dönemde, tekrar aynı çılgınlığı yapabilir"
Alnımı alnına dayadım, nefes nefeseydim.
" tedavi görmüyor mu?"
" aşk acısının tedavi ile geçeceğini sanmıyorum " Acı ile gülerek söyledi " öyle olsa ikimiz de birer ilaç alır iyileşirdik"
Doğru söylüyor, bizi iyileştirecek bir tedavi yok. Gökhan amcamın çaresiz yakarışları, kızı için döktüğü göz yaşları canlandı o an gözümde.
" söylemeyiz" Gözlerim yine dudaklarına kenetlendi " nasılsa er ya da geç unutacak, o zamana dek kimseye söylemeyiz"
Bana bakıyordu, ikna olmak üzereydi gözlerinde görüyordum kırılmak üzere olan direncini.
Tekrar kalçasından tutup kendime çektim
" sadece bir kere dokunabildim sana, kahretsin çok canım acıyor... hayalini kuramadığım ,o anı özlemediğim tek bir an yaşamadım. Teninin kokusuna hasret kaldım güzelim, bırak bana kendini, bırak sevgilim"
Tekrar dudaklarıyla buluştu dudaklarım. Onu korkutmak, kaçırmak istemiyordum. Hassas davranıyor bir o kadar da arzu ile öpüyordum.
İlk bir kaç saniye ne itti beni ne de kendine çekti, kollarımın arasında kuş gibi titreyip ince ince inleyerek karşılık verdi
Kendimi dudaklarından çekip tekrar baktım, heycandan inip kalkan göğüsü, titrek bakışları, öpüşümle şişmiş dudakları!
" Kimse bilmeyecek"
Bilmeyecek, sen benim sırrım olacaksın. Sedef gerçekten aşık olacağı birisini bulana dek kimse bilmeyecek
Kafamı evet anlamında sallarken nefessiz kalan ciğerlerini hızlı hızlı soluyarak dolduruyordu
" Demir.."
Kollarını boynuma atması ile kucağıma aldım. " Sensiz geçen her gün bir işkenceydi bebeğim" dudaklarına dayanmış, ağzının içine dolarken elim bluzunun altından sırtını okşuyor, tenine dokunuyordum.
Nasıl özlemişim sıcaklığını. Kucağımdan indirmeden odaya götürdüm.
Yatak odasına girer girmez onu yatağa bıraktım. Mini eteği sıyrılmış iç çamaşırı görünüyordu bembeyaz..
Teni mi daha beyaz çamaşırı mi? kahretsin nasıl bu kadar güzel olabilir. Üstümdeki lanet üstü sabırsızlıkla soyup yatakta üstüne kapanarak uzandım
" Öyle özledim ki, tenini hissetmek istiyorum girerken"
Gözüme baktı... " Olmaz Demir, hayır lütfen"
Tüm bedenimi üstüne bastırıp boynundan öpücüklerimi kulak memesine oradan da kulağına dayadığım dudağımla konuşmaya başladım
" Yavrum bırak tenini hissedeyim lütfen. Söz veriyorum içine boşalmayacağım. Sen benimsin Eylül. Seni kondomla sikmek istemiyorum yavrum"
Elleri omzumda her konuşmamda irkiliyordu bedeni.
Nefes nefeseydi, tereddüt içinde cevapladı
" O kadınla sevişirken..."
" Korumdum" dedim son nefesimi verir gibi. "Senden başka kimsenin tenine temas etmek istemedim ben.
Sadece senin içine girerken tenine sürtünsün istiyorum aletim. " Alnımı alnına dayayıp yalvarıyordum adeta
" Peki"
Sonunda, sonunda kabul etmişti. Dudağında gezinen parmağım ağzını ayırıp dilimi içine sokmam için ezerek girmişti ağzına
İnleyerek karşılık verdi ağzındaki dilim ile ağzının içine soktuğum parmağıma.
" Em bebeğim" Tamamen üstüne kapanmış işaret parmağımı emdirirken orta parmağımı da soktum ağzına
" Devam et " alnına alnımı dayanmıştım. Dili parmağımda gezerek emiyordu ağzındaki parmaklarımı.
Sıcacık dilinin aletimde gezdiğini hayal ederek zevke ererken kendimi bacak arasına sürtmeye başlamıştım bile.
Ağzından boğuk sesler çıkınca parmaklarımı fazlası ile ağzına soktuğumu anlayıp çektiğimde ıslak ve kaygandılar...
Nefes nefese ayrılmış dudağı ile şaşkın şaşkın bana bakarken sırılsıklam parmaklarımı bacak arasına sokup beklemeden kadınlığına girmeye başladım
" Ahhhhhh, Demir" İnleyerek beli kıvrıldı altımda. Bense zevk ile açılmış ağzına dilimi sokmuş emiyordum ağzıma gelen her yerini
" Sikeceğim güzelim, seni aklını başından alarak sikeceğim"
Elim sıcacık bacak arasında kadınlığının içine güçlükle girip çıkarken en son , sonuna kadar sokup içinde aşağı yukarı hareket ettirmeye başladığımda parmağımı
O kadar dardı ki iki parmağım bile vajina duvarlarına sürtünüyor, güçlükle hareket ediyordu. Az sonra bu darlığa benim canavarı soracaktım. Elimden geldikçe hazırlamam gerekti.
" ağhhhhh ağhhhh hayır ağhhhh" çığlık atarak kıvrandı altımda.
" Ah dur, dur Demir dur"
Durmadım, içinde dairesel hareketlerle parmağımı girdirmiş parmağımla beceriyor hem de diğer elimle kadınlığını okşuyordum
Lanet iç çamaşırı ise sürekli kadınlığının dudaklarının arasına giriyor bembeyaz organını pembe bir şekilde kızartıyordu
" Nasıl bu kadar güzel olabilirsin"
İçindeki parmağımı çok daha sert hareket ettirdiğimde altımda durmam için yalvararak boşaldı
Tüm bedeni öyle titriyordu ki beni bile sarsıyordu incecik kız!
Kadınlığının girşi nerede ise öyle kasılıp kalp gibi atıyordu ki içine soktuğum parmağımı sıkıp sıkıp bıraktı
İçinden elimi çıkarttığımda tüm ıslaklığı parmaklarımdan bileğime dek akıyordu
Elimi havada tutuyor ona gösteriyordum, o ise az önce boşanmanın verdiği mahmurluk ve utançla çekinerek bakarken gözünün içine baka baka parmaklarımı ağzıma aldım
Emmeye başladığımda yataktan doğrulup elime hamle yaptı. Elimi çekip beni durdurmaya çalışıyordu. Benim güzel kadınım, ne geçiyor aklından senin?
" Dur yapma, ne yapıyorsun?"
Güldürmüştü, tamamen yalayıp elimle gerdanından iterek tekrar sırtını yatağa yapıştırıp üstüne uzandım
" Tadına bakıyorum bebeğim. Sen de bakmak ister misin, merak ediyor musun lezzetini?"
Dudaklarını ağzıma alıp emmeye başladım. Ağzımdaki tuzlu tadı ağzına vererek.
Dilim dilinde, damağında gezindi.
Elim ise aşağılarda iç çamaşırını bacağından yırtıp atmıştı.
O çamaşırı saklayacağım. Kahretsin öyle güzel kokuyor ki beni daha da azdırıyor.
Öpmeye doyamıyorum ama aletim bedenimi sikiyordu. Kasığında sürtünürken bile acımaya başlamıştı.
" İçine sokmalıyım" Kendimi çekip nefes nefese kızı altımda tek hamlede döndürdüğümde anlamamıştı.
Kalçasının üstüne oturup eteğini beline doğru sıyırdığımda muhteşem kıvrımlı bembeyaz kalçaları çıkmıştı.
Ellerimle sıkarak iki yanağını da ezdim avucumun içinde ve aletimi hafif öne doğru eğilerek sürttüm kalçasına, pantolonumdan taşmak üzre olan aletim içimde seğirdi
Altımda inliyor, kendini kaybediyordu. Ellerimi kalçasından çektiğimde elimin geldiği her yer kıp kırmızı izdi, benim izim!
Bu sahne bir daha seğirmesine sebep oldu aletimin. " Sok lütfen, Demir lütfen sok artık"
Üstüne uzanıp başından bastırıp yatağa görmüştüm. Uzanıp kulağına " sokacağım yavrum" deyip ağzını aralayıp tekrar parmağımı soktum
" Em" bir iki emdikten sonra elimi çekip ıslaklığı pantolonumdan çıkarttığım aletime sürtüp iyice kayganlaştırdım ve bacaklarımla bacağını aralayarak elimle aletimi ova ova yerimi aldım üstündeki.
Üstüne uzandığım anda yine o inleme sesi çıktı ağzından.
" Şimdi hazır ol, seni daha önceki gibi hassas sikmeyeceğim"
Kadınlığının girişine dayadığım aletimi önce bir iki hamlede başını sokup ağzından çıkan inlemeleri dinleyerek 4. çekmemde geri sokarken köküne dek içine girdim.
' aghhhhhh ahhh aaaghhhhh "
Altımda inlerken, üstüne kapandım. " ağhhh Demir çok acıdı... Demir ahhhh" Elleri ile sımsıkı kavramış çarşafı çekiyor, yatağın başlığını tutup kendini altımda çekmeye çalışıyordu
" hişşşt , sana dedim. Seni çok özledim Eylül, çok özledim bebeğim. Bırak istediğim gibi sahip olayım"
Diğer taraftan ise tekrar oturur hale gelmiş gözüm kalçalarının arasından kadınlığına giren organıma takılmıştı
Bembeyaz kalçaları arada öyle kasılıyordu ki, kalça kasları bile titriyordu!
İçine girip çıkarken güzel kalçalarını ellerimin arasına alıp sıkmaya ve ellerimin arasında parmaklarımın arasından taşan kalçasını ezerek içine girmeye devam ettim.
" ahhhhh, agh ahhhhhhhh..... ahhhhh"
Acı dolu inlemeleri ile zevk inlemeleri birbirine karışmış haldeyken daha da hızlamdım içinde
Yüz üstüydü göremiyordum yüzünü ama eminim zevkten o güzel ağzı açıktı
Ağzına sokmayı hayal ederek soktum içine!
Bir gün ağzına da vereceğim bebeğim. İçinde tüm hızımla girip çıkarken kalçasına değen kasığım ve altına değen yumurtalıklarımın hızlanmamla tüm odada müthiş bir şekilde yankılandı sesi
Birleşme yerimiz hızla sürtümeden kaynaklı alev alev yanarken altımızdaki yatak büyük bir gürültü ile hışırdıyordu
Etlerimizin buluşma sesi, nefes nefese inlemelerimiz ve içinde nefesimi sıkıştırıp göğsümü ağrıtacak kadar beni sınayan orgazm
İçine atıla atıla akarken buldum kendimi! Kahretsin içine boşalmayacağım demiştim.
Birkaç defa daha içine sağarken kendini kalçalarındaki ellerim nerede ise etini parçalayacak kadar gömülmüş acı içinde inleyip " bırakkk" diye ağlıyordu ki kendime gelip ellerimi çektim kalçasından
O güzel teni nerede ise siyah mor bir hal almıştı ve elleri ezdiğim etini ovuyordu ağlayarak
Bense bedeninin üstüne kendimi bırakmış saçlarının arasında soluklanıyordum.
" Özür dilerim, özür dilerim bebeğim fark etmedim o kadar güzeldin ki... öyle bir yere çıkarttın ki beni"
" çok acıttın"
Başına dudağımı bastırıp az önce nerede ise kanatacak kadar ezdiğim kalça etini ovmaya başladım.
" Geçecek güzelim, kaba et geçecek "
Senin ben hayvansı dürtünü sikeyim Demir, mahvettin kızı! Bir yıl vermese sana haklı, hayvan herif!
Masal
Bu da tamam! sürükleyerek getirdim beyefendinin valizini. " farkında mısın bilmiyorum ama tüm işi bana yaptırıyorsun"
Burnuma parmak ucu ile vurup " iş aramıyor muydun, al işte sana iş, neye söyleniyorsun hala anlamadım. "
Elinden telefon da düşmek bilmedi, artık kimi dikizliyorsa! günahı boynuna! neyse...
Sonunda gelmiştik Ankara'ya. Annesi babası işe ayrı evde kalmıyormuş, neden acaba?
Neyse ne, benim için daha iyi bile oldu! İçeri girmemizle cep telefonuna gelen mesaja bakıp evden fırlayıp gitmesi bir oldu!
Ama ben açtım, hani eve gelince yerdik. Kart da yok, para da!
Oturdum, çantadaki simit kırıntısı ile susamları akıttım ağzıma. Nereye gitti ki şimdi bu?
Poyraz
" Ne yaptığını sanıyorsun sen?"
Öfke dolu gözlerle yürüdüm üstüne, kolundan tutup çekerek.
" kendimi atacağımı düşünmüş olamazsın"
Gülüyor mu o?
" aklını mı kaçırdın Sude?"
Kalbim onu kaybedenilecek olmanın paniği ile öyle şiddetli vuruyordu ki kaburgalarım acıyordu
" Poyraz bir şey yap, kurtar bizi bu durumdan"
Ne yapmamı bekliyor, 2 hafta sonra düğünü var, kardeşimle evleniyor benden ne yapmamı bekliyor?
" Sude..."
" Bana dokunmasına razı mısın?"
Dişlerim kenetlenmiş öylece kalmıştım. Sinirden tüm vücudum kaskatı kesilmişti
" Sana ilk defa dokunmadı değil mi?"
Yüzüne öfke kusarak baktım. " Senin kollarında yaşam bulduktan sonra ilk defa dokundu o gün bana"
" Kes artık!"
Neden yapıyor bunu, bana acı çektirmek hoşuna mı gidiyor bu kızın?
" gidelim, sen ve ben... herkesten kaçalım"
Elimi tutmuş yaş dolu gözlerle ağlıyordu. Bir çırpıda çektim elimi " Sen çıldırmışsın"
Arkamı dönüp giderken bas bas bağırdı peşimsıra
" Eğer şimdi tutmazsam elimi akşam onun koynuna gireceğim, bu defa sen yollamış olacaksın beni onun yatağına"
Yeter, yeter sus lan sus! hızla koşarak uzaklaşırken kulaklarımda hala yankılanıyordu sesi
" sen yollayacaksın beni onun yatağına..."
Ben değil, sen gittin. Beni değil onu seçtin, şimdi bu yaptığın ne lanet olsun ne!
Bir tekel bayinin önüne çektim arabayı. Viski, içebildiğin kadar iç, bu gece kendine olmaman gerek.
Masal
Üstüme hiç yatarken giyecek bir şey almamışım, onun tişörtlerinden bir tanesini giysem ne olur ki?
Hem, o kokuyor tüm tişörtleri. Evet evet kesin giymeliyim.
Valizini açıp en sevdiğim dokuzu yumuşacık olan lacivert tişörtünü aldım. Ne kadar güzel bir kumaşı var, elim sürekli kıyafetin üstünde gezindi...
Yumuşacık...