8.YOL AYRIMI

1082 Kelimeler
Kendilerini küçücük odada baş başa kalmış bulan iki genç birbirlerine bakmaktan çekinerek yatağın iki ayrı ucuna oturdular . Atiye odada yanan sobadan mı yanın da ki esmer adamdan mı bilinmez ecel terleri dökmeye başlamıştı bile. Genç adan arkasına dönerek utançtan bir avuç kalan kıza gülümsedi. Sonra aklına sonra bakarım diyerek ertelediği yaraları geldi, genç kız adam bileğini burkunca ilgilenmiş pansumanını şefkat ile yapmıştı. Şimdi onun sırasıydı, yerinden doğrulunca uzun boyuyla zaten küçük olan odanın yarısını dolduruyormuş gibi görünüyordu. Genç kızın şaşkın bakışları arasında eğilerek kızın ayak bileğini tuttu yavaşça sıkarak ağrıyan bölgeyi tespit etmeye çalıştı fakat kızın tepkisiz yüzü adama hiçde yardımcı olmadı. 'Geçti mi?' Kız anlamazca başını sallayınca adam sorusunu yeniledi 'bugün topallıyordun belli ki ağrın vardı.Geçti mi?' Genç kız bileğini hızla çekti adamın sert büyük ama nazik ellerinden. 'Geçse sana ne geçmese sana ne ? Ben diyorum ki git burdan sen evime geliyosun. Şu düştüğümüz durum senin yüzünden.' Genç kızın soluksuz söylediği sözler hızla inip kalkan göğsü sinirden kızaran yanakları şişen dudakları öfkeden koyulaşan gözleri birde üstüne bu soğuk havada sıcacık yanan şu küçük soba genç adamın aklına başka başka şeyler getiriyordu. Üstelik ne kadar inkar etsede bu köye girdiğinde bu küçük kız artık onun karısı oluveriyordu. Daha da ilginci ise genç adam şu an bu küçük kızı bir kadın hemde kendi kadını olarak görüyordu. Bu ateşli düşüncelerinden sıyrılmasına sebep olan tam arka cebinde titreyen telefon olmuştu. Telefonun ekranında kim olduğuna bakmadan cevap verdi . 'Alo' Genç adam duyduğu titrek sesle kendini yatağın ucuna bıraktı o burda küçücük bir kıza uygun olmayacak şeyler düşünürken, karısını tamamen unutmuş hatta buraya gelirken dahi haber vermemişti. Kadının ne denli endişelenebileceğini düşünememiş yaptığı hatayı kadının ağlamaklı sesiyle dilediği özürlerden anlamıştı. O burda bencillik yaparken karısı orda perişan vaziyetteydi. Yaklaşık bir saat süren telefon konuşmasını kapattığında adam yeniden gerçek dünyaya döndü. Karısı aramıştı , ona gerçeği söyleyememişti bu doğru değildi ama bu odada olmakta genç adama yanlış gelmiyordu. Öyle büyük bir karmaşanın içindeydi ki şimdi buna son verecekti. Yan tarafta uzanıp hafif hafif burun çeken kıza döndüğünde kızın ağladığını farketti. Atiye genç adamı asla sahip olmayacağı kocası olarak göreli çok olmuştu , Bade Hanımın genç adamı araması tüm bu duygulara tuz biber Atiye'ye de bol vicdan azabı demekti. Onların elinde değildi ki ama işte nedense kendini bir şekilde suçlayacak bir şeyler elbette buluyordu. Hakan kıza yaklaşıp omzunu tuttu. 'Bak Atiye üzül istemiyorum , seni üzmek en son isteyeceğim şey. Çok küçüksün anneni görüyorsun , gerçekleri açıkladığında ne denli üzülecek düşündün mü ? Kendi ayaklarının üzerinde durmadan , anneni burdan çekip almadan bu kadına bu kötülüğü yapma, beni abin olarak gör. Ne biliyim belki bir arkadaşın olarak ama asla kocan değil.' Genç kız annesi ile ilgili Hakan Beyin doğru düşündüğüne karar verdi. Üzgünce başını sallayabildi. Tüm söylediklerinde haklıydı adam, kocasını bir abi olarak görecekti, gülümsedi. 'Kaderimizde babamıza baba demek kocamıza koca diyebilmek yokmuş ne yapalım' diye düşündü. İnsan sevdiğine kocasına nasıl abi derdi ki. O başkasına ait olsa bile içten içe sevmesine dahi izin yoktu anlaşılan. 'Bu baş sallaması ne içindi ? Geliyorsun değil mi benimle?' Genç kızın sessizliği adam için yeterli cevaptı aslında. İçinde hem kopan bir fırtına hem de yeni dinen bi taşkın vardı sanki. Kız yanında geleceği için rahatlamıştı ama aldığı son kararlar Bade'yi eve getirme fikri ,kıza kesinkes yerini konumunu bildirmesi genç adama tarifi mümkün olmayan bi mide krampı vermişti . Genç kızı rahatsız etmemek adına yastığını yatağın aşağısına ve en uzak kısmına götürüp kendini huzursuz bir uykuya teslim etti. Gün şehire doğduğundan daha parlak doğardı bu köye, genç adam gözlerini ışıl ışıl bir güne açtı. Soba sönmüş oda hafifçe soğumuştu ama güneş ışığı insanın içini ısıtıyordu. Genç adamın nerde olduğunu idrak etmesi kısa sürdü. Yerinden doğrulur doğrulmaz, gözünü enfes bir manzara kapladı. Dalga dalga koyu renk saçlar kısa yataktan yere doğru dökülmüş genç adama müthiş bir seyir yaratmıştı. Genç adam hemen kendini topladı, olacak iş değildi ne oluyordu ona böyle. Gözlerini genç kızdan çevirdi ama gözleri ona inat yine genç kızı buldu . Hafif açılmış ağzı şişmiş gözleri genç kızın gece boyu ağladığının göstergesiydi. Dün üzerine geçirdiği tişört Badenin saten geceliklerine asla benzemiyordu ama çok farklı bir hava katıyordu genç kıza. Hafif sıyrılan tişörtün açıkta bıraktığı esmer tende dün genç adama telefon gelmeden önce ki düşüncelerini hatırlattı. Aklına yeniden Bade'nin gelmesiyle gece aldığı kararlarıda hatırladı. Bu genç kız sadece okulu kazanana kadar kendi himayesindeydi o kadar başka türlüsü akıl mantık işi değildi. Sabah yine mis gibi sıcacık bir sofra kurulmuştu , yer sofrasında sıcak bazlamalar bahçeden toplaman taze sebzeler kümesten alınan günlük yumurtalar iştah kabartıcıydı. Atiye sabah uyandığında genç adamı odada göremeyince içi rahatlamıştı, aynı zaman da dün adamın teklifini kabul edişi geldi aklına,bugün onunla dönecek annesini üzmeyecekti. Annesi gururundan ve onurundan daha önemliydi. İçerden gelen tabak sesleri burnunu dolduran enfes kokuyla gerindi odanın içindeki küçük sıcak su kazanından elini yüzünü yıkadı. Ona en yakışan bluzu ile şalvarını giydi,saçları belinden aşağı dalgalanıyor bu köy bu kızı bambaşka güzel gösteriyordu, her çiçek kendi toprağında açıyordu işte. İçeri girip şöyle bi günaydın dedi genç adama bile bakmadan. Genç kızın aksine Hakan'ın gözleri kızın üzerindeydi. O da aynı şeyi düşündü ,bu kız bu köyde ayrı bir havaya bürünüyor bambaşka birine dönüşüveriyordu. Kahvaltı sonunda aile ile vedalaşma faslını bitirdiler, Hakan kızın binmesi için aracının ön kapısını açtı. Yolculuk tek nefeste bitmişti birbirlerinin yanında sürenin nasıl geçtiğinin farkına varmadıklarını henüz anlamamışlardı. Hakan büyük bir yol ayrımının başındaydı şimdi , gönlü genç kızı evine götürme taraftarıydı ama bunun kararını genç kıza bırakacaktı. 'Sen ne dersen kararına saygı duyarım.Benimle eve gelmek ister misin, ya da bir yurt ?' İçten içe kızın kendisiyle gelmesini ümit ediyordu. Onunla gelsin gözünün önünde dursun istiyordu. 'Hayır Hakan Bey, ben benim için hazırladığınız yurtta kalmak istiyorum. Eğer beni oraya yerleştirebilirseniz artık ne yolunuza çıkarım ne benimle uğraşmak zorunda kalırsınız.' Bu cevabı bekliyordu ama duymak genç adamı üzmüştü. Arabanın direksiyonunu yurt yönüne çevirdi evden bir hayli uzaktaydı yurt. Genç kızın valizlerini de teslim edip ödeme işlemlerini hallettikten sonra, Atiye'ye her ay düzenli para yatıracağı banka kartını teslim etti. Genç kızın utangaç halleri adamı çıldırtıyordu. Her şeyi borç olarak kabul ettiğini söylüyor genç adamın yaptığı tüm sorumlulukları mahcubiyetle kabulleniyordu. Halbuki karşısında ki adam kocasıydı, kendisi bir öğrenci ve kocasının görevi onun ihtiyaçlarımı karşılamaktı , genç adam tam olarak böyle düşünüyordu. Kafasında her hafta buraya kızı kontrol etmek için geleceğini not alıp bu durumu da kıza bildirip ordan uzaklaştı. Ne genç kızın içinde git gide büyüyen yalnızlıktan ,arabasıyla uzaklaşan adamın haberi vardı ne de genç adamın içinde büyüyen pişmanlıktan ardında bıraktığı genç kızın haberi vardı. İki genç birbirlerinden habersiz birbirlerini düşünürken aralarında ki mesafe arttıkça arttı..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE