“Yenge!” Aniden kapının açılmasıyla Çiçek irkilmişti. İçeriye dalan Eylül’den başkası değildi. “G-günaydın Eylül’cüm. Ne oldu?” “Yenge! Yenge abim vurulmuş!” *** Genç kadın karşısındaki beyaz duvara bakarken şimdi kocasının ne hissettiğini anlayabiliyordu. Bu berbat bir histi. Hatta iğrençti. Çığlık atmak istiyordu. Galiba birilerine saldıracaktı, içinde bastırılmış olan öfkesi her an patlamak üzere olan bir volkan gibiydi. İçten içe sinir krizi geçiriyordu. "Yenge... İyi misiniz?" Çiçek ağlamak yüzünden şişmiş olan gözlerini önce yavaşça kapattı. Sabır kasesi dolmak üzereydi. Titrek bir nefes alıp verdiğinde sıkışan göğsünün birazda olsun genişlemesi gerekirken dahada sıkışmıştı. Solgun gözlerini sonra Boran'a çevirdi. Gözlerindeki bakış saf öfkeden ibaretti. Boran ilk defa p

