Yeni Tim...

1274 Kelimeler
Üs bölgesindeki toplantı salonunda gece sessizliği hâkimdi.Masanın üzerindeki kalın dosyalar ise saatlerdir süren incelemenin ağırlığını taşıyordu. Masada oturan kişi Albay Sencer Alptegin’di. Karşısında ise ben vardım. Yeni kurulacak tim için asker dosyalarını tek tek inceliyorduk. Ama Albay Sencer… ince eleyip sık dokuyan bir komutandı. Gösterdiğim her dosyaya kısa bir bakış atıyor, sonra başını iki yana sallıyordu. “Olmaz…” dedi birinde. Bir diğerini açtım, sonra bir diğerini… hepsi aynı şekilde geçti. Son olarak elimde en son kalan dosya vardı. “Komutanım, seçilenlerin son dosyası,” dedim. Albay dosyayı aldı, sayfaları çevirdi. Ama yüz ifadesi yine memnun değildi. Birden ayağa kalktı.Sesini salonda yankılandırarak konuştu: “Bize karda yürüyüp izini belli etmeyen askerler lazım!” Albay, brifing ekranına yöneldi. Ekranda tanınan iş insanları gibi görünen ama aslında kirli işlerin başında olan kişiler vardı. Her biri saygın bir maskenin ardında tehlikeli planlar yürütüyordu. Parmaklarıyla birkaçını işaret ederek konuştu: “Büyük bir oluşumun içine gözümüz kapalı göndereceğiz. Düşman hiçbir şeyden haberdar olmayacak. Kendilerinden biri gibi görecek. Bu tim… sıradan bir tim olmayacak. En iyilerden kurulacak. Tamamen profesyonel, tamamen görünmez .” Toplantı salonunda sessizlik hâkimken kapı çalındı. İçeriye Yarbay Mesut Çevik girdi. Albay Sencer Alptegin'e selam verdi ve elindeki dosyayı Albay’ın önüne koydu. “Komutanım,” dedi, sesi ciddi... “Bunu size özel gönderdiler.” Albay dosyaya kısa bir bakış attı, başını onaylar gibi salladı. Mesut bir kez daha selam verdi ve sessizce salondan çıktı, kapı ardında kapanırken sessizlik tekrar salonu doldurdu. Albay dosyayı açtı ve içindekileri gözden geçirmeye başladı. Dosyada sekiz askerin bilgileri vardı. Birer birer sayfaları çevirdi, her birini hızlıca inceledi. Sonra başını bana çevirdi. “Tamam, bunlar…” dedi, sesi kararlı ve ölçülü. Gözleri ilk sayfada durdu. Parmaklarıyla üzerine dokundu. “İlk isim olarak Binbaşı Ubeyde Hacıoğlu,” dedi. Ben hafifçe başımı salladım. Albay devam etti: “Uzmanlık alanları: Derin sızma operasyonu Kimlik değiştirme ve kamuflaj Psikolojik manipülasyon İleri seviye sorgulama teknikleri Yakın muharebe İstihbarat toplama ve analiz Birinci adamımız bu.” Ben dikkatle dinlerken Albay diğer sayfayı çevirdi. Dosyada ikinci askerin bilgileri vardı, ama gözleri hemen başka sayfalara kaydı. “İkinci adamımız bu,” dedi, sesi salonun sessizliğinde net bir şekilde yankılandı. “Kıdemli Yüzbaşı Tuluyhan Öztürk.” Albay devam etti: “Uzmanlık alanları: Taktik operasyon planlama Yakın muharebe Keskin nişancı İleri seviye silah kullanımı Rehine kurtarma İstihbarat toplama ve analiz Gizli görevlerde koordinasyon "Kritik görevler için ideal, daha yeni sınır ötesinden gelmiş" dedi. Albay sayfayı kapattı ve kısa bir duraksama yaptı. Gözleri bir sonraki dosyaya kaydı yüzünde memnun bir ifade belirdi. “Bunlar, timimizin temel taşları olacak,” dedi. Tuluyhan’ın dosyasını kapattıktan sonra diğer sayfaya geçti. Gözleri yeni sayfada durdu. “Üçüncü adamımız bu,” dedi. “Kıdemli Yüzbaşı Mengühan Öztürk.” "Tuluyhan'ın ikizi; “Uzmanlık alanları: Bomba imha ve patlayıcı madde yönetimi İleri seviye silah kullanımı Yakın muharebe Saha taktikleri ve görev planlama İstihbarat toplama ve analiz Kaldı iki,” diyerek diğer dosyalara göz attı, gözlerinde hafif bir memnuniyet ifadesi belirdi. Albay , geri kalan dört kişinin dosyaları arasında kararsız kalmıştı. Açıkçası ben de merak ediyordum hangi isimlerin öne çıkacağını. Dördüncü dosyayı açtı ve parmağını sayfaya koydu. “Dördüncü…” dedi. Ben, hafifçe merak ederek sordum: “Komutanım, kadın asker alınacak mıydı?” Albay, hafif bir gülümsemeyle başını salladı. “Bu saplar her yere kendilerini sokamazlar. Yönlendirecek,yontacak çiçeklerede ihtiyacımız olacak." dedi “Teğmen Arya Ateş,” diye açıkladı. “Uzmanlık alanları: Bilişim güvenliği ve siber istihbarat Sızma operasyonları ve gizli girişler Silah kullanımı ve yakın muharebe Operasyon destek ve koordinasyon Doğru görevlerde kritik destek sağlayacak bir isim. Timimize denge ve teknoloji uzmanlığını getirecek.” dedi. “Timimizin çekirdek kadrosu hazır" Ama bir isim üzerinde bayağı düşündü Ben merakla bekledim. “Madem bu bir gizli tim olacak,” dedi Albay, parmağını hafifçe masaya vurarak. “O zaman kendi doktorları da kendileriyle olsun. Sahada her şey olabilir; yaralanma, zehirlenme, stres… Timimiz her açıdan bağımsız olmalı.” Bir süre sessiz kaldıktan sonra masadaki tüm dosyaları kapattı önüme yeni bir dosya açtı. “Son isim,” dedi, “Tabip Teğmen Eflin Bektaş.” Ben dosyayı dikkatle inceledim. Albay devam etti: “GATA mezunu bir doktor, ama aldığı özel eğitimlerle profesyonel bir asker hâline gelmiş. Keskin nişancılıkta derecesi var. Uzmanlık alanları: Saha tıbbi ve acil müdahale Travma ve hayati tehlike yönetimi Tıbbi malzeme ve ekipman yönetimi Keskin nişancılık ve uzun menzilli hedef kontrolü Yakın muharebe ve fiziksel mücadelede ileri seviyede yetkinliğe sahip. Timimiz için hem sağlık hem de stratejik destek sağlayacak. Herhangi bir kriz anında, hayat kurtarmak ve takımı sahada ayakta tutmak onun görevi olacak. Albay Sencer Alptegin, dosyaları tekrar gözden geçirirken ben dikkatle izliyordum. Bir an sessizlikten cesaret alarak, hafif ciddi bir sesle söyledim: “Komutanım… şunu fark ettim: Bu timin hepsinin dosyasında birer disiplin cezası var.” Albay, başını kaldırıp bana baktı. Kaşlarını hafifçe çatarken, odadaki sessizlik daha da yoğunlaştı. “Nasıl olur?” dedim, biraz endişeli bir şekilde. “Her biri kendi alanında profesyonel olabilir, ama geçmişteki disiplin ihlalleri… sahada problem çıkarabilir. Belki bunu göz önünde bulundurmalıyız.” Albay kısa bir duraksama yaptı, sonra derin bir nefes aldı. “Haklısın. Her birinin geçmişinde küçük ama kayda değer ihlaller var. Ancak şu var ki…” Gözlerini brifing ekranlarına çevirdi, timin fotoğraflarına baktı. “Bu cezalara rağmen… yetenekleri ve uzmanlıkları, onları sahada görünmez kılacak. Disiplin cezası geçmişte kaldı; artık önemli olan bugün ve sahadaki performansları olacak .” dedi bir süre sessiz kaldı sonra ; “Timur…” dedi bariton sesiyle. “Yarın sabah personelin münferit görevlendirme yazılarını çıkarın. Birliklerine ulaşsın.” Kısa bir duraksadı, gözleri masadaki dosyaların üzerinde gezindi. “En kısa zamanda hepsi burada, üste olacak.” Hemen toparlanarak başımı eğdim. “Emredersiniz komutanım.” Sabah erkenden masaya oturdum. Her bir tim üyesi için münferit görevlendirme yazılarını hazırladım. Ubeyde’ye, Tuluyhan’a… Mengühan’a, Arya’ya ve Eflin’e… her birinin ulaşım adresine ayrı ayrı gönderdim. Toplanma yeri ve saati intikal talimatı netti. Kağıtları gönderdikten sonra derin bir nefes aldım. ~~~ Binbaşı Ubeyde Hacıoğlu – Gölge Operasyonun sonuna gelmiştik. Harabe bir binanın çatısında diz çökmüş, sokağı dürbünle izliyordum. Kulaklığımdan timdeki askerin sesi geldi: “Alan temiz komutanım.” Başımı hafifçe salladım. Toparlanın dönüyoruz dedim. Karakola geldiğimizde odamın önünde bir astsubay bekliyordu önümde hazır ola geçti. “Komutanım, karargâhtan emir.” Zarfı açıp kağıdı çıkardım. Gözüm tek bir satırda takılı kaldı Toplanma yeri ve saat verilmişti. "Hakkımızda hayırlısı" dedim. Kağıdı katlayıp cebime koydum. Kıdemli Yüzbaşı Tuluyhan Öztürk – Timuçin Elimde kahve kupası ile , masadaki boşanma dilekçesine bakıyordum. Tam o sırada kapı çaldı. Kapıyı açtım, karşımdaki asker selam verdi: “Komutanım, karargâhtan emri var .” diyip zarfı uzattı. Alıp açtığımda münferit görevlendirme yazıyordu toplanma yeri ve saati belirtilmişti. Başımı hafifçe salladım. "Bize askerlikten başkası yaramaz " dedim ve askeri gönderdim. Kıdemli Yüzbaşı Mengühan Öztürk - Ogeday Patlayıcı düzeneğin başında diz çökmüştüm. Kabloları dikkatle inceliyordum. Etrafımdakiler nefeslerini tutmuştu. “Geri çekilin,” dedim. Son kabloyu kestim. Bir saniye geçti. İki saniye… hiçbir şey olmadı. Telsizden anons ettim; “Düzenek nötralize edildi. Bölge kontrol altında.” Geriye gelip ekipmanları çıkartıyordum bir er koşarak yanıma geldi: “Komutanım, karargâhtan emir.” Eldivenlerimi çıkarıp kağıdı aldım. Okudukça kaşım hafifçe kalktı. Toplanma yeri ve saati verilmişti. İçimden "hadi bakalım" dedim. Teğmen Arya Ateş – Tomris Karargâhın siber operasyon odasında ekranların mavi ışığı yüzüme vuruyordu. Parmaklarım klavyede hızla hareket ediyordu. Kapı tıklandı. Bir asteğmen içeri girdi: “Elinizdeki işi bırakmanız gerekiyor teğmenim. Karargâhtan özel emir.” diyip zarfı uzattı. Zarfı açıp okuduğumda gözlerim büyüdü. Toplanma yeri ve saati verilmişti. Heyecanlandırmıştı beni... Tabip Teğmen Eflin Bektaş – Mergen Sınırdaki çatışmada yaralanan askere ilk müdahaleyi yapmış, ardından helikopterle hastaneye nakletmiştim. Eldivenlerimi çıkarıp maskemi indirdiğimde arkamda bir asker durdu. “Komutanım, karargâhtan emir.” dedi. Başımı çevirdim, elindeki zarfı aldım ve açtım. İçinde münferit görevlendirme yazısı vardı: toplanma yeri ve saati net bir şekilde belirtilmişti. "hayırlısı" dedim içimden..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE