Hazal şöminenin önünde dağılan saçlarını toplarken Akın ayakkabılarını giyiniyordu. “Hazırsan çıkalım mı Sevgilim” dedi. Genç kadın oturduğu minderin üzerinde kırışmış olan elbisesini düzeltti. Tam hareket edeceği sırada ayağa kalkmasına yardımcı olmak isteyen Akın elini uzattı. Hazal elini tuttuğunda “Gel bakalım” diyerek öncekiler gibi gücünü biraz orantısız kullandı. Saniyeler içinde Hazal’ın bedeni Akının bedenine yapışmış, genç adam sevdiğini kollarıyla sarmıştı. Birbirlerinden ayrılmak istemiyorlardı. Evlilik teklifi kabul edildiğine göre beklemenin bir manası da yoktu. Akın başını geri çekerek Hazal’ın alnını öptü. “Senin içinde uygunsa annenle konuşup şu nikah düğün konusunu bir an önce halledelim mi?” Dedi. Hazal gözlerini kapatarak tebessüm etti. “Acelemiz mi var?” diye sordu.

