Bölüm 2

1496 Kelimeler
Fatih, evin kapısından girerken, evde sadece annesini bulmayı bekliyordu. Ceketini portmantoya atarken, seslendi. “Esma sultan oğlun geldi!” dedi. Esma hanım ayaklanıp misafirlerine baktı. “Geldi benim küçük hayta.” dedi gülümseyerek. Oğluna doğru yürüdü. Fatih, kendisine doğru yürüyen annesini görünce gülümsemeye başladı. Ancak gülümsemesi arkasındaki misafir ordusunu görünce yarım kaldı. Annesini kendine çekip sarılınca kulağına fısıldadı. “Hayırdır sultanım bugün gün falan mı var?” dedi. Annesi, kafasını sağa sola sallayarak geri çekildi. “Hayır Fatihim, aile dostlarımız gelmiş. Yakup Nalband. Hatırladın mı? Babanla pek yakınlardı. Bir de kızları var maşaallah pek de güzel olmuş.” dedi. Fatih gözlerini devirerek annesine baktı. “Bizi evlendirmeye çalışmaktan vazgeçmedin anne.” diye iç çekti. Fatih, kendisine bakan misafirlerle ne kadar göz göze gelmemeye çalışsa da, başarılı olamayınca gülümseyerek başıyla selam verdi. “Sultanım biraz terliyim, şirkette zor bir gün oldu. Hemen bir duş alayım.” dedi. Annesi başıyla onaylayıp oğlunun odasına gidişini kısa süre izledikten sonra misafirlerin yanına döndü. Fatih basamakları inerken kafasını sağa sola sallayarak cebinden telefonunu çıkardı. Açmasını umarak abisini aradı. Birkaç kez çalan telefon açılmayınca kendi kendine mırıldandı. “Uğraş dur görücülerinle.” dedi ve odasındaki banyoya girdi. Evin bahçesine girerken kardeşinin aramasını gören İbrahim, nasılsa evde konuşuruz diye düşünerek telefonunu açmadı. Ediz, aracın motorunu durdurup İbrahim’in olduğu yolcu koltuğuna doğru geçerek, kapısını açtı. “İbrahim Bey, şöförlerden birini alıp Fatih beyin motorunu getirmeye gideceğim. Başka bir emriniz var mı?” dedi. İbrahim, fazlasıyla yorgun görünen Ediz’in yüzüne baktı. “Sen git dinlen fazla yorgunsun. Yarın kendisi alır motorunu.” dedi. Ediz, fazlasıyla yorgun olduğunu biliyordu. Ama bu aile ile ilgili ne kadar araştırma yaparsa, nefret ettiği bu görevin o kadar çabuk biteceğini de biliyordu. Yine de, iki gündür uyumamış olduğu için dikkatinin oldukça dağınık olduğunun da bilincindeydi. Derin bir nefes alıp verdi. “Tabii İbrahim bey, teşekkür ederim.” dedi. İbrahim, araçtan gülümseyerek indi. “Lafı bile olmaz, sen en iyi adamlarımdan birisin.” diye karşılık verince Ediz, yüzüne en gerçekçi sahte minnet duygusunu yerleştirerek gülümsedi. İbrahim, evin içine doğru ilerlerken Ediz de kendi evine gitmek üzere harekete geçti. Kırlangıç, bilgisayarın başında adeta klavye ile savaş veriyordu. Sekmelerin arasında hızla gezerken, gözünden bir şey kaçmadığına emin olmaya çalışıyordu. Ne yüz, ne ses, ne yazı ne de kimlik bilgisi eşleşmesi bulamıyordu. Öfkesinden ağlama noktasına gelmişti. Ajan olduğu günden beridir duyguları hiç bu kadar kontrolden çıkmamıştı. Gözleri dolu dolu olmuş ekranı puslu görürken öfkeyle elindeki bilgisayar faresini yere çarptı. “Yok!” diye çığlık attı. Bilişim bölümünde kendisi ile çalışan diğer ajan gözlerindeki korkuyu gizleyememişti. Kırlangıç gibi özel bir göreve gitmiş bir ajanın hem içerde hem dışarda iş yapacak kadar yetenekli olduğunu biliyor, onun bu öfke krizine karışmak istemiyordu. Zaten kendisinden daha iyi olan başka bir ajana akıl vermeye kalkışacak kadar da aptal değildi. Mürsel, her gün aynı çığlığı ve parçalanan bir plastik sesini duymaya alışmıştı. Son 1 yıl içinde bu onlar için bir rutin haline gelmişti. Çekmecesine koyduğu farelerden birini alarak, Kırlangıç’ın olduğu odaya doğru ilerledi. Fareyi kutusuyla birlikte masanın üzerine bırakıp Kırlangıç’ın yanına doğru yürüdü. Bir yıldır her gün azimle istediklerini arayan kızın ilk defa omuzlarını düşürdüğünü görüyordu. Kontrolünü hepten kaybettiğini anlamıştı. İç çekerek Kırlangıç’ın omzuna elini koydu. “Biz senin ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz. Eninde sonunda bulacaksın.” dedi. Kırlangıç kafasını sağa sola salladı. “Bulamıyorum başkanım olmuyor.” dedi burnunu çekerek. Elinin tersiyle gözlerini silip Mürsel’e baktı. “Bununla gurur mu duyarsınız, kendinize mi söversiniz bilemiyorum. Ama saklanma konusunda o kadar başarılı yetiştirmişsiniz ki, sızabildiğim hiçbir yerde yok.” dedi. Mürsel yarım ağızla gülümsedi. Kırlangıç’ın göxlerine baktı. “Başına ne gelirse gelsin burası Hançer’in kendisini bulduğu yer. Biz onu bulamasak da o bize eninde sonunda gelir. O zamana kadar, Hançer’i aramaya devam edeceğiz.” dedi. Kırlangıç bunun ne demek olduğunu biliyordu. Teşkilat, Hançer’i geri göreve çağırmak istiyordu. Emekliliğini istemiş, malulen emekli olmuş bir ajanı aramak demek, büyük bir problem var demekti. Zaten kendisinin de bildiği bu sorunu da herkes bilmediği için konu hakkında üstü kapalı konuşmayı tercih ediyorlardı. Kırlangıç, Mürsel’i kafasıyla onayladı. Her mouse kırdığında yaptığı gibi, yeni gelen mouse u bilgisayara taktıktan sonra kendisine bir kahve alıp, aramaya devam etmeyi planlıyordu. Ancak mouse u ararken Avcı’dan merkeze gelen kriptolu aramayı görünce bundan vazgeçti. Mürsel, eliyle aramayı yanıtlamasını işaret edince, aramayı hızla yanıtlayıp dev ekrana aktardı. “Avcı.” dedi Mürsel. Avcı’nın yorgun gözleri ekrana kilitlenmiş duruyordu. “Başkanım, Kırlangıç. Kara ailesinde ters giden bir şey yok. İbrahim Kara’nın şirketteki odasına bir bözcek yerleştirmek istiyorum.” dedi. Mürsel kafasını ileri geri salladı. “Yerleştir bakalım. Emin misin, silah kaçakçılığı, uyuşturucu birşey olmadığına.” dedi. Ediz, kafasını sallayarak onayladı. “Şuan için net bir delil yok başkanım. İbrahim Kara, birkaç özel şirketin ihalesinde tehdit ve yolsuzluk yapmış sadece.” dedi. Mürsel omuz silkti. “Bizi ilgilendirmez, özel şirketlerle mevzusu kendisinin sorunu. Biz bu hesaplara kripto para ile gelen yüksek meblağların peşindeyiz.” dedi. Ediz iç çekti. “İlginç bir biçimde İbrahim Kara’nın kripto parayla ilgisi yok gibi duruyor. Ortada çok gezinmeyen bir erkek kardeşi var. O yapıyor olabilir.” dedi. Kırlangıç kafasını ileri geri salladı. “Söylemiştim başkanım, o aileden öyle bir iş çıkmaz.” dedi. Mürsel kıza baktı. “Yine de araştırmak zorundayız.” dedi. Kırlangıç kafasını kısaca salladı. “Başka gelişme var mı?” diye sordu Mürsel. Avcı gülümsedi. “İbrahim Kara’nın beni iyice yakınına alması an meselesi. Ondan sonra neler olduğunu öğreniriz.” dedi. Mürsel aldığı bu habere gülümsedi. “Güzel, sana verdiğimiz kimlik ve CV iş yaptı mı?” dedi. Avcı kahkaha atarak karşılık verdi. “Yapmaz olur mu? Herkes, Asaf Ediz Süer, eski asker olarak her yerde sorgularımı görebiliyor.” dedi. Kırlangıç gülümsedi. “En baba hackerlar bile seni gerçek bir kişi sanacak.” dedi göz kırparak. Avcı iç çekerek gülümsedi. Gözlerindeki hüzün okunabilir hale gelmişti. Cevabını bildiği sorusunu her günkü gibi sordu. “Hançer’i bulabildiniz mi?” dedi. Kırlangıç umutsuzca kafasını sağa sola salladı. “Tek bir iz bile yok.” dedi. Avcı, iki elini yüzüne sürdü. “Ya sabır. Tam da ihtiyacımız olduğu anda.” dedi iç çekerek. Mürsel kafasını ileri geri salladı. “Bu kadar yeter, hadi Avcı sen dinlen. Biz de işimize bakalım.” dedi. Kırlangıç görüşmeyi sonlandırınca Mürsel, Kırlangıç’ a döndü. “Sen de bir iki saat kadar dinlen de işine öyle devam et.” dedi. Kırlangıç, adamı başıyla onaylayıp odadan çıkmak üzere ayağa kalktı. Fatih duştan çıktığında odasındaki koltukta oturan abisini görünce şaşırmıştı. Yarım ağızla gülerek abisine baktı. “Gelme diye aradım, açmadın.” dedi. İbrahim kafasını sağa sola salladı. “Zaten kapıdaydım. Kimi getirmiş bu defa?” dedi. Fatih pis pis sırıtıyordu. “Nalbandların kızı.” dedi. İbrahim kahkaha attı. “Sümüklü Dilşad mı?” dedi. Fatih tek kaşını havaya kaldırarak abisine baktı. “Valla sümüklü mü değil mi bilmem ama, uzaktan gördüğüm kız oysa, Dilşad da Dilşad yani.” dedi. İbrahim yanındaki yastığı üzerine tişört geçiren kardeşine fırlattı. “Siktir lan. Dilşad da Dilşad sa sen alsana.” dedi. Fatih kıkırdadı. “Ben Ekin’den ağzımın payını aldım abi. Aman diyeyim.” dedi. İbrahim kafasını sağa sola salladı. “İbneye bak sanki biz yaşamadık aynılarını.” dedi ve ekledi “Hazırsan yukarı çıkalım. Yemek vakti.”. Fatih gülümsedi. “Hemen patronluğa başlar iş verirsin sanıyordum.” dedi sırıtarak. İbrahim kafasını sağa sola salladı. “İmparator gece çalışır. Sabah vakti iş vermek ayıp olur.” dedi. İkisi birlikte gülerek misafirlerin yanına doğru çıkmak üzere harekete geçtiler. Misafirleri ile birlikte yemek yerlerken, İbrahim, zorla yanına oturtulan Dilşad’ın sorularına maruz kalıyor, kafasını bile kaldırmadan geçiştirecek cevaplar veriyordu. Fatih, abisinin haliyle fazlasıyla eğlenirken, Esma hanım da evlenmeye niyeti olmayan oğullarına ölümcül bakışlar atıyordu. Yakup Nalband en sonunda lafa girme ihtiyacı hissetmişti. “Eee İbrahim, babanın işleri büyütmüşsün diye duydum.” dedi. İbrahim gülümseyerek çatalını tabağının kenarına bıraktı. “Öyle oldu Yakup amca, siz neler yaptınız?” dedi. Yakup gülümsedi. “Dilşad’a devredeceğim işte işleri. Artık emekli olmayı düşünüyorum. Dilşad’da inşaat mühendisi oldu.” dedi. Adamın kızını vermeye fazlasıyla hevesli oluşunun nedenini anlamıştı. Belli ki inşaat işine gireceklerdi ve yatırımcı olacak birini arıyordu. Dilşad, birçok adamın hayır diyemeyeceği kadar güzel bir kadın olsa da, babasının niyetini anlayamayacak kadar saf olduğu için, İbrahim’in bir ömür boyu çekebileceği türden bir kız değildi. İbrahim derin bir nefes alıp verdi. “Ne güzel, iyi bir yatırımcınız yok sanırım.” dedi. Yakup’un bozulan yüzüne aldırış etmeden yemeğini yemeye devam etti. Fatih, olanlarla oldukça eğlenirken Dilşad, İbrahim’e baktı. İbrahim daha fazla dayanabilecek gibi hissetmiyordu. “Müsaadenizle, ben biraz yemeği fazla kaçırdım. Fatih’le de şirketle ilgili bir konuşma yapmamız gerekiyor. Kahveye yetişiriz.” dedi Fatih’e bir göz kırparak. Fatih hemen ayaklandı. “Zaten ben de yemeği çok kaçırdım. Hemen şu işleri halledip gelelim.” dedi. Masanın başına dolanıp annesinin yanağına bir öpücük kondurarak abisinin peşi sıra bahçeye doğru yürüdü. Abisi, yeni yaktığı sigarayı kardeşine uzatıp, kendisine yenisini yaktı. Fatih bir elini cebine sokarak abisinin tam yanında durdu. Abisinin kafasına takılan bir şey olduğunu biliyordu. “Hadi söyle bakalım kimi?” dedi. İbrahim, kardeşine hiç bakmadan sırıttı. “Hikmet Karay. Büyük bir ihalenin peşinde.” dedi. Fatih gülümsedi. “Kolay, bunların güvenlik sıfır bile değildir. Çocuklar bile sızar.” dedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE