Kabristanda saatlerdir oturuyorum. Yaşadığım büyük acının üstünden günler geçmişti. Ama kalbimde ki acı hiç azalmamıştı. Her gün buraya gelip Sedat ve Deniz'den bağışlanmayı diledim. Belki de artık kafayı yemeye başlamıştım. Her gün ayaklarım beni buraya getiriyordu. Elimin altında ki toprağı sıkıp avuçlarımın içine aldım.Sinirden kendime saysamda bir şey değişmiyordu. Bu iki insanın burada yatmasının tek suçlusu bendim. İyi gelir diye verdikleri izin de beni bir bilinmezliğe sürüklüyordu. Sanki bir kararın eşiğindeyim ve izin bittiğinde neler olacağını yaşayıp göreceğim. -Bir kaçış yolu olsa ya da beni de yanınıza alsanız. Artık her şey zor geliyor. Ne ailemin yüzüne bakabiliyorum ne de arkadaşlarımın. Herkes suçsuz olduğumu söylüyor. Bana göre ise tam tersi... Göz yaşlarım akarken

