Belki Giritli konağından hiç çıkmasaydım. Hiç Melike gibi, Vildan gibi, Gökhan ya da Aydın gibi arkadaşım olmasaydı ne makineye bulaşık yerleştirmeyi bilebilirdim ne de deterjan gözüne hangi deterjanın koyulacağını. İkizler bilmezdi mesela, Neslihan yengemin de biliyorsa bile unuttuğunu düşünüyordum. Ama benim arkadaşlarımla geçirdiğim vakitler, koca bir imparatorluğun o koruma kalkanlı hayatının dışında da bir hayat olduğunu, bulaşıkları sudan geçirmenin ya da çamaşır makinesine hangi renklerin bir arada atılacağının inceliklerini de öğretmişti. Öğretmişti ve ben bugün kendi evimde dört kişilik bulaşığı sudan geçirirken bir yandan da makineye dizen Levent'i seyredebiliyordum. İçten içe onun karşısında dünyadan bir haber birisi gibi gözükmek istemiyordum. Kalburüstü ailelerin koruma alanın

