İLK ÖPÜCÜK

1405 Kelimeler
Asena'dan İntikam ateşimi harlamak için her gün mektubu okumam yetiyordu. Onu hastane de güzel yüzü dağılmış, şişmiş ve berbat halde gördüğüm günü her gün hatırlıyorum. Ben her şeyim olarak Duru'yu biliyordum. Ailem, arkadaşım, manevi olarak ihtiyacım olan her şeydi. Onun hayat dolu oluşu, benim soğuk ve sert olmamı her zaman dengeliyordu. Duru da ailesi tarafından terk edilen bir kızdı ama mutluluğu yakalamıştı. Yada oda mı içinde ki hüznü hayattan zevk alarak gölgeliyordu? Ben onun tam tersi her şeyi belli eden biriydim. O öldükten sonra, artık beni dengeleyecek diğer yarım yoktu. Axton'a gelecek olursak, ona karşı tarif edemediğim bir çekim var. Bunu ne kadar inkar edersem edeyim içimde, kaybolmuyor daha fazla içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. Her konuda kendimle bir savaş içindeyken, bu konuda kendimi biraz serbest bırakmak istiyordum. Zaten intikam aldıktan sonra büyük ihtimalle bir köşede cesedim bulunacaktı, belki de o bile bulunmayacaktı kim bilir? Bir diğer konu ise İlker komutandı. Ona karşı duygusal hiç bir şey hissetmesem de, Duru dan sonra bana en yakın olan kişi oydu. O olmasaydı kesinlikle bu zamana bu şekilde gelemez daha fazla tökezlerdim. Tek korkum beni arkadaş yada kardeş gibi değil bir kadın olarak görmesi ve sahiplenmesi olurdu. Hayatına başka bir kadın alıp yoluna devam etmesini istiyordum, umarım öyle olurdu. Derin bir nefes alıp yaslandığım yerden kalkıp banyoya girdim. Rutin işlerimi halledip odaya döndüm. Üzerime takım elbise mi giyip, saçımı taradıktan sonra at kuyruğu yapıp aynada kendime baktım. Hava yeni aydınlanmıştı. Gece pek uyuyamadım ama kendimi son derece güçlü hissediyordum. Müştemilattan çıkıp bahçede biraz dolaştım. Sanki içim içime sığmıyor, içimde garip hayvanlar takla atıyor gibiydi. Bu bana göre heyecandandı. Axton'un uyanmasını beklerken dakikalar saat gibi olmuş, geçmek bilmiyordu. Beklemek ve ben yan yana olamazdı ama el mecbur bekliyordum. Saat 07:30 olduğunda sert bir soluk bıraktım. "Sabırsız görünüyorsun" diyen adamla bakışlarım keskin mavi gözlerini buldu. Bana doğru yürümeye başlayınca bakışlarım arsızca baştan sona onu süzdü. Yakışıklı ama çok ukalaydı, benim tam zıttım gibi bir şeydi. Ben sert olsam da ukala, kendini beğenmiş biri asla olmadım. Zaten olacak neyim vardı? Ukala sırıtışını görünce sert bir soluk bıraktım. Eliyle yürümemi işaret edince arabaya doğru yöneldim. Arabanın önüne gelince kapımı o açtı. Çatık kaşlarla ona bakıp ön koltuğa oturdum. Benim kapımı kapatıp arabanın önünden dolaşıp şöför koltuğuna oturdu. Onu ilk defa araba sürerken görecek olmanın şaşkınlığı vardı üzerimde. "Kemerini tak" diyince kemeri taktım. Oda takıp bana baktı. "Hazır mısın?" diye sorunca "Artık gidebilir miyiz bay Axton?" diye sordum. Ellerim kaşınıyordu, kalbim intikam diye atıyordu. Şimdi tek duam bütün katilleri bulup cehenneme postalamaktı. Axton arabayı sürmeye başladı, belli süre aynı arabayla gittik ama yolda araba değiştirdik. Tabi adam salak değildi, onu takip ettiğimizi biliyordu. Bugün ben ilk defa onu takip etmiyordum, kendi çıkarım için. Issız bir yere doğru sürüp, bir süre arabayı durdurdu. Telefonu eline alıp bir şeyler yaptıktan sonra "Takip ediliyor muyuz?" diye sordu. Ne cevap aldı bilmiyorum ama yüzünde ki memnuniyetten takip edilmediğimizi anladım. Bana dönünce, bende ona döndüm. "Tüm iplerimi ellerine bıraktığı mı görüyorsun?" dedi. "Bu iş tamamen bitince ilk işim seni hapse tıkmak olacak" dedim. Yakışıklı yüzünde dudakları kıvrılıp hoş bir kahkaha attı. "Seninle aynı koğuşa düşeceksek neden olmasın?" diye sorarak bana munzurca baktı. Derin bir nefes alıp başımı çevirdim. Araba yeniden hareket edince terk edilmiş bir depo gibi yere geldik. Axton ile aynı anda arabadan indik. Eliyle önden yürümemi işaret etti. Yürümeye başlayıp kapıda bekleyen adamların arasından geçtim. İçeriye doğru yürürken yan tarafıma geldi. Birlikte bir kapının önünde durduk. Axton kapıyı açınca derin bir nefes alıp odaya girdim. Odada loş bir ışık vardı. Adam korkuyla bize bakıp geriye yaslandı. Bu korkuyu Duru da yaşamıştı değil mi? Hatta o birde tecavüze uğramıştı. "Siz kimsiniz? Benden ne istiyorsunsunuz?" Axton yüzünde ki sert ifadeyle karşısına oturup "Bize Duru Yıldız hakkında bilgi vereceğini umut ediyoruz?" derken adam sert şekilde yutkundu. "Duru ile aynı gece kulübünde çalışıyorduk, başka bir yakınlığımız yoktu" diyen adama dikkatle baksam da yüzü tanıdık değildi. "O gece onu kaçıranlara yardım ettiğini biliyorum. O yüzden beni işkencelerle yorma" dedi Axton. "Valla bir şey bilmiyorum" diyen adamla büyük bir adım atıp yüzüne sert bir yumruk geçirdim. İki elimle yakasını kavrayıp "Söyle lan Duru'yu kimlere sattın? Bana isim ver" diye bağırdım. Yüzünden bile okunuyordu pislik olduğu birde haberim yok diyordu. Kan olmuş ağzıyla bana döndü. "Bu olayla ilgili bildiğim bir şey yok." diye ısrar edince vurduğum yere tekrar bir yumruk geçirdim. "Yalan konuşmayı kes" dedim. "Yalan konuşmuyorum" derken kolum geriye doğru çekildi. Axton beni kendine çekip "Onu bu şekilde konuşturamayız, adamlarım halleder" dedi. Sert bir soluk bırakıp başımı olumlu anlamda salladım. Sinirden iyice gerilmişti bedenim. Axton beni sandalyeye doğru yürütüp "Seyretmek ister misin?" diye sordu. Sandalyeye oturdum. "Bende öyle düşünmüştüm" diyerek adamlarına bağırdı. İzbandut gibi adamlar içeriye gelirken kulağıma o pisliğin yakarışları doluyordu. Başına gelecekleri elbette biliyordu. "Konuşturun" diyen Axton ile adamların yüzünde şeytani bir ifade oluştu. Bu konuda iyi oldukları belliydi. "Ben bir şey bilmiyorum" diye bağıran adamla Axton arkama geçti. Elini sandalyenin tepesine koyup orada olduğunu belli eder gibi arkamda durdu. "Başlayın" Adam elinde ki aleti yalvaran pisliğe gösterip "İlk tırnak çekmekle başlayalım o zaman" diyerek orta parmağın tırnağını tek seferde çekti. Odada yayılan acı dolu bağırtı beni heyecanlandırırıken, ikinci ve üçünçü inleme ve acı dolu sesler duyuldu. "Tamam söyleyeceğim lanet olsun" dedi. Önünde ki adam geriye çekilirken "Anlat" dedi Axton. "Kaan Kayaoğlu ile anlaştık, beni Duru'yu kaçırmaya yardım etmem için tehdit ettiler" dedi. "Diğerleri kimdi? Tek bir kişi olmadığını biliyoruz" dedi. "Başka biri varsa bilmiyorum yemin ederim" dedi. Bir süre sessizlik oluştu. "Kaan Kayaoğlu kim?" "Kayaoğlu şirket zincirinin sahibinin küçük oğlu" dedi. Yine sessizlik oluştu. "Burda işimiz bitti, gidelim mi Asena?" başımı olumlu anlamda sallayıp ayağa kalktım. Adamın önüne gelip sağlam yanağına bir yumruk geçirdim. Kapıya doğru yürürken "Bir süre daha misafir edeceğiz" dedi Axton. Garip duygularla dışarıya çıktım. Midem kasılıyordu, heyecan mı? Yoksa stresten mi olduğunu anlamadım. Derin nefesler alırken "Kendini kontrol etmeyi bilmelisin, henüz yolun başındayız" Arkama dönüp Axton'a baktım. "Hepsini gebertene kadar bana huzur yok" dedim. "Bunu sağlayacağım şimdi gidelim mi?" diye sordu. Başımı olumlu anlamda sallayıp arabaya bindim. Şehir merkezine yakın bir otelin önünde durunca kaşlarım çatıldı. Şaşkınlıkla ona döndüm. "İn hadi" dedi. Derin bir nefes alıp arabadan indim. Yanıma gelip ceketini üzerime koyunca içimden bir ürperti geçti. Düğmeleri bağlayıp "Üzerinde kan var" dedi. Daha sonra elini belime koyunca kasıldığımı hissettim. Bunu anlasa da elini çekmedi, bende farklı bir tepki vermedim. Birlikte otele girdik. Çalışan bizi hemen karşılayıp bize bir kart verdi. Bizi bir odanın önüne çıkardı, bahşiş alınca bizi yalnız bıraktı. Axton kapıyı açıp beni içeriye yönlendirdi. İkimizde odaya girince kapıyı kapattı. Amacı neydi? "Sıcak bir duş al, senin için kıyafet hazırlatacağım" dedi. "Bunlara gerek var mıydı?" "Söz dinle" diyerek koltuğa oturdu. Üzerimde ki ceketi çıkarıp yere bıraktım. Kendi ceketimi de üzerine atıp Banyoya yöneldim. Kapıyı kilitleyip üzerimde ki her şeyi çıkarıp sıcak suyu ayarlayıp altına girdim. Duşumu aldıktan sonra bornozu giyip eşyaları mı elime alıp odaya döndüm. Axton beni şöyle bir süzüp "Kıyafetlerin yatağın üzerinde" dedi. Elimde ki kirlileri ceketlerin üzerine atarak yatağa yöneldim. Yatağın üzerinde sade bir iç çamaşırı takımı, pantolon ve tişört vardı. Hepsini elime alıp Banyoya geçtim. Hepsi üzerime tam olurken az bir şaşkınlık yaşadım. Herhalde terzi den öğrenmişti bedenimi. Bornozu kirli sepetine atıp saçımı kurutup taradıktan sonra yine at kuyruğu yapıp odaya döndüm. Axton beni süzüp eliyle yanına vurdu. Uzatmadım yanına oturdum. "Biraz gevşe" dedi. Başımı olumlu anlamda salladım. Bana doğru dönüp ellerini omuzlarıma koyup beni kendine çevirdi. İkimiz göz göze gelince, bir süre sadece izledi. Bu temaslar, bu yakınlık artık beni eskisi kadar germiyordu, sanırım alışmıştım. Bana doğru yaklaşırken gözlerimi ondan hiç ayırmadım ama geriye doğru gitmeye başladım. Derin nefesi kulağıma doldu. Eli omuzumdan destek alıp beni kendine çekti. Dudakları yanağımı buldu, öpmeden dudağını yanağımda gezdirip nefes alışverişleri kulağıma doluyordu. Tuhaf bir ürperti tüm bedenimde gezerken dudağını yavaş yavaş sürterek çeneme indi ve oradan diğer yanağıma geçti. Tenime temas eden tüy hafiflinde ki teması biraz heyecanlanma mı sağladı. Yeniden aşağıya doğru inip çeneme geldi. Orda biraz durup dudaklarıma çıktı. Kucağımda ki ellerim yumruk haline geldi. Ellerini ellerimin üzerine koyup, yumrukları mı açmamı sağladı. Hafif terleyen ellerimi dizlerimin üzerine koyarken onun elleri ellerimin üstündeydi. Bu kadar nazik hareketler beklemediğim için şaşkındım. Dudakları bir süre sabit kaldıktan sonra hafif hafif dudaklarıma sürtünmeye başladı. Dudaklarım ilk defa bu temasla karşılaştığı için ne yapacağımı bilemez halde sadece öyle bekledim. Dudağıma değen ıslak bir şey ile irkildim. Dili dudakları mı aralayıp, alt dudağımı dudakları arasına alınca sert bir soluk bıraktım. Dudağımı nazikçe emmeye başlayınca ellerimi hareket ettirdim ama o bana izin vermeyip bileklerimi nazikçe kavradı. Yeniden dikkatini dudaklarıma vererek nazik şekilde öpmeye devam etti....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE