FERMAN Evden çıkıp yandaki spor salonuna geçtim. Arka arkaya sert kahveleri yuvarladıkça kafam biraz olsun açılmaya başladı. Dün geceyi düşünüyordum. Yaşananları ne mantığıma ne de duygularıma sığdırabiliyordum. Her şey bir rüya gibi, puslu bir gerçekti sanki… O kız… Vaktinde kafam iyiyken görüp beğendiğim, varlığına dair bile şüphe duyduğum o kız. Fatih’in alaycı “İn mi gördün, cin mi?” lafı hala aklımda yankılanıyordu. O an öyle birinin var olmadığını kabullenmek daha kolaydı. Çünkü gözlerimin önündeki hayal gerçek olamayacak kadar güzel ve naifti. Ama gerçekti. Bunu artık kesinlikle biliyordum. Çünkü dün gece, o kız benim koynumdaydı. Zihnimi açan kahvelerle yaşadığım şehvetli anıları perde perde hatırlıyordum. Eve girdiğimizde ürkek tavırlarını görüp “ilkin mi?” diye sormuştum.

