Hazal’ı mutfakta yalnız bırakan Akın göğsündeki kalp ağrısıyla odasına giden merdivenlere yöneldi. Üst kata çıkmak için adımını attığı her basamakta içinden bir şeyler koptu. Tükendiğini, ciğerlerinin oksijensiz kaldığını hissetti. Nefes almak daha önce hiç bu kadar acı verici olmamıştı. İçine düştüğü çaresizlikle basamakların tam ortasına gelince durdu. Başını çevirip aşağıya baktı. Geri dönmek, koşarak Hazal’a gitmek istedi, yapamadı. Yürümemekte direten ayaklarını sürükler gibi odasına ulaştı. İçeri girer girmez kapıyı kapattı. En nefret ettiği, en korktuğu duyguydu çaresizlik. Korkularını yaşıyordu. Bu kadar kısa sürede kontrolden çıkan duygularına isyan ederek önüne çıkan tek kişilik koltuğa tekme indirdi. Yıkmak, yakmak, kırmak istiyordu. Elinde olsa bütün dünyayı ateşe verebilirdi

