Yoğun bir ders programının ardından nihayet son zil sesi duyulduğunda Nisa, bir an önce kendini dışarı atabilmek için apar topar çantasını yerleştirip çıktı sınıftan. Sanki her an biri kolundan tutup yeniden sıraya çivileyecekmiş gibi acele ediyordu. Güneş de ona yetişebilmek için nefes nefese arkasından koşturuyordu. "Kızım, az yavaş! Ne acelemiz var? Allah aşkına, yoruldum!" Nisa bir an duraksayıp arkasına baktığında ellerini dizine dayayıp iki büklüm duran arkadaşını gördü. Sahi, o kadar hızlı mı hareket etmişti? Farkında bile değildi. Sadece bir an önce o soğuk koridorları aşıp yurda gitmek istiyordu. Hakan'a yakalanmamak gibi bir endişesi kesinlikle yoktu! Ya da kimi kandırıyordu ki? Nisa geri dönüp Güneş'in önünde durdu ve elini omzuna dayayıp onun seviyesine eğildi. "İyi misin?"

