Şehrin uykuya daldığı bir saatte mahalle aralarında patlayan silahlar ve ardından gelen ağır makineli tüfek sesleri geceyi paramparça etmişti. Patlamalar öyle şiddetliydi ki pencere camları kilometrelerce ötede titremiş, lojmanların dış duvarlarına sıçrayan çakıl taşları yağmur gibi yağmıştı. İnsanlar yataklarından fırlayıp karanlıkta birbirlerine bakakalmış sonra derin bir sessizlik çökmüştü ortalığa. "İnşallah şehit yoktur" diye fısıldamıştı herkes içinden geçirerek. Ertesi sabah gazetelerde televizyonlarda ise tek satır, tek kare yoktu. Sanki şehrin rüyasında bile yer bulamayan karanlık bir kabustu yaşanan. Unutulması için el birliğiyle süpürülüp atılmıştı. İnsanlar tüm seslere rağmen sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi gündelik telaşlarına uyandılar. Karargahın koridorlarında ise bu

