Ev sessizdi. Boris derin uykudaydı, Elena ise uyanıktı. Hava değişmişti. Telebris Cordis sabit ritmini koruyordu ama Elena’nın burnuna tanıdık ama yabancı bir koku geldi. Vampirce bir iz. Kael’in izi. Elena bir anda ayağa kalktı. Tırnakları uzadı, gözleri koyulaştı. Sessizce bebeğin odasına yöneldi. Kapı aralıktı. İçeriden hiçbir ses gelmiyordu ama Elena’nın içi kıpırdıyordu. Kapıyı itti. Kael, beşiğin yanında duruyordu. Gözleri bebeğe dönüktü. Elena bir an dondu. İçgüdüleri bağırıyordu. Bu bir ziyaret değil—bir sızmaydı. “Geri çekil,” dedi Elena. Sesi alçaktı ama damar taşıyordu. Kael başını çevirdi. “Sadece bakıyordum.” Elena bir adım attı. “O benim çocuğum. Boris’in.” Kael sustu. Gözleri Elena’ya döndü. “Sen hâlâ rüyayı inkâr ediyorsun.” Elena saldırdı. Hızla, sessizce. Tırnakla

