Kıymet, kanepeye uzanmış, karşısındaki küçük televizyonda, uydu kanallarından birinde Selvi Boylum Al Yazmalım filmine denk gelmiş, izlerken karanlığın çöktüğünü fark edememişti. İlyas karakterine sayıp sövmeye o kadar odaklanmıştı ki, kapının tıklatıldığını duymadı. Kapı, bir kez daha bu defa daha yüksek sesle tıklanınca – ya da yumruklanınca- aniden ayağa fırladı. Öylesine korkmuştu ki, başparmağını damağına bastırdı. Endişelenerek, arada bir yumruklanmaya devam eden kapıya doğru sessiz adımlar attı. Girişin ışığını yakmadan mercekten baktığında Bulut’u, elinde kâğıtlarla kapının önünde dikilirken buldu. Bir an, Bulut’un neden aklına gelmediğini düşündü. Ondan başka kim olabilirdi ki? Açmamayı düşünüyordu, fakat adamın elindeki kâğıtlar dikkatini çekmişti. Ya da açmaması gerektiğini bild

