Kendime hâkim olmanın zor olduğunu fark edince,
"Benim için bu kadar güzelim. Yapamıyorum zaten." diyerek durumdan kendimi sıyırdım.
Lavin oturdu. Uzanıp yanağımdan öptü. Yaşadığımdan emin olamadım o an.
"Sen harika birisin. Olduğu kadar. Bayağı uğraştın benim için. Teşekkür ederim."
Ya da buna benzer şeyler söyledi. Ama ben hala yanağımdan öptüğünde kalmıştım. Zorlukla kalkıp kendimi banyoya attım. Tabii elimle idare etmek zorunda kalan küçük Gurur'un gururu bayağı kırılmıştı. Ama artık o da nefes alıp onunla ilgilebildiğime şükretsin.
Ne hayal ettim, ne buldum diye dile gelse şaşırmazdım. Ki gelmiş kadar olup elime yüz vermedi. Ben de duşa girdim. Kapının sesiyle irkildim.
"Gurur, işin uzun sürecek mi? Yapış yapış kaldım."
"Beş dakikaya çıkıyorum."
Bu evde tek banyo olduğunu sürekli unutuyordum. Alışık değilim ki. Köpüklerden kurtulunca belime havlu sardım. Dışarı çıktım. Tabii Lavin' le burun buruna gelmeyi beklemiyordum. Lavin telaşla birkaç adım geri attı. Beni süzdü.
"Vay be. Cem gerçekten çok şanslı. Hayatta gördüğüm en seksi V'ye sahipsin."
"V?"
Alfabede böyle bir harf olduğunu bile unuttum o an. Neyden bahsettiği hakkında da hiçbir fikrim yoktu. Mantık yürütecek halde değildim.
Parmağıyla kasık bölgemi işaret etti. Ve tabii ki yine kıpırdanmalar başladı. Hani az önce vazgeçmiş, durulmuştun sen diye isyan edesim gelmişti.
Neyse ki Lavin kıpkırmızı olduğu için hızla, neredeyse bana çarparak banyoya girdi de uyanmaları fark edemedi. Böyle düşüncesizce fırlayan aklıma söverek odama yöneldim.
...
Lavin bir saat sonra odama geldi.
"Şey... Ben özür dilerim. Dengesiz dengesiz konuşuyorum bazen. Öyle V falan."
"İltifat ettiğin için mi özür diliyorsun?"
"Aslında sadece gerçeği söylemiştim. Spor yapmak için verdiğin çabanın karşılığını aldığın bu kadar açıkken inkâr etmek mümkün değil."
En azından beni beğeniyor.
"Teşekkür ederim Lavin. Sen de çok güzelsin. Üstelik spor bile yapmana gerek yok."
"Arasıra deniyorum ama bir türlü düzenli gitmeyi başaramadım."
"Sabahları birlikte koşu yaparız istersen."
"Senin sabah dediğin saatte ben yeni uykuya dalmış oluyorum genelde. Seni de ekerim, hiç boşuna söz vermeyeyim. Neyse, benim çıkmam gerekiyor. Geç gelirim."
"Nereye bu saatte? Yani yarın ders var diye soruyorum."
Kıvır Gurur kıvır. Bir sağdan bir soldan. Böyle gidersen baban beylik tabancasındaki kurşunları bile sana değmez diyerek sıkmayacak. Kendimi getirdiğim hal ortada ama ona değer işte.
"İşe. Söylemiştim."
Lavin'i istemsizce süzdüm. Umarım giyinip gidecekti. Çünkü üzerinde bir şey var gibi görünmüyordu. Şahsen tişörtümü versem giydiği etekten çok daha uzun gelirdi.
Ben bir şey diyemedim. Lavin de öylece gitti. Ben de uykusuzluk ile böyle tanışmış oldum.
...
Üç gün sonra.
Lavin her gece hiçbir yerini örtmek gibi bir çabaya girmeyen kıyafetler giyip gidiyordu. Eve sabaha karşı geliyordu. Bu kızın doğum gününde bir dolap dolusu kıyafet alsam nasıl olurdu? Doğum günü bahane, giyinmeyi öğretmek şahane.
Üç gündür uykusuzdum. Lavin bir barda çalıştığını söylemişti ama davet etmedi. Üç gündür herkes "İyi misin?" diyordu. Değildim. Kıskanıyordum. Daha beteri, endişeleniyordum.
Lavin dersteydi. Bülent ve Rüya da dersteydi. Gittiği için Cem, ben ve Eliz sohbete devam ettik.
"Böyle ne kadar dayanacaksın Gurur?"
diye soran Cem'e cevap verip vermemekte tereddüt ettim.
"Abi soruyorum. Hep geçiştiriyor. Zaten geldiği gibi yığılıp kalıyor. Nasıl bir işse çok içmiş oluyor."
Eliz dayanamadı.
"Bak Gurur, aklından geçenleri biliyorum. Ama Lavin'i hepimiz tanıdık. Öyle bir iş yapacağını sanmıyorum. Kızın sakın kalbini kıracak bir şey söyleme."
"Gözümle görmeden içim rahat etmeyecek Eliz. Öyle biri olmadığını biliyorum. Ama çok sıkışık olduğunu da biliyorum ve lanet olsun ki yardım etmeme izin vermiyor. Konuyu bile açtırmıyor."
"Ne yapacaksın oğlum, takip mi edeceksin kızı?"
"Aklını öpeyim senin Cem. Bu benim nasıl aklıma gelmedi? Kafa mı bıraktı bende."
"Gurur iyice delirdin. Kız senin arabanı tanıyor. Anlarsa bu kez hiç toparlayamazsın, haberin olsun. Bekle şunun şurasında kaç gün oldu. Anlatır. Kız yorgun baksana, konuşmaya hali yok diyorsun. Barmaid falandır."
Öyle olmasını bende isterdim ama içimde bir yer olmadığını söylüyordu.
Öyle olsa gizlemezdi diyordu.
"Üç gün oldu Cem. Ve ben delirmek üzereyim."
"Bülent'in arabasını al en azından. Hatta ben de geleyim. Tesadüf falan bir şey uydururuz artık yakalanırsak. Kız anlarsa yalnız kapının önüne koyar, bir daha da yüzüne bakmaz haberin olsun. Ben bile tanıdım kızı, böyle güvensizliklere gelmez."