Yansın geceler vursun sabaha Dönsün rüzgâr durgun sulara Yansın bu deniz her yer yakamoz Dön gel bu sabah sensiz olmuyor Ahu/Yağız Soluk soluğa, dudaklarımız ayrıldığında, nefeslerimiz birbirine karışmıştı. Yağız, alnını benimkine yaslamış, gözlerinde derin bir tutku ve karanlık bir istekle bana bakıyordu. Göğsüm hızla inip kalkarken, kalbim çılgınca çarpıyordu. Bu anın yakıcı gerilimi, adeta içimizi ele geçirmişti. Onun öpüşüne karşıılık verdiğim için delirmiş olmalıydım. "Yanıyorum," dedi, sesi kulağıma fısıldarken nefesi boynumda gezindi. O kadar yakındı ki her kelimesini bedenimde hissettim. "Ben itfaiye değilim," diye alay ettim. Ama asıl niyetini biliyordum, gözlerindeki o açlığı hissediyordum. "Ama benim yangınımı sadece sen söndürebilirsin," dedi derin bir kısıklıkla. "

