Gün ışığının bulutlar arasından sızarak yüzüne vurduğu günün ilk saatlerinde, gözkapakları çalar saati duymasıyla aralandı. Gözlerini odanın içinde gezindirdi. Yattığı yatağından hızla doğrularak, düşünmeksizin hızla ayağa kalktığında, dengesini korumakta zorlanarak yalpaladı. Koridora doğru ilerledi. Mutfaktan gelen tabak sesleri, annesinin kahvaltı hazırladığının habercisiydi. Güneş ne kadar eve vursa da, günün soğuğu dışarıyı kuşatmıştı. Çetin bir kışın ve havanın en erken karardığı günlerin tam ortasındalardı. Minik bedenini soğuk ele geçirerek yatak sıcaklığını üstünden çoktan kaldırmış, buda ayılmasına sebep olmuştu. Mutfak kapısının önüne gelerek dayandı ve ocak başındaki annesine uykulu gözlerle baktı. Annesi geldiğini hemen fark etmiş, bakışlarını üzerine dikmişti. "Tatlım kaç

