"Seni çok bekletmedim umarım." derken elini uzattı Fırat Nisa'ya doğru. Ne kadar acele etse de trafikte kalmış ve biraz gecikmişti. İstanbul gibi bir şehirde aksi ne mümkündü ki zaten. "Yok, hayır. Ben de yeni geldim sayılır." dedi Nisa onu rahatlatmak için. Heyecandan titreyen elini ona doğru uzattığında gözlerini bu defa kaçırmamış ve Fırat'ın gözlerine dikmişti. Eğer her şeyi anlatacaksa en başından cesur olması gerekiyordu. Güçlü görünmeliydi. Omuzlarını dikleştirdi ve oturması için Fırat'a hemen karşısındaki sandalyeyi gösterdi. "Mehmet Abi yok mu?" diye sordu Fırat henüz oturmadan etrafına bakınarak. Nisa ne kadar gizlemeye çalışsa da o daha geldiği ilk anda gerginliği hissetmiş ve direkt konuya girmektense havayı yumuşatmak istemişti. "Yok, dışarıda işi varmış. Garson kız biraz

