Karanlık sokakları seyrederken gözlerim, direksiyon başındaki Cem’e kaydı. Ellerini direksiyona sıkıca kenetlemiş, bakışlarını yola sabitlemişti; arada dikiz aynasından bana kaçamak bakışlar atıyordu. Sağ koltukta oturan Yiğit ise camdan dışarıya bakıyor, parmak uçlarıyla dizine hafifçe tempo tutuyordu. İkisi de beni eve bırakacaklardı. Ama aklım hâlâ Yüzbaşında asılı kalmıştı. Elimde hâlâ o tetiğin soğukluğu… O anın ağırlığı parmak uçlarımda taş gibi duruyordu. Aptal gibi elim neden orada durmuştu ki? Farkında bile değildim; arabayla tümsekten geçtiğimizde parmağım istemsizce baskı yapmıştı. Şimdi hâlâ inanamıyorum… İlk kez elim bir silah tutmuştu ve üstelik birini vurmuştum. Midemde sert bir düğüm oluştu; boğazımdan aşağı inmek istemeyen bir suçluluk yumağı… Korkunç bir histi. Allah’t

