Handan Hanım'ın kolları etrafımda kapandığında ne yapacağımı bilemedim. İlk birkaç saniye ruhum bedenimden ayrılmış gibi öylece durdum. Ellerim iki yanımda boşlukta asılı kaldı. Askeri okulda, operasyon sahasında, barut kokulu siperlerde her şeyi öğrenmiştim; ama bu durumu… bir annenin göğsünde ne yapmam gerektiğini kimse öğretmemişti bana. Sarılmak, benim sözlüğümde hayati bir eylem değildi. Kaya abim ve timim söz konusu olduğunda bir güven tazeleme biçimiydi sadece. Fakat bu… Kan bağımın olduğu ama kalbimin yabancı saydığı bu kadına karşı hissettiğim şey, bambaşka bir frekanstı. Sonra yavaşça parmak uçlarımın titremesini gizlemeye çalışarak ellerimi onun sırtına koydum. Kadın bir sonbahar yaprağı gibi titriyordu. Bütün bedeniyle, kemiklerine kadar sarsılan sessiz bir hıçkırığın içinde

