10.Bölüm

3362 Kelimeler
Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmaya arsızlık etmeye utanmıyordu. Lügatında bu kelimelerin barındığını bile zannetmem. Az önce yaptığı olağanmış gibi bana tecavüz etmesi sıradan bir şeymiş gibi davranıp konuşmaya canımı yakmaya devam ediyordu. "O kadar kötü değildi hadi ama yapma sende alışırsın zevk almaya bak." İtekledim böyle konuşmasına tahammül edemiyordum. Böylesine kötü bir insan nasıl olabilirdi. Odadan çıkacaktım kolumdan tuttu "Nereye?" "Su içeceğim. İzninle!" Cevap vermeden banyoya girdi aşağı indim ilacı mutfağa saklamıştım hamile kalmayı asla istemiyordum birde bunu kaldıramazdım ilacımı içtim. Ağlamamı durdurmak istiyordum ama benim için öylesine zordu ki içimde ellerimi hissettikçe ölmek istiyorum bana dokunduğunu öptüğünü... akan damlaları sildim yukarı çıkacaktım. "Gelin Hanım." Sevinç Hanımın sesiydi aman ne güzel bir o eksikti oğlu yetmiyormuş gibi. Başıma karabasan gibi çöküyordu biri olmasa diğeri. "Hayırdır artık akşamları bile doğru dürüst yüzünüzü göremez olduk." Gülümsedim. "Yemeklere iniyoruz ya Sevinç Hanım." Gözlerini devirdi. "Oğlum önceden bizimle iki lafın belini kırardı konuşurdu ama artık yanımıza bile gelmiyor acaba neden?" Yeter oğlunun iğrenç yüzünü görmeye çok meraklıyım sanki. Keşke her gün sizinle olsa da o narsist manyak oğlunu görmesem "Bilmiyorum Sevinç Hanım oğlunuza sorun." Dedim Hızlıca merdivenleri tırmanırken arkamdan "Saygısız." Diye bağırdı duymak istemiyordum hepsinden bu evden nefret ediyorum. Hızlı adımlar atarken biri kolumdan yakaladı Savaş sandım ve refleksle kendimi korumak için yüzümü kapadım. "Aslı." Arkamı döndüm. Yüreğim ağzıma gelmişti ve neyse ki Barıştı. "Barış." Bana baktı yine o baştan aşağı süzme işlemini yaptı. "Ne oldu sana?" Ağlamamı bastırmak için nefesimi tuttum sakin kalmalıydım ağlamamalıydım... Kendime engel olamayıp göz yaşlarım akarken Barış koluma dokundu. "Ne oldu Aslı neden ağlıyorsun?" Biran düşündüm acaba bilmiyorlar mıydı abisinin ya da oğullarının bu derece hastalıklı bir manyak olduğunu. Barış gözlemlediğim kadarıyla normaldi ama Savaş'ta bir şey vardı böylesine saldırgan ve acımasız olması küçükken yaşadığı bir travmadan dolayı olabilirdi ya da biri küçükken onu istismar etmiş olabilirdi ya da sadece hastalıklı bir manyaktı bilmiyorum. Kafamı kaldırdım dakikalardır benden cevap bekleyen Barış'a gelişigüzel yalan söyledim. "Ben şey az önce Sevinç Hanımla karşılaştık biraz üzüldüm." Elimi tuttu bu kez avuç içi sıcacıktı sanki bu ailen biri değildi elini tutup "Beni kurtar buradan." Demek istiyordum. "Sana kötü bir şey mi söyledi yine?" Yüzündeki endişe görülmeye değerdi annesinin canımı sıkmış olma ihtimaline üzülmüştü annesine kızmıştı belki de zoraki gülümsedim. "Yok alıştım artık sadece biran üzüldüm ve geçti önemi yok." Gülümsememe karşılık verdi. "Çok takılma ona diyorum ya konuşur ve susar annem hep böyledir." Kafa salladım. Omzumu sıvazlayıp "İyi geceler." Dedi "İyi geceler." Odaya gittiğimde Savaş yatakta uzanmış laptopta bir şeylere bakıyordu. Beni görünce kafasını kaldırdı ve gülümsedi. Bir şey söylemeden giyinme odasına girdim. Dolabı açtım duştan sonra giymek için kıyafet ayarladım kendime sonra onun giysilerine takıldı gözlerim. Takım elbiseleri renk geçişlerine kadar dikkat edilmiş askılardaki yerine. Ütülü temiz düzgün dışarıda görsen bunun içindeki adamın ne kadar saygın ve kibar olduğunu düşünürsün. Tişört ve pantolonlarına baktım siyah ve lacivert ağırlıklı bir spor giyimi vardı. Her şeyi o kadar düzgün ve temizdi ki dışarıdan diğer insanlara karşı da öylesine kibar ve düşünceli gözüküyordu ki kimse böylesine bir manyak olduğunu düşünemezdi. Kafamdaki düşüncelerden kurtulup kendi kıyafetlerimi alıp odadan çıkacakken bir bedene tosladım. Onun bedeni.! Kollarımdan tuttu "Deminden beri ne yapıyorsun orada.?" Kollarının arasından kaçtım banyonun kapısına doğru giderken. "Kıyafetlerimi ayarladım. Duşa gireceğim." Yanıma bir iki adım attı yüzümü öpecekken geri çekildim. "Birlikte girmeye ne dersin.?" Gözlerim kocaman olmuş ona bakarken arkamı dönüp hızla banyoya girdim ve kapıyı kilitledim. Bir şey yapmalıydım ondan kurtulmak için bir şey yapabilirdim buna katlanmak istemiyordum artık. Polise gidecektim evet kesinlikle polise gidecektim yarın gerekirse darp raporu alıp bu manyaktan kurtulacaktım. Buna sonsuza dek katlanamam ne zaman uyanacağı belli olmayan abim için daha fazla sabır gösteremezdim. Duştan çıkana kadar bunu düşündüm. Çıktığımda yatakta uyku moduna geçmek üzereydi. Tüm gece uyumadım. Sabah erkenden kalkıp o uyanmadan gitmeliydim. Bedenim uykuya yenik düşmesin diye çok direndim. Saat sabahın 6sıydı yerimden sakince kalktım ve üzerime ne bulduysam giydim öylesine sessizdim ki yanıma sadece telefon ve cüzdanı alıp parmak uçlarımda odadan çıktım. Merdivenleri teker teker inerken kalp atışlarım ritimsizdi. Yüreği ağzına gelmek deyimini tam anlamıyla yaşıyordum resmen. Kapının önüne çıktığımda özgür bir kuş gibi hissettim kendimi sabah bu saatte güneşin doğuşuyla uyanmayalı ne kadar olmuştu acaba. Evin önünden bir taksiye bindim ve en yakın polis karakoluna doğru gitmeye başladık. Kafamda her şeyi sıraya koymuştum ilk günden bu yana olan her şeyi sırası ile anlatacaktım. Yaklaşık yirmi dakika sonra taksi durdu. Karakolun önündeyim ve her şeyi anlatmam gerekti o abime zarar verecek vakti bulamadan tutuklanmalıydı. Ayaklarım titriyordu nefesi öylesine zor alıyordum ki vücudumu kontrol dahi edemiyordum bir adım ileri bir adım geri gidiyordu bacağım resmen. Kendime güvenmeliydim cesaretimi topladım ve hızlı birkaç adım attım o an kolumdan birinin tutup çektiğini ve bir şeyler koklattığını hatırlıyorum sonrası karanlık. Gözlerimi hafif aralamaya çalıştığımda yüzüme doğrudan vuran ışığın etkisi ile biraz zorlandım genzime dolan rutubet ve küf kokusu Savaş'ın abimi yaraladığı evdeki gibi koku gibiydi. Zorla da olsa açtım gözlerimi. Evet burası oraydı bu iğrenç kokuyu unutmam mümkün değildi iyi de ben buraya nasıl geldim en son polise gidecektim ben. Kapının önünde beliren siluetle oraya doğru baktım. Savaş'tı bu bana doğru yürüdü. "Karıcım evlendiğimiz yeri özlemişindir diye düşündüm." İçimde öfkeyle bir çığlık koptu kendi içimde kendime kızmamdı bu beceriksizliğime yakınmamdı çünkü bu laneti polise vermeyi bile beceremedim onca dikkat ve çabaya rağmen. Karnımın içinde oluşan garip ağrı vücudumda ateş basması gözlerimi ona diktim korkuyordum çok korkuyordum ama tam aksi şekilde. "Zavallı Savaş polise gideceğimi nasıl anladın?" Yanıma geldi yüzümü inceledi açık omuzlarıma dökülen saçlarımı eline dolayıp tüm gücüyle sıktı. Canım yandı çok yandı ama bağırmadım bu kez gözlerimi sıkıca kapadım sadece. "Gece boyunca uyumadığını fark edemeyecek kadar salak eğilim sabah erkenden sıçan gibi evden çıkarken merak ettim acaba nereye gideceksin diye beni yanıltmadın karıcım polise gidecektin öyle mi?" Saçımı doladığı ellerini çekti bu kez boğazımı sıktı parmakları ile gırtlağıma uyguladığı baskı ile soluğum kesildi. Kafasını eğdi yüzüme baktı. "Beni hiç tanımamışsın ama kocanı hiç tanımamışsın sana daha anlatamadım ciddiyetimi." Ellerini çektiğinde yüzüne nefret dolu baktım ve tükürdüm.! Evet yüzüne tükürdüm. "Seni çok iyi tanıdım lanet olası pislik bir hayvansın. Hastasın delisin sen?" Sinirlenmişti yüzünde oluşan mimik alnının gerilmesi öfkeyle çıkardığı homurtu ile biranda elinin tersi ile yüzümün ortasına vurdu. Tüm gücüyle. Burnum kanamaya başlamış kan damlaları dudaklarımla buluşmuştu. Canım öylesine çok acıyordu ki ağlamak istiyordum ama güldüm yüzüne baktım ve büyük bir kahkaha koparttım. "Zavallısın." Kolumdan tuttu duvara yapıştırdı yüzümü ellerinin arasına aldı. "Beni terk edemezsin anladın mı asla terk edemezsin." İteklemeye çalıştım ama olmadı. "Benden gidersen abin ölür demiştim değil mi dinlemedin karıcım beni terk edecektin." Tüm gücümle bağırdım. "Sen manyaksın kafayı yemiş zırdeli. Allah belanı versin midem bulanıyor senden. Seni terk edeceğim. Asla ama asla sana katlanmayacağım. Nefret ediyorum senden. Zavallısın." Yüzüme bir tokat yedim sonra bir daha sendeledim yere düşecekken saçlarımdan tutup doğrulttu. "Şimdi seninle bir film izleyeceğiz sevgilim." Yüzündeki o manyak ifade acımasızlığı hiçbir açıdan normal değildi manyaktı bu manyağın teki. Kollarını sardı bu kez. "Harika bir film bu konusu yaramazlık yapan kızın acı hikayesi. Dram ağırlıklı." Yeniden bağırdım. "Ne yapacaksın dövecek misin? İşkence? Tecavüz? Hangisi zaten hepsini denedin üstümde yeterince yaktın canımı artık umurumda değil. Korkmuyorum ben senden” Kahkaha attı. "Yok canım bunların hiçbiri değil gel oturalım şöyle." Karşı koydum oturmak istemedim ama zorla eski yırtık o kanepeye oturduk. Ev öylesine pisti ki burayı nasıl bulmuştu hiçbir fikrim yok böylesine kötü bir yerde kim yaşar ki. Telefonunun ekranını açtı bana gösterdi. Ekranda beliren şey abimdi. Abimin yattığı yerin görüntüsü yüzüne baktım. "Abim." Dedim Kafa salladı sonra gülümseyerek yüzüme dokundu. "Yaramaz kızın en değerlisi bu yaramaz kız kocasını çok üzdü o yüzden kocası elindeki en değerli şeyi alacak. Sonsuza dek." Ayağa kalkmak istedim izin vermedi bağırmaya başladım öfke kusuyordum. "Sakın abime dokunma sakın ona dokunma.!" Çekiştire çekiştire ekrana baktırdı "Onun ölümünü izleyeceksin senin sebep olduğun ölüm.!" Kolunu yakaladım ve tırnaklarımı geçirdim bu canını acıtmıştı ama etkilemedi "Ona zarar verirsen seni mahvederim öldürürüm seni!" Ayağa kalktı yeniden tokat atıp oturttu. "Kapa çeneni daha filmin heyecanlı yeri başlamadı." Abimin yanında biri vardı. Silahını abime doğrultmuş biri. O yatıyordu öylece yatıyordu hiçbir suçu yoktu başından beri bu manyak adam yüzünden oradaydı aylardır.! Deminden beri tuttuğum göz yaşları özgürlüğüne kavuşmuş akıyorlardı. Ellerini tuttum. "Lütfen lütfen ona bir şey yapma ne olur." Gülümsedi yüzüme öpücük kondurdu. Müsaade ettim yüzüme öpmesine tepki göstermedim. "Benim tatlı karım sen daha önce de yalvarmış bir sürü söz vermiştin bana." Eline başka telefon aldı bir numara çevirdi ve kulağına dayadı saniyeler içinde açan kişiye "Bitir işini." Dedi. Olamaz hayır! Asla yapamaz bunu. Beynim durmuş ne yapacağımı bilmiyordum. "Lütfen Savaş lütfen." Abimin görüntüsünün olduğu telefona baktırdı. "Son kez bak sevgilim" Kafamı salladım. Hayır. Abim ölemez. "Özür dilerim abime zarar verme yalvarırım." Umursamadı görüntüdeki adam daha çok yaklaştı ve tetiği çekti sonrası karanlık ekran sanırım on saniye kararmış ekrana öylece baktım sonra gözümden damlayan yaşlara aldırmadan "Ölemez hayır abim ölmedi kurtar kurtar onu." Kafasını hayır anlamında salladı yere çöktüm dizlerine kapandım. "Vuruldu zaten hastaydı bilinci kapalıydı ölmesine izin veremezsin bunu yapamazsın." Saçımdan tuttu yine kaldırdı. Canım acıyordu ama bu sefer canımın acısına değil canımın canının gitmesine ağlıyordum. Abimdi o benim kalan tek ailem.! "Bu daha başlangıç sevdiğin herkesin ölümünü izleteceğim sana anlayana kadar. Sana göstereceğim bedelini ödeyeceksin." Ellerini tuttum abimden başka kime zarar verecekti. Kızlara? Bana? Sinan'a... "Yalvarırım Savaş lütfen bir şey yap abimi ölüme terk edemezsin." "Bunun için ne yaptın bu zamana kadar. Benden kaçtın, nefret ettin, polise gidecektin." Hayır bunca acıya sonunda abimin ölmesi için katlanmadım ben. Ona yanaştım gözlerimi kapatıp dudaklarına yapıştım. Dudaklarımı onun dudaklarına bastırdım. İsteyerek! Öpmeye başladım abime zarar vermesin diye daha ne yapabilirdim ki. Öpüşüme karşılık verdi. Kollarını belime sardı öpüşümüzün arasına göz yaşlarım karışıyordu. Kendimi geri çektim sanki şefkatle sevdiği adama dokunur gibi yüzüne dokundum. "Lütfen. Kurtar abimi bir daha asla böyle bir şey yapmayacağım." Saçlarıma dokundu burnunu boyun girintime sokarak kokladı ve dudakları tekrardan yüzümle buluştuğunda cümleler döküldü ağzından. "Sana inanmayı isterdim..." Ellerini sıkıca tuttum. "Ara ve abim için bir şey yapmalarını söyle lütfen bak ben buradayım yanında. Bir daha asla senden kurtulmaya çalışmayacağım Savaş." Kafa salladı dudaklarını dudaklarıma bastırıp. "Korkma abin iyi sevgilim." Nasıl iyi gözümün önünde ateş ettirdi abime benimle dalga mı geçiyor. "Bana yalan mı söylüyorsun Savaş vurdurdun abimi." Saçlarımı okşadı. "Minik karım ufak bir dersi hak etmişti abin vurulmadı korkma kuru sıkı bir silahtı ve abine hiçbir zarar vermedi." Bana oyun oynamıştı lanet olası pislik.! Hayatımda gördüğün en iğrenç adamdı. Çıkarcı, düşüncesiz, vicdansız ve fazlası. Yutkundum en azından abim zarar görmemişti ama ona inanamazdım aklı olan hangi insan zaten ona körü körüne inanır ki. "Görmek istiyorum abimi. Görüntülü değil!" Belimden kavradı "Peki karşılığında." Hala neyin karşılığıydı hayatımı zaten elimden almıştı daha ne verecektim. Bekaretim, özgürlüğümü hayallerim, umutlarım, içimdeki çocukluğum her şeyi benden söküp alan oydu benden daha ne isteyebilirdi ki... "Yanındayım işte daha büyük karşılık olabilir mi?" Olumlu anlamda kafasını salladı elimden tuttu beni evden çıkardı yüzüm gözüm şişmişti yine arabada ıslak mendille yüzümdeki kanları sildi. Şevkatle tek tek! Sanki yaraları açan kişi kendisi değilmiş gibiydi. Yüzümü temizledikten sonra gözlerimi bağladı abime giden yolu öğrenmemden korkuyordu çünkü. Araba hareket etmeye başlayınca düşündüm abimin nerede olduğunu nasıl öğrenecektim bu manyak beni ne zamana kadar yanında tutacaktı ya abim uyandığında da beni bırakmazsa gitmek istediğimde ona tekrar zarar verirse ki bu kaçınılmaz bir fikirdi. Bilmiyorum ne yapmam gerek hiç bilmiyorum. Arabayı durdurduğu an hemen gözümdeki bezi çıkardım öfkeyle. "Sana kim onu çıkarmanı söyledi?" Kızacak bir şey elbette buluyordu. "Ben araba durunca." Cevap vermedi tekrar öfkesine yenik düşmek istemiyordu arabadan inince etrafa baktım bir tabela araba ev herhangi bir şey bulurum diye. Yoktu! İn cin top oynuyor dedikleri tarzda bir yer bir adres belirtilecek tek bir şey yoktu. İçeri girince kapının önünde gördüğüm doktora aldırmadan abimin olduğu odaya girdim. Yine vücudunda bir sürü kablolar makinalar onlarla nefes almaya çalışıyordu. Sarıldım kokladım her yerine tek tek baktım bir iz yara herhangi bir şey var mı diye yoktu. Evet amacı sadece beni korkutmakmış. Makinelere bağlı böyle yatalı üç ay oldu abim çok fazla değil mi beni sensiz bıraktın. Özlüyorum seni korkuyorum burada sensiz. Bu adam daha ne kadar canımı yakabilir bilmiyorum ama benim sana ihtiyacım var. Bir süre yanında yatmaya devam ettim sonra Savaş geldi ve "Artık gidiyoruz." Biraz daha ne olur burada kalayım bugün diye yalvarmak istedim ama kabul etmezdi. Usulca kalktım abimin yüzüne öpücük kondurdum. Yanıma gelip ellerimi tuttu gözümden yaş akan yeri öptü. "Ağlama sevgilim abinin iyileşmesi için her şeyi yapıyoruz o iyi olacak üzülme." Üzülmeyim öyle mi bu adam ne kullanıyordu acaba abimin burada yatma sebebi kendisi. Benim ağlamama sebep olan canım yakan ve sürekli üzende kendisi şimdi bana burada ilgili ve harika bir koca gibi şefkat göstermesine dayanamıyordum. Cevap vermeyince beni odadan çıkardı evin dışına çıkar çıkmaz gözlerim yeniden bağlandı ve arabaya geçtik gözlerim kapalıyken sürekli bana aslında canımı yakmak istemediğini beni çok sevdiğini eğer onu dinlersem çok mutlu olabileceğimizden bahsediyordu sanki mümkünmüş gibi tüm bu cümleler karşısında sadece dinleyici oldum dinledim ve cevap vermedim ta ki arabayı durdurup gözümdeki bandı açana kadar. Gözlerimi açınca ani ışık vurmasıyla biraz afallasam da kısa sürede alıştım. Arabadan indirdi beni kollarının arasına aldı. "Yüzün gözün biraz dağılmış vaziyette bunu izah etmemiz biraz zor olabilir küçük bir kaza geçirdiğini söyleyelim olur mu?" Küçük bir kaza öyle mi çünkü ailesine ben dövdüm diyemezdi her gün işkence ediyorum bu kıza diyemezdi. Kafa salladım. "Bisikletten düştüm dersin sahilde bisiklet sürüyorduk ve sen düştün." Ruh hastası yaptığı şeyleri yalanla kapamayı çok iyi biliyordu. "Peki." Gülümsedi ve yüzüme öpücük kondurdu. Evin önüne geldiğimizde kapıyı çaldı saniyeler içinde Sevda açtı kapıyı aylardır bu evde yaşıyorum kızın adını öğreneli çok kısa oluyordu yabani odluğumu düşünmeleri öylesine normal ki. Kimseyle iletişim kurmuyordum bu evde. Salona geçtiğimizde tüm aile bireyleri içerdeydi. Fikret Bey'in dikkatini çekti başta. "Kızım neyin var senin yüzün gözün bu halin ne?" Yutkundum bisikletten düştüm diyecektim. Sahildeydik sürerken düştüm dengemi kaybettim. Sakın şaşırma Aslı sakın. Sevinç Hanım ayaklandı. "Biri mi saldırdı yoksa ay kızım dellendirmeden söylesene insana ne oldu sana?" Kızım dedi bana Sevinç Hanım bana içinde şefkat barındıran bir cümle kurdu. Kafamı kaldırdım. "Düştüm." Dedim Geride durup deminden beri soru sormayan Barış alaycı bir gülümseme ile. "Kapıya çarptım deseydin keşke daha inandırıcı." Gözlerimi ona diktim ne demek istiyordu. Ne demek bu. Savaş benden önce atıldı. "Ne demek istiyorsun koçum?" Abisine baktı bu kez. "Kızın yüzü dağılmış resmen dudağı patlamış yine! Kaşı, yüzü bisikletten düşmüş gibi değil." Hemen araya girdim neşeli ses tonu ile kimsenin bir şey anlamasını temenni ederek. "Sabah sahile gittik kahvaltı etmek için bir şeyler atıştırdıktan sonra bisiklet sürelim dedim Savaş'a oda kabul etti ben baya sakarım tabi dengemi kaybedip bisikletten bodozlama yere yapıştım." Savaş saçıma öpücük kondurdu. "Hastaneye gidelim dedim ama istemedi şimdi dinlensin diye eve geldik." Kafa salladım. Barış yanıma geldi abisine sonra bana baktı gülümsedi. "Peki geçmiş olsun yengecim." Gülümsedim. "Teşekkür ederim." Odaya çıktık Savaş kollarımdan tuttu. "Neden şüphelendi kardeşim benden şüphelendi Aslı neden?" İçimdeki korku ile savunmaya geçtim. "Bilmiyorum yemin ederim bilmiyorum ben hiçbir şey söylemedim ona gerçekten Savaş yalan söylemiyorum yemin ederim." Yüzümü ellerinin arasına aldı. "Tamam sevgilim inanıyorum dikkatli ol Barış kuşkucu ve araştırmacıdır bir şey sezerse biliyorsun değil mi olacakları." Evet anlamında salladım kafamı ne olacaktı biliyordum tabi daha fazla dayak, tehdit, tecavüz ve abime zarar verme. "Şimdi ben işe gideyim yeterince geciktim ben olmadan hiçbir şey beceremez o salaklar senin kocan harika bir adam olduğu için şimdi birazda çalışması gerek sende dinlen olur mu?" "Tamam." Dudağıma minik bir öpücük kondurdu ve gitti. Kendimi yeniden duşa attım avazım çıktığı kadar sağladım çığlıklar koptu içimde. Kalbim yerinden söküldü tüm organlarım teker teker parçalandı sanki öylesine acı çektim. Temizlenmek istedim arınmak tüm bu pisliklerden, kirden yaşadığım tüm kötülüklerden arınmak istedim sanki mümkünmüş gibi. Duştan çıkar çıkmaz üzerime temiz kıyafetleri geçirip yatağa geçtim odanın kapısı tıklandı. "Gel." Kapı açılınca Barış belirdi. Gülümseyerek bana bakınca bende gülümsedim. O iyi biriydi babasına benziyordu çünkü Fikret Bey'de iyi biriydi. Yanıma geldi. "Naber nasıl oldun?" "Daha iyiyim." Omzuma dokundu. "Arkadaşlarım gelecek bize bizim havuzda takılacağız biraz gelsene sende. Bikinin var değil mi?" Kafa salladım ama gidemezdim Savaş sinirlenir delirir birde onunla yeniden uğraşmak en son isteyeceğim şey. Hem sırtımda vücudumda hala izler vardı bikini giymem zordu. "Siz eğlenin ben hiç katılmayayım zaten tanımıyorum kimseyi." "Bizin çocuklar ya tanıyorsun Oktay, Sarper, Gözde, İlayda felan bizim okuldakiler." Evet hepsini Barış ile takılırkenden beri tanıyordum ama yine de emin değildim. "Tamam bir ara inerim yanınıza." Gülümsedi. Burnumu sıktı. "Hadi genç gibi yaşa biraz aksiyon, eğlence lazım bekliyorum muhakkak." Kafa salladım odadan çıktı aksiyonmuş benim hayatım senin abinle he gün aksiyom. Savaş'ı aradım ikinci çalışta açtı. "Hayatım ne oldu bir problem yok değil mi?" Problem başlıca sensin zaten diyemedim. "Barış geldi az önce arkadaşları gelecekmiş kız erkek karışık okuldaki çocuklar havuzda takılacağız dedi beni de çağırdı." Birkaç saniye sessizlik oluştu ardından. "Tamam peki Barış yanındayken bir problem olmaz zaten hem evin sınırları içindesin gidebilirsin." "Tamam." Telefonu başka bir şey demeden kapadım. Lanet olası pislik beni ne hale getrdi aciz kadınlar gibi sözünden dışarı çıkamıyordum. Aşağı mutfağa indim Sevda bir şeyler hazırlıyordu. "Buyurun Aslı Hanım bir şey mi istediniz?" "Yoo öyle bakmaya geldim. Kolay gelsin." "Teşekkür ederim." Güzel bir kızdı tahmini 26 yaşında felan olabilirdi. Siyah uzun saçları vardı ve genelde örüyordu kahverengi gözlü hoş bir kızdı. Biran kek yapmak istedim uzun zamandır yapmıyordum. "Sevda kek yapabilir miyim?" Gözleri açıldı biran "Olur mu Aslı Hanım ben yaparım." "Hayır ben yapmak istiyorum." Tedirgindi. "Savaş Bey duyarsa size iş yaptırdığımı düşünür." "Olur mu hiç ben kendi isteğimle yapmak istiyordum." Gülümsedi. Manyak Savaş herkesi korkutup sindirmiş böyle. "Tamam o zaman." Malzemeleri çıkarttık tek tek. Annemle birlikte yaptığımız bir kekti bu üzümlü, cevizli, tarçınlı. Malzemeleri tek tek karıştırdım iyice çırptım kalıba döktüğüm sıra Sevinç Hanım Barış'la mutfağa girdi. Beni öyle görünce baştan aşağı süzdü. "Sen ne yapıyorsun." Gülümsedim bu bir ilk olabilir ama Sevinç Hanıma güldüm. "Kek yapıyordum. Sever misiniz? Ben sizin neli sevdiğinizi bilmiyorum öyle yaptım ama isterseniz sizin sevdiğiniz gibi bir şeyde yaparım." Kadının surat ifadesinden şaşırdığı belliydi. Birkaç saniye durdu. "Yok ben öyle aramam zaten sağol zahmet etmeseydin sen Sevda yapardı." "Ben kendim yapmak istedim uzun zamandır mutfağa girmiyordum." Cevap vermeden geri çıktı mutfaktan. Barış geldi yanıma. "Aslı süpersin umarım arkadaşlarıma da verebilirim bu kekten." "Tabiki zaten onun için yaptım." Göz kırptı keki karıştırdığım kabı aldı. "Dibini sıyırmakta bana kısmet olsun çocukluktan beri en sevdiğim şeydir kekin pişmiş halinden daha güzel değil mi sencede?" Kahkaha attım. Evet haklıydı bende çok severdim annem kek yaptığında abimle didişirdik sen ben yiyeceğim hayır ben diye keşke yanımda olsaydı da o sıyırsaydı dibini. Barış bir kaşık aldı ağzına sonra bana uzattı bende aldım. Parmağını daldırdı hiç çekinmeden güzelce yaladı parmağını sonra tekrar karışıma buladığı parmağını burnuma sürdü. Güldüm. İntikamımı almak için bende onun burnuna sürdüm yüzümüz gözümüz kek karışımı olmuştu. İkimizde komik gözüküyorduk. Peçeteyle yüzümüzü gözümüzü sildik beş on dakika sonra kek olunca fırından çıkardım ve soğuması için tezgaha koydum. O sıra arkadaşları geldi Barış'ın onları karşıladık. Bahçeye geçtiler. Hepsi şortlu gelmiş kızların erkekler zaten deniz şortu hepsi hazırdı. Barış bana döndü. "Hadi sende hazırlan gel." Kafa salladım odaya çıkıp bikinimi giydim. Sırtımda biraz iz vardı dikkatli bakınca belli oluyordu üzerine tişört geçirdim şort giydim indim aşağı. Eğlence başlamış çoktan kızlar havuzda erkeklerde kendi aralarında muhabbet. Oktay beni fark edince. "Yenge gelsene böyle." Gözlerimi devirdim yenge demelerinden hiç hoşlanmıyorum. "Aslı Oktaycım. Aslı de bana." Sarper’e bakıp kahkaha attı. "Ya seninle uğraşıyoruz kızmasana." Havuzdan İlayda bağırdı bu kez. "Gelsene." Tişörtümü çıkarmayı hiç istemiyordum ama hepsi ısrar etti hatta deve güreşi yapalım fikrini ortaya attılar erkeklerde havuza atladı. Ben hala onlara bakarken Barış "Hadi gelsene." "Bilemedim ya soğuk mu üşürüm ben." Barış gülümsedi. "Gayet sıcak su hadi." Tişörtü çıkardım şortu çıkarıp hemen havuza atladım suda kimse görmezdi çıkarken de en son çıkar hemen havluya kurulanırdım. Yüzdük deve güreşi yaptık tabi Barış'ta abisinin genleri taşıdığından beni boynuna alan oydu ilk ikide hemen devrildim Sarper benimle çelimsiz diye dalga geçiyordu sonuncusunda ben devirdim İlayda'yı gır gır şamata derken Sevda yiyecek şeyler getirmişti havuzdan çıktık ben onların çıkmasını beklemiştim en sona kalınca Barış elini uzattı hemen havluya sarılmak istedim şezlongta duran havluyu aldı ve sırtıma örttü. Kurulandıktan sonra meyve sularımızı içip hazırlanan şeylerden yedik herkes kekime bayılmıştı kek konusunda iyi sayılırdım annem daha güzel yapardı ama. Biraz daha sohbet edip gülüştük sonra herkes duşa girip gitti. Ben odaya çıkarken Barış kolumdan tuttu. "Barış." Yüzünde endişe ifadesi vardı öylece beni izliyordu bir şey söyleyecek gibiydi ama kafasında söyledikleri oturmuyor da sanki tekrar tekrar yeniliyor gibiydi. "Neyin var ne oldu?" Kısa bir soluk alışverişinin ardından ağzından cümleler dökülmeye başladı. "Abim seni dövüyor mu?"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE