Alev, ekranda donup kalan o yüze bakarken zamanın durduğunu, ciğerlerindeki son nefesin çekilip alındığını hissetti. Göz bebekleri korkuyla titrerken, gördüğü şeyi zihni reddediyor, mantığı paramparça oluyordu. Bu bir montaj olmalıydı, bir oyun, Demir’in ya da o kadının kurduğu haince bir kumpas... Ama hayır, görüntü o kadar net, o gülüş o kadar tanıdıktı ki kaçacak hiçbir yer kalmamıştı. "Hayır..." diye fısıldadı Alev, sesi kendi kulaklarına bile çok uzaktan geliyordu. "Bu... Bu imkansız. O yapmış olamaz. Bana bunu yapmış olamaz!" Dizlerinin bağı çözüldü, elleri yanındaki soğuk metal masaya tutunmaya çalıştı ama parmaklarında derman kalmamıştı. Babasının en güvendiği, her gece başını yastığa koyduğunda dua ettiği, "asla ihanet etmez" dediği o yüzün, babasının son nefesini verdiği anda

