⚫️ SUSTUKLARIN SANA NELER ÖĞRETİR

1123 Kelimeler
📖 4. BÖLÜM – SUSTUKLARIN SANA NELER ÖĞRETİR Hayat, insana en büyük dersleri çoğu zaman ses çıkaramadığı anlarda verir. İnsan sustuğu yerde büyür, sessiz kaldığı yerde gerçekleri daha net görür. Çünkü konuşurken kelimeler birbirine çarpar ama susunca zihnin berraklaşır. Benim de bir dönemim vardı; konuşmadım, anlatmadım, açıklamadım. Sadece izledim, dinledim, öğrendim. Ve anladım ki: İnsan en çok susarken değişir. Bazen bir sözün boğazımda düğümlendiğini hatırlıyorum. İçimde kopan fırtınaları kimse görmesin diye kendimi geri çektiğim günler. Dillendirmediğim kırgınlıklar, cevap vermediğim haksızlıklar, içime attığım öfkeler. Hepsi birikti, ağırlaştı, sonra da beni ben yapan tecrübeye dönüştü. Sustuğum her şey bir süre sonra beni eğitti. Sustuğum insanlar, sustuğum olaylar, sustuğum anılar; hepsi sırayla ders verdi bana. İnsan bazen içinden bir şeyleri söküp atmak yerine saklar, sakladığını ise zamanla anlar. Zaman öğretir. Bir gün kendimi yine aynı döngünün içinde bulduğumda kafamın içinde yankılanan cümle şuydu: Sen sustun diye kaybettim sananlar, aslında suskunluğunu anlamaktan aciz olanlardı. Sessizlik sanıldığı gibi güçsüzlük değilmiş; sessizlik bir fırsatmış. İnsan sustuğunda karşısındakini daha net görüyormuş. Kimin yüzü sahte, kimin gülüşü delik deşik, kimin sarılması çıkar kokuyor; hepsi sessizlikte belli oluyormuş. Ben sustukça insanların gerçek yüzleri ortaya çıkıyordu. Dün dostum olan, bugün yüzü değişenler; bugün iyi görünen, yarın sırtını dönenler; yalnız kaldığımda bile beni yalnızlığa bırakanlar. Sustuğumda hepsini daha net tanıdım. Söylemek istediklerimi dile getirmediğim günlerde kalbim konuştu aslında. İçimdeki dayanma gücü dışımdaki koca dünyaya inatla ayakta duruyordu. Bazı suskunluklar kendini korumanın tek yoluydu. İnsan bazen konuşursa kırılır, konuşursa kaybeder ya da yanlış anlaşılır. Ama sustuğunda hiçbir şey kaybetmez. En fazla içinde birikir ama biriken her şey bir gün olgunluğa dönüşür. Hayatımda herkesin konuştuğu ama benim sustuğum o dönemde öğrendiğim en önemli şey şuydu: İnsan kendi içini iyileştirmeden dışarıdaki hiçbir şeyi düzeltemezmiş. Sustuğum günlerde zihnim sürekli çalıştı. Kim yanımdaymış gibi görünüp aslında en uzağımdaydı, kim sessizliğimi anlayacak kadar gerçekti? Sadece gözlemledim. Gözlemlemek konuşmaktan çok daha güçlüymüş. Çünkü konuşurken insan kendini kanıtlamaya çalışır, susarken ise karşısındakini çözmeye başlar. Yediğim darbelerin hepsi, o an acı verse bile bana ileride güç verdi. Bazen geceleri kendime neden karşılık vermediğimi sordum. Cevap hep aynıydı: Çünkü artık kavga etmek istemiyordum. Zaman kaybetmek istemiyordum. Konuşmayı değil dinlemeyi, bağırmayı değil anlamayı seçtim. Sustukça fark ettim ki insan sessizken kendini daha iyi duyuyor. Hayatın gürültüsü azalınca kalbin sesi yükseliyor. Kalbim ise bana doğru yolda olduğumu, sadece sabırlı olmam gerektiğini söylüyordu. Sabır, öğrenmesi en zor olan dersti. Acıya, haksızlığa, yanlış anlaşılmaya sabretmek. Ama sabır insanı öyle bir noktaya getiriyor ki bir gün dönüp ardına baktığında yaşadığın her şeyin seni bir yere hazırladığını görüyorsun. Bugün ayakta durabiliyorsam, sustuğum için duruyorum. Kendime güvenebiliyorsam, sessizlikle büyüdüğüm için güveniyorum. Sessizlikte kimin gitmek istediğini, kimin çıkarı için durduğunu daha net seçtim ve hayatımdaki insanları böyle ayıkladım. Aynaya baktığımda kendime sen artık sustuğun için güçlü olan birisin dedim. Çünkü konuşmayı ve kavgayı herkes yapar; ama susup yürümek, sabretmek ve olgunlaşmak herkesin harcı değildir. Yük, zamanla hafifliyor çünkü tecrübe ağır olanı alıyor, hafif olanı bırakıyor. Bir gün artık kırılmadığımı fark ettim. Aynı sözlere, aynı insanlara kırılmıyordum çünkü daha önce o acıyı tatmıştım. İnsan bir acıyı ikinci kez yaşadığında daha kolay kabulleniyor. Sustuğum her an bugün olduğum kişiye bir tuğla eklemişti. Herkes hayatı anlatırken ben hayatı anlamaya çalışmıştım. Sustukların seni önce yorar, sonra olgunlaştırır, en sonda da güçlendirir. Sustuğun için kaybettiğini düşünürsün ama aslında en çok o anlarda kazanırsın. Çünkü tecrübe sessizliğin içinden doğar. Sustuğumda sesini yükseltenler gözümde küçülüyordu; çünkü ben sessizliğimle büyürken onlar aynı yerde kalıyordu. İnsan sustukça içindeki aynaya bakıyor. O aynada gördüğüm kişi artık geçmişteki o kırılgan kişi değildi. Daha sağlam, daha temkinliydim. Bana zarar verenlerin adını unutsam bile hissettirdiklerini unutamıyordum. Suskunluğum unutmam için değil, anlamam için vardı. Anlamak, affetmekten çok daha zor bir yoldu; sabır ve yüzleşme isterdi. Ben hepsini yaşadım. Beni kıran insanlar o gün olduğu yerde kalmıştı, ben ise o kırılmadan sonra yüzlerce adım yol almıştım. Bazı susmaklar ilerleyene yarıyormuş. İnsan kimseye hesap vermek, neden uzaklaştığını veya neden vazgeçtiğini açıklamak zorunda değil. Giden kendini korumak için gider, susan kendini tüketmemek için susar. İnsanların neden konuşmadın sorusuna artık tek bir cevabım vardı: Çünkü anlamayacak birine kendimi harcamak istemedim. Bazı insanlara dert anlatmak suya yazı yazmak gibidir, silinir gider. Benim çevremde hep suya yazanlar vardı, bu yüzden yıllarca içimde biriktirdim. En büyük savaş insanın kendi içindedir ve ben bu savaşta ayakta kalmayı öğrendim. Suskunluk bana sadece sabrı değil, çözümleri de getirdi. Artık sorunları bağırarak değil, sakin bir zihinle çözüyordum. Doğru insan zaten sessizliğimden ne hissettiğimi anlardı. Yeni tanıştığım insanlar beni sakin ve dingin buluyordu; kimse bu dinginliğin altındaki yorgunlukları ve tecrübeyi bilmiyordu. Sustuğum her şey içimden yeni bir ben çıkardı. Kırılgan olan gitmiş, yerine gerçekçi ve güçlü biri gelmişti. İnsan değişirken çevresi değişmiyor, sadece gözleri açılıyor. Eskiden tahammül ettiğin şeylerin aslında sana zarar verdiğini anlıyorsun. Kendimi, ne istediğimi ve neyin beni tükettiğini susarak öğrendim. Hayat kimseyi hak etmediği bir acıyla sınamaz; her acının içinde bir ders ve sonunda bir değişim vardır. Bugün olduğum kişiyle gurur duyuyorsam bu sustuğum için oldu. Sustuklarım beni tüketmedi, beni ben yaptı. Artık hangi kapıyı cesaretle kapatıyorsam sustuklarımın bana verdiği güç sayesindedir. Sessizlik bazen bir bitiş değil, bir başlangıçtır ve ben o başlangıcı çoktan yaptım. Zamanla insanlar için kendimi yormamayı öğrendim. Kalbimi kıran bir söz duyduğumda bırakıyordum ki acı içimde dolaşsın ve bana anlatacağını anlatıp gitsin. Bazı acılar tahribat bırakmaz, seni yeniden inşa eder. İnsan kendini kimsenin anlamadığı gün değişiyor; o gün susuyor ve kendine dönüyor. Bıraktıkça hafifledim, hafifledikçe güçlendim. Suskunluğumun insanları rahatsız ettiğini fark ettim çünkü insanlar kontrol edemediklerinden korkar. Ben sustukça beni çözemediler ama ben artık başkalarının hayal ettiği kişi olmayı bırakmıştım. Kimsenin enerjisini üzerime almadığım gün ilk kez gerçekten özgür hissettim. İçimdeki o güçlü sesi takip ettim. O ses bana hangi kapıyı kapatmam ve hangi insandan uzak durmam gerektiğini bir bir gösterdi. Artık kimseyi suçlamıyor, kimseyi değiştirmeye çalışmıyorum çünkü insan ancak kendini değiştirebiliyormuş. Eskisi gibi değilsin diyenlere artık sözlerimle değil seçimlerimle cevap veriyorum. Gidişlere kızmıyorum; bazı insanların gitmesi yer açmak ve kalbi hafifletmek için gerekliymiş. Kimin kalması gerektiğini anlamak için önce sessiz kalmak gerekiyormuş çünkü sessizlik gerçek yüzleri ortaya çıkarır. Suskunluğum artık bir yaşam biçimi. Beni koruyor, dinlendiriyor ve iyileştiriyor. Hayatımda hiçbir şey tesadüf değildi; sustuğum her şey beni bugüne hazırladı. Sustuğunda önce seni yok sayanlar, sonra merak edenler olur; ama en sonunda seni anlamaya başlayanlar çıkar. İşte o son grup gerçek insanlardır. Ben de gerçek insanlarla ve gerçek tecrübelerle yürümeyi seçtim. Kimsenin beni anlamasını beklemiyorum, sadece saygı duyması yeterli. İnsanı en çok yoran yanlış anlaşılmaya karşı kendini açıklamaya çalışmakmış. Her kelimenin bir bedeli var ve bazı insanlara harcanacak kelimen yoksa bu da bir tecrübedir. Sessizlik sadece uzaklaşmak değil, bazen toparlanmaktır. İnsan en büyük tamirini kendi sessizliğinde yapar. Susmak zayıflık değil, kontrol etmeyi öğrenmektir. Bazı cevaplar sözle değil mesafeyle verilir. Her susuşun bir dönüşü vardır; ya kendine ya da daha iyi bir insana. Ben kendi dönüşümü sessizliğimde buldum. İyi ki susmuşum, iyi ki beklemişim. Bugün olduğum yer, o sessiz günlerin bir armağanıdır.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE