Bölüm 3

1125 Kelimeler
Baho sorduğum soru karşısında dondu kaldı. E adam haklı! Bu böyle pat diye sorulacak soru mu? Neyse olan oldu. Baho şaşkınlığından kurtulunca dudağının sağ köşesi kıvrıldı. Elini çenesine koyup biraz sıvazladı. Daha sonra parmağını şıklatıp "harika fikir! Benim niye aklıma gelmedi ki?" dedi. Ben şok oldum. Gerçekten kabul etti! İnanamıyorum! Mutluluktan kalkıp göbek atabilirim şu an. Tamam, göbek atamam ama başka bir şey yapabilirim. Hızla yerimden kalkıp Baho'nun boynuna sarıldım. İlk o zaman söyledim" seni seviyorum"... Belki size yanlış gelebilir. Daha adamı tanıyalı iki gün oldu. Fakat içimden taşan bir duygu seli var. Hepsi de bu adama akıyor. Yanında mutlu hissediyorum. Sevildiğimi hissediyorum. Ama en önemlisi 'ben' olabiliyorum. Bundan daha değerli ne olabilir ki? Baho ile oturup gelecek planlarımızı yapmaya başladık. Laf arasında "biliyor musun? Annem de babam da bana inanmıyor. Ben kendimi o kadar anlattığım halde beni hala erkek olarak görüyorlar. İki ablam var. Gökçe ve Göksel... Onlara özendiğimi söylüyorlar. Ama öyle değil işte. İleride düzelirsin diye beynimi yiyorlar. Daha ne kadar ilerisi olacak ki? Ondokuzumu doldurdum. Daha ne bekliyorlar benden. Babam o kadar çok yapmıyor ama annem... O çok farklı. Çok üzerime geliyor. Ailemde beni anlayan tek kişi Göksel ablam. Bana da bu fikri o verdi. Yani bebek fikrini. İyi ki karşıma çıktın Baho". Baho beni hiç kesmeden dinledi. Daha sonra derin bir nefes alıp söze girdi. "Bu özenilecek bir şey değil. Seni en iyi ben anlıyorum. Benim ailem de üzerime geliyor. Hem ben tek çocuğum. Özenecek kimsem de yok. Bu ruh ile alakalı. Evet kadınlardan hoşlanıyorum ama lezbiyen değilim. Çünkü ben erkeğim. Kadın bedenine sıkışmış bir erkek... Bizim gibi olmayanlar, bizi anlayamazlar. Benim ailem de düzelirsin diyor. Fakat ben yirmiiki yaşındayım. Bu yaş aldıkça düzelecek bir şey değil. Bu arada Göksel ablanı tanımadan sevdim. Bizden bahsedecek kadar güvendiğine göre gerçekten iyi ve anlayışlı biri olmalı. İyi ki karşıma çıktın Yüksel" Gülümsedim. İçimden gelen şeyi yaptım. Yaklaşıp Baho'nun yanağına bir öpücük kondurdum. Geri çekildiğimde gözleri kapalıydı ve tebessüm ediyordu. Bu benim kalbimi tekletti. Bir adama tebessüm bile bu kadar mı yakışır. Yakışıyormuş. Baho "hemen evlenelim!" dedi. "Ne! Nasıl?" şaşırmıştım. Bu kadar çabuk beklemiyordum. "Ailelerimiz bir şey bilmesin. Bir süredir görüştüğümüzü ve evlenmek istediğimizi söyleyelim. Zaten bize karşı olan tutumlarından dolayı, onlar bize baskı yapar 'evlenin' diye. Kimse anlaşmamızı bilmesin. Bir çocuk yaparız. Sonra şehir dışına çıkar cinsiyet değiştiririz. İstediğimiz hayatı yaşarız" "O kadar kolay değil. Ben araştırdım. Cinsiyet değiştirmek için bekar olmak gerekiyor. Onun öncesinde de psikolojik testten geçmemiz ve hormon ilaçları almamız lazım. Çocuk olunca emzirmen gerekecek. İlaç kullanamazsın. Nasıl olacak? Uzun bir süreç bizi bekliyor. Sabredebilecek misin? Ve buna razı mısın? " Elimi tuttu. Güven verircesine sıktı" ben seninle her şeye varım. Bunları ben de araştırdım. Benim aklımdaki fikir, cinsiyet değiştirip evlenmekti. İkimiz de varlıklı ailelerden geliyoruz. Evlat ediniriz diye düşünüyordum. Ancak senin fikrin daha cazip. Bizim kanımızdan bir evlat sahibi olmak daha güzel. Emzirme konusuna gelirsek. Bebek doğduğu gibi resmi nikahı düşürürüz. Psikolojik testlere girmeye başlarız. Bebeğin anne sütü ihtiyacı da o zamana kadar dolar. Sütten kestikten sonra da hormon tedavisine başlarız. Nasıl fikir? " " Harika bir fikir. Peki ailelere ne zaman anlatalım? Yani evlilik düşündüğümüzü" çekinerek sormuştum. Sonuçta benim okulum vardı. Gerçi ailem zamanında demişti. Sen evlenmeyi düşün, eğer kabul edersen, okul bitmeden bile evlendiririz. Evlenirsen sana ev ve araba alacağız. Her ay da bankaya düzenli olarak hem senin hem karının hesabına maaş yatıracağız. Yeter ki evlen... demişlerdi. Amaçları sadece beni erkek olarak yönlendirmekti. O zamanlar kabul etmemiştim ama şimdi çok makbule geçecek. Beni düşüncelerimden sıyıran şey ise Baho'nun sesi oldu. "Bu akşam! Bu akşam ailenle konuş. Ben de konuşacağım. Yalnız yapmamız gereken bazı küçük oyunlar var" "Ne gibi?" "Ailelerimiz gerçeği bilmeyecek. O yüzden biraz sonra bana peruk alacağız. Ben senin ailenin yanına gelirken kız gibi giyinip, kız gibi davranacağım. Sen de benim aileme gelirken erkek gibi giyinip, öyle davranacaksın. Bir kaç gün traş olmasan sakal bıraksan olur mu? " İşte beklemediğim yerden soru geldi. Yapamam ki... " Baho... Ben bunu yapamam" Kırılmıştı. O benim için peruk takacaktı ama ben sakal bırakamıyorum. Ama çıkmıyor ben ne yapayım? "Anladım.senin bedenin tabii. Karar senin" Elini tuttum "beni yanlış anladın. Ben sakallarım ilk çıkmaya başladığında sir yaptırıyordum. Ama canım çok yanıyordu ve lanet şey kısa zamanda tekrar çıkıyordu. Ben de lazere gittim. Artık hiç çıkmıyor. Yoksa senin için bırakırdım. Ailen sorarsa köse olduğumu söylerim. Olur mu? " Gülümseyerek baktı "asıl sen kusura bakma. Bilmiyordum. O yüzden mi hiç sakal gözeneklerin yok" eli yanağına gitmişti. Yanağımı okşuyordu. Farkına varmadan gözlerim kapanmış, tebessüm edip, yüzümü eline yaslarken buldum kendimi. Gözlerim hala kapalıyken "evet. Sakallarım kalınlaşmadan kurtuldum. O yüzden hiç kalın gözenekler oluşmadı" dedim. O ise hala yanağımı okşuyor "çok yumuşak" diyerek iç çekiyordu. Gözlerimi açtığımda dudaklarıma bakarken buldum onu. Beni öpecek mi? Ah kalbim göğsümden firar etmek üzere. Tutun kalbimi. Ah bana yaklaşıyor. O dolgun dudaklar birazdan benim dudaklarımın üzerinde olacak. Yaklaştıkça nefesi dudaklarıma çarpıyor ve bu benim başımı döndürüyor. İşte değdi dudaklarıma. Çok kırılgan bir şeye dokunu gibi dokundu dudaklarıma. Tam geri çekilecek derken daha çok bastırdı dudaklarını dudaklarıma. Ben ömrümce böyle bir his yaşamamıştım. Sıradan öpücüğü derinleşmeye başladı. Dudaklarımı dudaklarının arasına aldı ve öpüşünü derinleştirdi. O benim alt dudağımı emerken, ben de onun üst dudağını emiyordum. Gittikçe hızlanan öpüşmemizden sonra alt dudağımı ısırdı ve dudaklarımı aralamamı sağladı. Dilini dilimde hissedince içim titredi. İlk kez biri dilime diliyle temas ediyordu. Kasıklarımda bir hareket hissettim. Sağ elini belime atıp beni daha çok kendine çekti. İstemsiz bir inleme döküldü dudaklarımdan ağzına. Ellerimi beline yerleştirip sıkıca sarıldım ona. Sol elini enseme atıp beni daha çok çekti kendine sanki çekebilecek yeri kalmış gibi. Bir bütün olmuş denize karşı öpüşüyorduk. Bu mutlu ortamı bozan bir ses duyuldu arkamdan "Yüksel!" "Gökçe abla!" "Sana inanamıyorum. Bunu da mı yapacaktın? Sokak ortasında" "Abla dur. Açıklamama izin ver" Elini kaldırıp beni susturdu "daha çok küçülme gözümde" ardından Baho'ya baktı. Baho utanır gibi başını eğdi ve daha sonra hafif tebessüm ile başını kaldırıp elini ablama uzattı "Merhaba ben Bahar. Yükselin kız arkadaşıyım" oha Baho sesini incelterek konuştu. Harbi kız gibi. Ne diyorum ben ya? Bedeni kız zaten. Gayet normal. Bu sefer utanma sırası ablama geçmişti "şey... Kusura bakmayın ben sizi şey sandım" "Önemli değil. Zaten genelde beni erkek sanan çok olur" gülümsedi. "saçların da kısa olunca... Yanlış anladım. Gerçekten özür dilerim" ablam mahçup mu oldu, bana mı öyle geldi. Yılların ego kelimesinin sözlük karşılığı mahçup oldu. Bugün tarihe yazılmalı. "Kısa süre önce bir rahatsızlık geçirdim. O yüzden sıfıra vurmak zorunda kaldım. İçim gitti ama sağlık daha önemli" "Tabii Bahar'cığım sağlık daha önemli. Ben gideyim artık" "Tamam abla. Yarın Bahar bize gelecek, ailemle tanışmak için. Onun rahatsızlığı ile ilgili bizimkilere bir şey deme. Ailesi bu konuda hassas. Bilinsin istemiyor" "Tamam Yüksel. Bir şey söylemem. Sen beni ne sanıyorsun?" "Tamam abla ya! Bir şey demedim" Ablam uzaklaşınca birbirimize baktık. Bir süre sonra aynı anda kahkaha atmaya başladık. "Sanırım peruk işi iptal oldu" "Aynen Baho"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE