Eş bağı

1346 Kelimeler
Alison Tüm gün boyunca göğsümdeki ağrı vardı ve giderek daha da derinleşti. Bunu sadece ben mi hissediyorum. Yoksa Alfa’da böyle hissediyor mu diye düşünmeden edemiyordum. Süre evinde herkesin (nasıl olduğunu bilmediğimiz şekilde) Alfa Kralın reddedildiği bilgisi dolaşıyordu. Akşam yemeğinde Beya jordan’dan öğrendiğim bilgiye göre yaşlılar konseyi Alfa gelmeden kurulup alfa için gelin seçimi yapılacaklarmış. Bunu öğrendiğimde yemek masasını tuttum. Öyle öfkelendim ki masayı o an kırabilirdim. Kurdum zihnimde çok öfkeliydi. Neyse ki Maya hemen elimden tuttu ve beni sakinleştirdi. Alfanın bir eşi olduğunu söyleyemiyordum. Çünkü daha hala eş olup olmadığımızı bile bilmiyordum. Gün sonunda deliye dönmüş vaziyetteydim. İçimde reddedilmişlik acısı dışarıdaki tüm dedikodular beni mahvetmişti. Sözlü olarak reddedilen taraf ben değildim ama acı içerisindeydim. Gün sonunda ağlayarak uyuyakaldım ama 1 saat bile uyumadan geri kalktım. Canım acıyordu. Kelvinin sevgisinide acısınıda çoktan unutmuştum. Bu bağ bambaşka bir boyuttaydı. Bir süre daha acıyı hissettim. Gözlerimden yaşlar akıyordu. Sonra ne olduğunu bilmiyorum ama acının bir kısmı geri çekildi. Alfanın duygularını bastırdığını ve bağını bana kapattığını hissettim. Bu yüzden kendimi daha fazla acı içinde buldum. Acı dayanamadığım boyuta geldiğinde bayıldım. Uyandığım da bambaşka bir yatakta yatıyordum. Burnumu yastıklara gömdüm. Eşimin kokusunu alınca inledim. Beni rahatlatan demek ki buydu diye düşündüm. Bu yataktan asla çıkmak istemiyordum. Bir hafta geçmişti. Hala Alfa kral dönmemişti. Ben çok kötü durumdaydım. Genel olarak odasında kalıyordum. Hiç bişey yiyemiyor. Bazen nefes alamıyor gibi hissediyordum. Çok az uyuyordum. Göz altlarımda halkalar fazlasıyla oluşmuştu. Bir gün Maya beni odamda bulamayınca buraya gelmişti. Beni bu vaziyette görmesi hoşuma gitmemişti ama hiç bir şey yapmak istemiyordum. Artık burada yaşadığımı biliyordu. Bugün akşam üzeri tekrar geldi. Beni aşağı yemeğe indirdi. Canım birşey yemek istemiyordu. Bu halde dışarıda bile olmak istemiyordum ama kırmayıp onunla gittim. Bu süre zarfında beni mutlu eden tek şey Beta jordan ve Mayanın ilerleyen ilişkileri oldu. Beta Jordan tam Mayaya göreydi. Güçlü ve erkeksi bit yapısı vardı. Onu koruyacak ve her zaman sevecekti. Birbirlerine aşkla bakıyorlardı. İç geçirdim. Acaba bende böyle sevilebilir miyim? Yaşlılar konseyi bu hafta pek çok gelin seçmişti. En son kararı Alfa kralın vermesi için ona bıraktılar. Gelinler pek çok sürüden gelmişlerdi. Çok güzel ve çok alımlılardı. Maya onlara her baktığımı gördüğünde beni sakinleştirmede yardımcı oluyordu. Yardımcı olmasaydı muhtemelen bir kaç tanesinin boynunu çoktan kırmış olurdum. Seçilen kızlar Alfa kral hakkında öyle hayaller kuruyorlar ki. ‘ O benim’ diye bağırmak istiyorum. Ama benim mi emin bile değilim ki? Yaşlılar konseyi masada oturup hangisinin daha iyi Luna olabileceğini konuştuğu sırada sırtımda ve bacağımda derin kesikler hissettim. Çığlık atarak yere düştüm. Maya hemen beni kaldırmaya çalıştı. ‘Neler oluyor?’ Dedi. ‘Bilmiyorum. Sırtım ve bacağımda derin kesikler hissediyorum. Darbe aldığımı sandım’ dedim. Beta jordanın da yardımıyla ayağa kalktım. Herkes dönüp bize baktı. Oradan kaçarcasına koştum ve Alfa kralın odasına girdim. Kimse buraya girmenin yasak olduğunu söylememişti. Bende bir süre sonra rahatlıkla girip çıkar olmuştum. Kafamı yastığa gömüp tekrar ağladım. Hissettiğim acının Alfa krala saldırmaları sonucu olmamasını diledim. Ondan ayrı kalma acısı beni tüketmişti. Onu kaydedemezdim. Geldiğinde konuşmamız gerekiyordu. Onu asla reddetmediğimi bilmesi gerekiyordu. Bugün Alfa kralı gideli tam on gün olmuştu. Ben yeni yeni yemek yemeye ve alışmaya başlamıştım. Göz altlarım hala koyu renkti. Uykusuzluk beni mahvediyor. Sadece Alfanın odasında biraz rahat edebiliyordum. Maya abisinin odasında beni bulduğunda saçlarımı okşadı. Hafifçe yanağımı öptü. Bunun geçeceğini söyledi. Doğruldum ve biraz konuştuk. Durmadan aynı şeylerden bahsediyorduk ama bana her şeyin düzeleceğini söylemesi iyi hissettiriyordu. Sonunda koluma vurdu ve ‘biraz duş al çok kötü kokuyorsun’ dedi şakayla. ‘Abim geldiğinde seni böyle bulmasını istemezsin’ dedi kapıya doğru yürürken. ‘Ne zaman gelecek? Haber mi aldın?’ Diye sordum. ‘Yakında geleceğini Jordan’a bildirdi’ dedi. Hemen ayağa kalktım. ‘Neden bunu hemen söylemedin’ diye sordum. Koşarak odama gittim. Güzel kıyafetlerimden seçmek istiyordum ama bir türlü bulamıyordum genelde savaşmak için hazır olduğumdan dolayı kıyafetlerim hep tayt ve T-shirt şeklindeydi. Maya kapıdan bana bir elbise fırlattı bende dönüp anında yakaladım. Burda duşa girmek istemedim. Elime elbiseyi alarak İlk karşılaştığımız şelaleye doğru koşmaya başladım. Ay şelalenin üzerinde yükseliyordu. Şelaleye girip bir süre yıkandım. Su göğüslerime kadar ancak geliyordu. Kafamı suya daldırıp çıktım. Bu sırada arkamdan bir ses duydum. Göğüslerimi kapatarak arkamı döndüm. Kim olduğunu merak ediyordum? Arkamı dönünce o derin mavi gözlerle karşılaştım. Alfa kralı hemen karşımdaydı. Gözleri Siyah ve mavi arasında gidip geliyordu. Üzeri çıplaktı. Benim gibi bir şey giyinmediği kesindi. Az önce suya daldığı için saçlarından sular dökülüyordu. Gördüğümden beri sakalları uzamıştı. Göz altlarında benim gibi koyuluklar vardı. O da benim kadar acı çekmiş gibi gözüküyordu. Arkasını dönüp gitmek için yeltendiğinde kolundan tuttum. Aramızdaki kıvılcım elle tutulur cinstendi. Bana baktı. Ağzını açamadan ufak bir öpücük kondurdum dudaklarına. Dudaklarımız birleştiği yerde tekrar kıvılcımlar oldu. Acaba buna alışabilir miydim? Bu benim ilk öpücüğümdü. Ben çekilemeden kafamın arkasından tuttu. Nefesini suratımda hissediyordum. Beni tekrar öpeceğini düşünerek gözlerimi kapattım. ‘Benimle oyun mu oynuyorsun?’ Dedi derin sesiyle. Gözlerimi açtım. Kafamı iki yana salladım. Burnumuz birbirine değdi. Tekrar gözlerinin rengi değişti. ‘Beni reddetmiştin’ dedi. ‘Hayır’ diye bağırdım. ‘Sadece sadece korkmuştum. Kalbim kırıldıktan sonra hemen sana açmayacağımı düşünmüştüm ve beni işaretlediğini sandığımda seni ittim. Rızam olmadan işaretlenmek istemedim.’ dedim dudaklarımı ısırdım ve gözlerimden birer damla yaş akarken aşağı doğru baktım. Derin bir nefes aldığını duydum. Öfkeli olduğu belliydi. ‘Seni asla iznin olmadan işaretlemem. Yani beni reddetmedin mi?’ Diye sordu inanamıyormuş gibi. ‘Hayır, sen öyle sandın’ dedim. Sözlerim kaşırsında yüzü aydınlandı ve gülümsedi. Daha ne kadar yakışıklı olabilir bilmiyorum ama kalbim ağzımda atmaya başlamıştı bile. Birden kalbimde panik oluştu. Ya o beni redder ise. Ona bunu sormam lazım. ‘Peki artık sen beni istiyor musun?’ Diye sordum. Hemen ‘evet seni istiyorum’ dedi nefeslerimizi birbirimizin dudaklarında hissedebiliyorduk. Dudaklarıma yapıştı ve beni yemeye başladı. Dilini ağzıma soktu. Onun çıplaklığını bedenimde hissediyordum. Ben inlerken ve bacaklarım beni tutmazken bana sımsıkı sarıldı. Beni şelalenin oluşturduğu havuzdan çıkarttı. Toprak zemine bıraktı. Ayaklarım yere değince öpüşmeyi kestim. Öpüşmenin kesilmesinden hoşlanmamış gibi inledi. Kaşlarını çattı. Bende bu haraketine kıkırdadım. Sonra o da bana gülümsedi. Çıplaklığımızı fark ettiğimde artık çok geçti. Ben hemen ufak bir çığlık atıp ‘arkanı dn diye bağırdım’ ve kendimde arkamı dönüp en yakın kayanın arkasına koştum. ‘Çıplak poponda gayet güzel bebeğim. Utanma benden yanıma gel’ dedi. Sesinde hala şehvet vardı. İçime cesaret dolsa da buna hazır değildim. ‘Bunun için biraz bekleyemez misin?’ Diyerek kayanın arkasından sordum. ‘Senin için her zaman’ dedi. Bu söylediği kalbime takla attırmıştı. ‘ lütfen üzerine bir şey giy’ dedim. Offlayarak kabul etti. Bende kayanın üzerine koyduğum koyu mavi elbiseyi kafamdan geçirdim. Tekrar ortaya çıktığımızda bir birimize baktık. Bana yakınlaştı. Yüzünü inceledim. Gözlerinin altında koyu halkalar vardı. Birden aklıma geçen gece yaşadığım olay geldi. Sırtıma ve bacağıma darbe almışım gibi hissetmiştim. Hemen vücudunu kontrol etmeliydim. Belki şu anda ölümcül bir yarası vardı ve ben fark etmemiştim. Hızla yanına geldim. Arkasına yaklaşarak t shirt’ünü kaldırdım. ‘Bebeğim daha yeni giyindim ve sen beni soymaya çalışıyorsun’ dedi gülerek. Tshirt’ünü aşağı indirdim. ‘Kontrol etmem gerekiyordu’ dedim ve geçen gece yaşadığım olayı anlattım. Aynı yerlerden yara aldığını ama hemen kapandığını söyledi. ‘Ben kralım bana bir şey olmaz’ dedi. Kafamı salladım. Kral olduğunu bildiğimi biliyordu. Yüzü biraz düştü ve ‘Bu arada senin adın ne? Üzgünüm daha önce sormadığım için’ dedi. Bende ‘sorun değil. Adım Alison, Alfa kralı Alexander’ diyerek cevap verdim. ‘Alison’ dedi yüzü gülerek ‘ lütfen bana Alex de’ dedi. ‘Peki, Alex’ dedim. Gülümseyerek tekrar bana öpücük verdi. Derinleştirmek istediğinde geri çekildim. ‘Alex bu konuda çok yeniyim ve yavaş yavaş ilerlemek istiyorum’ dedim. Kafasını salladı ‘ve kalbin kırılmıştı di mi?’ Dedi sona doğru sesi hırıltılıydı. ‘Artık bir önemi yok ‘ dedim. ‘Ben öğrenene kadar bekle önemi var mı göreceğiz’ dedi. Elimi tuttu ve sürü evine doğru yürümeye başladık. Yaklaştığımızda elini bıraktım. İşlerin o gittikten sonra biraz değiştiğinden bahsettim. Bu yüzden el ele şu an da görülmek istemediğimi söyledim. Kararıma saygı duydu. Ben ne zaman istersem o zaman açıklayacağını söyledi. Kararlarıma saygı duyması ve bana alan bırakması beni çok mutlu etmişti. Ona gülümsedim o da bana gülümsedi. Birbirimize biraz zaman vermeye karar verdik. Sonra ona yaşlıların olayını anlattım. Yaşlıların gelin bulma olayına biraz kızmıştı. İncindiğimden endişe etti ama sorun olmadığını söyledim. Sonra vedalaştık ben sürü evine doğru hızla yürürdüm. O da arkamdan daha sonra geldi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE