İbrahim, oturduğu yerden hızla fırlayarak merdivenlere doğru yöneldi. Arkasından Yeliz’in sesini duydu: "İbrahim, gitmene gerek yok!" Yeliz'in neden böyle söylediğini anlamasa da, içgüdüsel olarak ona güvenip durdu. Karar vermeden önce düşünmeye gerek duymamıştı. Yeliz, hızla televizyonun asılı olduğu yaşam ünitesine doğru yürüdü. Her adımı sert, kararlı ve tedirgin ediciydi. Elleri dolabın kapaklarını açarken hafifçe titriyor gibiydi, fakat gözleri büyük bir soğukkanlılıkla dolabın içindekilere odaklandı. Yavaşça, dolabın içinden birkaç tabanca çıkardı. İbrahim oldukça şaşırmıştı. Kalbi, aniden hızla atmaya başladı. İbrahim, boğazında yükselen gerilimi yutkunarak bastırmaya çalıştı. Yeliz, sırtını koltuğa dayayarak yavaşça yere çöktü. Kolları, silahları ustalıkla kontrol ederken, yılların

