10. bölüm

1937 Kelimeler
" hoşgeldiniz kızım. Geçin oturun " Ayşenur hanımın dediği üzerine yelizin yanındaki sandalyeye oturdum. Ve karşımda... Savcı bey vardı. Çenesi morarmaya yakındı. Sabaha kalmaz morarırdı. Sırıtmamaya çalışarak başımı diğerlerine çevirdim. Hepsi sus pusdu. Sebebi ben değil yelizdi. Yeliz bunun farkındaydı ama belli etmemeye çalışıyordu. Bugünkü olayın durgunluğu vardı üzerinde. Atlatmış gibi gözüksede hayatındaki unutmayacağı anılara eklenmişti. Denenmiş onaylanmıştı... Boğazımı temizleyerek konuşmaya başladım. " hasan albay ve hüseyin orgeneral gelmeyecekmi " " birisi bizimi andı " Hemen hazır ola geçtim. Çünkü içeri giren kişi onlardan başkası değildi. " hoşgeldin baba ,hoşgeldin abi " " hoşgeldin baba hoşgeldin abi" " hoşgeldin dede hoşgeldin amca " " hoşgeldiniz " Vs Hüseyin orgeneral, namı diğer dedem sırıttı. " hoşbulduk, rabia, askeriyede olmadığımız sürece rütbede değiliz kızım rahat ol ve otur." Başımı onaylayarak salladım ve oturdum Onlarda sofraya otururlarken benim bakışlarım hasan albay'ın üzerindeydi Dedem'in afiyet olsun demesiyle yemeğe başladık Yemekler efsoydu ama. Yemek yerken savcının bakışlarını üzerimde hissediyordum ama kale almıyordum. Sessizce yemek yerken telefonumun sesi ortamdaki sessizliği bozmuştu. Yabancı numara. Ciddi bir şekilde telefonu açtım. " alo. " " albay kemal yılmaz " Hemen ayağa kalktım. " yüzbaşı rabia öztürk emredin komutanım " " timin iki saat sonra görevden dönüyor, karşılamaya gelirsin diye düşünüyorum , yanılıyormuyum yüzbaşım. " " emir anlaşıldı komutanım. " Telefon kapanınca derin bir nefes verdim. Artık görev yapacağım askeriyenin albay'ıydı kendisi. Sert birisiydi. Sıkıntı yoktu. Asıl sıkıntı olan. Time komutan olmamdı. Bem tek hareket ederdim. Tek hareket etmezsem zarar verirdim. Vermiştim. Sandalyeye geri oturunca hepsinin meraklı bakışları üzerimdeydi. " komutan olacağım tim iki saat sonra görevden dönüyormuş, onları karşılamaya gideceğim. " Abi takımından asaf konuştu. " komutan olacağım tim derken... Senin timin yokmu. " Normal ama meraklı ses tonunda sorduğu için bende normal cevap verdim. " yok. Önceden vardı... İki yıl önce şehit verdim. Ondan sonra daha tim istememiştim. Tek göreve gidiyordum. İçlerine sızıyordum kampı patlatım dosyaları alıp geliyordum. Ama son görevimden sonra... Neyse . Tim verecekler işte " " son görevinde ne oldu.?" soru savcının eşi ,ayça'dan geldi. " işler ters gitti sadece bir şey olmadı " Yelizin sözleri ortama bomba gibi düştü. " esir düştün işkence gördün değilmi, vücudundaki yaralar o yüzden oldu " " yaramı?" Sı- Soru bu sefer dedemden geldi. Yelize oldukça ters bir bakış atınca hemen başını önüne çevirdi. Söylemiyorsam bir sebebi var değil mi! " pek bir şeyim yok ufak tefek şeyler " " ufak bir şey olduğuna eminmisin yüzbaşı! " Yeliz tekrar ağzını açacakken ağzına masadaki köfteden tıkınca susmak zorunda kaldı. " evet komutanım. Ufak şeyler " gözlerimle ortamı işaret edince başını sallayarak yemeğine döndü. " yaralarına yapabileceğimiz bir şey varmı? " Soru demirden gelmişti. Sana ne oluyor bro " ben hallettim, zaman iyileştirecek " " veya yaralayacak. " bu sefer doktorun eşi hülya söylemişti. Dertli bir nefes vererek yumdum gözümü açtım ağzımı. " niye ilgileniyorsunuz şuan benimle." " çünkü sende ailemizdensin bunu kabullenmemiz gerekiyor. " " umrunuzda olmayan birini düşünmek bence normal bir şey değil öztürk ailesi. Sözüm senden dışarı yeliz. Merak ediyormuş gibi davranmayın. Daha bugünün sabahı bir savcı tarafından ismim orospu olurken ağzınızı açmadınız. Eğer ailenizdeki herkeze orospu diyorsanız soeun yok ama eğer böyle bir sey yoksa sakın ağzınızı açmayın. Burada durma sebebim kız kardeşim başka bir mânâ çıkartmayın. Ve yine savcının bugün bana attığı tokadı unutmadım. Unutmayacağım ve unutturmayacağım. Afiyet olsun." Sözlerim ile hasan albay ve dedem kaskatı kesilirken rüzgar aniden gözleri kapalı başı önüne eğik savcıya döndü. Onun haberi yoktu çünkü burada değildi. Aldırmadan arkamı dönüp yukarı yelizin odasına çıktım. Bir kaç dakika önce çıkarttığım asker kıyafeterimi giyinip, yeliz görüp korkmasın diye yatağın altına koyduğum silahımı belime taktım ve yelizin üzerine giydirdiğim asker yeleğimi giyinip aşağı indim. Salondan bağırma sesleri geliyordu. Ama salondan gelen seslerin haricinde başka bir ses vardı. Ağlama sesi. Sesi takip ederek bir odaya girdim. Çocuklar buradaydı. Arzu ve aysima ağlıyordu. Aysima beni görünce önce kardeşini sonra yağızı ve denizi, kendisine çekti. Kaşlarımı çatmamak için uğraşırken yutkundum. Yavaşça yanlarına gittim. Aysima, bir kaç adım atmamla hemen öne geçti ve ellerini iki yana açtı. Bu şekilde çocukları benden koruyordu. Ama ben çocuklara zarar vermezdim! Kızarmış gözlerini benden ayırmıyordu. Yaptığım her şeyi inceliyordu. " uzak dur bizden. Kardeşlerime zarar vermene izin vermeyeceğim. Babama zarar verdin zaten. Büyük dedem senin yüzünden babama tokat attı. büyük amcam senin yüzünden babama kızdı. Ailemizi bozdun. Git evimizden " Söylediklerini bir başkası söylemiş olsaydı bende bir etkisi olmazdı çünkü umursamazdım. Ama bunu bir çocuk söyleyince... İç dudağımı ısırdım ve gözlerimin dolmasını engelledim. " özür dilerim. Ailesiyle arasını bozmak istemezdim. Söz veriyorum düzelteceğim. Ben size zarar vermem benden korkmayın lütfen " " babam dedi. Kardeşlerime, bana zarar vereceksin. Sana güvenmiyorum. Ailemizi dağıtacaksın, biliyorum. Babam bana yalan söylemez. Uzak dur " " ama ben..." " git buradan, zarar vereceksin aileme. Üzeceksin sende onları. Sende benden kardeşimi alacaksın. Git ne olur git korkuyorum senden git buradan. " tekrar ağlamaya başladı . Bu sefer gözümden bir damla yaş düşmesine engel olamadım. Ben yüzbaşı rabia öztürk Hayır... Ben rabia demirtaş. İki yıl sonra ilk defa gözümden yaş geldi. Ve bu bir çocuğun bana söylediği sözler yüzündendi. Yavaşça başımı sallayıp geri gittim ve odadan çıktım. Kapıdan ayrılmadan önce aysimanın kardeşlerine söylediği sözler kalbime bir hançer gibi saplanmıştı. " gitti çocuklar. Zarar veremez bize. Ben sizi ondan korurum her zaman merak etmeyin. " " abla o kötü bir ablamı " bunu yağız sormuştu. " evet ablacığım o kötü abla. Ona güvenmeyin tamam mı, hem zaten babam ve amcamlar bizi ondan korurlar. Onlar olmazsa ben korurum. Size zarar veremez " Gözlerimden iki damla yaş düşmesine izin verdim. Gözlerimi silerek salona ilerledim. Dedem ve hasan albay, aliyi karşılarına almışlardı. Diğerleri koltukta oturuyorlar ve önlerine bakıyordu. Ayça beni fark edince gözleri öfke dolu bir hal aldı ve tekrar önüne döndü. Dedemin tekrar tokat atmak için kalkan elini fark edince hemen ilerleyip elini tuttum. " yapmayın komutanım " " rabia-" " komutanım, benim için önemli değil, alıştım ben , bırakın. Başka bir kadına yapmasın, yeter benim için. " Hasan albay bana doğru bir adım attı. " rabia iyimis kızım " " iyiyim komutanım. " aliye döndüm. Karşısına geçtim ve gözlerine baktım. " kızlarının yanına git. Ve çocuklarını kimden koruduğunu unutma savcı... Ben. Biz... Senin çocukların ve daha bir sürü çocuğu korumak için dağda taşta can veriyoruz. Ve çocuklara bizim zarar vermemiz gibi düşünceler yüzümüze vurulunca emin ol ister istemez kırılıyoruz. Ben seni affettim. Sende ailen ile aranı bozduğum için beni affet. Alaha emanet olun. Hakkım varsa hepinize halaldir. Hakkınızı helal edin..." Kimsenin yüzüne bakmadan önce salondan, sonrada evden çıktım. Üzerimi değiştirirken, aradığım yiğit beni almaya gelmişti. Kapıda bekliyordu. Motorumu askeriyeye göndermiştim. Beni gördüğünde hemen yaslandığı araçtan doğruldu. Ve bana doğru ilerledi. " yüzbaşım , komutanım, abla. İyimisin, kötü görünüyorsun." " gidelim yiğit " " tamam abla ,hemen " Arabaya binip başımı cama yasladım ve gözlerimi kapattım. Araba çalışınca radyodan çalan şarkı ile tebessüm ettim. Ölürüm hasretinle - seksendört "Kapatayımmı abla " " hayır. Kalsın, askeriyeye sür " Başını sallayıp sürmeye başladı. Yiğit benim manevi kardeşimdi. Ahmet abimin bana emanetiydi. Şehit üsteğmen ahmet doğukan. Şehit verdiğim timimdeki, yaşı en büyük olan kişi. Benden 2 ay büyüktü. Aldığı ceza yüzünden rütbe atlayamamıştı. ( araştırdım arkadaşlar. Bazı yerlerde varmış böyle cezalar ama sebepleri yazmıyordu. ) Abisinin yolundan gidiyordu, yiğit. Astsubay kıdemli çavuş yiğit doğukan Derin bir nefes alarak yolu izlemeye başladım. 10 dakika sonra askeriyenin önünde durunca aşağıya indim ve beklemeden içeriye girdim. Albayın odasına ilerlerledim. postaya sormadan odanın kapısı açılmış albay ve sinan yüzbaşı dışarı çıktı. Tekmil verdim. " yüzbaşı rabia öztürk. Emredin komutanım " " rahat yüzbaşı. Zamanında geldin. Birazdan gelirler. Gidelim. " Cevap vermeden kenara çekilerek yol verdim. Albay öndem giderken ben ve sinan yüzbaşı arkadan ilerliyorduk. Bana baktığını hissederek ona döndüğümde direkt göz göze geldik Dudaklarını oynatarak " yaran nasıl oldu " diye sordu. Onun gibi dudaklarımı oynatarak cevap verdim. "Daha iyiyim teşekkür ederim " Gülümseyerek göz kırptı ve önüne döndü. Kalbimin göğüs kafesime vurmasını önemsemeden yürümeye devam ettim. Helikopter bekleme alanına geldiğimiz zaman albay, sinan yüzbaşına baş hareketi yaptı. " seni kurtarmamız için tim ile görevlendirildik. Ben seni buraya getirirken timdekiler ortalıktaki leşleri temizleyeceklerdi. " " sizin time mi komutan oluyorum. Ama siz varsınız " Albay ile aralarında bir bakışma geçti. Helikopter sesi gelirken sinan yüzbaşı konuştu " artık ben baş edemiyorum diyelim, sana kolay gelsin " Helikopter havada sabit bir şekilde dururken bir kadının kafası çıktı. " gomutaniiiimm. Göndereemmii" Albay elini alnına vurdu. " ya rab kim bilir yine ne yaptılar. GÖNDER AKKIZ ,GÖNDER GELSİN " Ayaklarına halat bağlanmış bir adam- pardon teröristi. Hatta daha çok pardon. Bu topaldı Beyaz bir elbise giyindirilmiş bir şekilde aşağıya sarkıttılar. Topal havada asılı dururken halatı döndürmeye başladılar. Arkadan çalan müzik beni güldürmeye yetti. Mesneviden ders aldım Döndüm mevlana gibi Dil kalbe indirdim Döndüm mevlana gibi. Sinan yüzbaşı ve albay gülerken onlara bende katıldım. Birde elbiseyi ters giyindirmişlerdi. Şarkı bittiği zaman halatı çözüp topal'ın yere düşmesine sebep oldular. Topal yerde sürünmeye çalışırken aynı kadın bu sefer cırladı. " laan kaçaak nereye looo daha eğleneceğiz seninleee " diyerek aşağı tam topalın üzerine atladı. Topal bu sefen kan kusmaya başlarken albay başını yan çevirdi. " gusura bagmayın gomutanıım. İç organlar biraz ezilmiş olabilir." Diğer askerlerde helikopterden indiği zaman hemen hazır ol'a geçip tekmil verdiler. " üsteğmen yasemin karaca " " teğmen emek çelik " " astsubay kıdemli başçavuş emre ok " " astsubay başçavuş zafir kurt " " astsubay kıdemli üstçavuş ali konak" " astsubay çavuş feyzullah çakmak " " 1 üsteğmen. 1 teğmen. 4 astsubay ile AZRAİL timi görevi başarıyla tamamlamış, emirlerinize hazırdır komutanım. " az önceki eğlenen kadından böyle ciddi bir ses tonu beklemiyordum. " rahat. Yaralarınız varmı " İsminin emre olduğunu öğrendiğim kişi konuştu. " yara ne komutanım. Yenen bir şey mi. Hiç duymadık " Ali olan kişi sırıtarak cevap verdi, emreye " 2 ay önce vurulan ve yoğun bakıma giren kimdi acaba " " ebem olabilir " " bir araştıralım. Bakalım eben kim " " ben biliyom. Hatice diye biriymiş. Valla, güzel kadın maşallah. 2 cocuğu ve eşi var. " " çocuk doğurtuyorum zaten 2 doğursam yeter'mi demiş " " valla öyle demiş. Anamla konuşmuşlar. Anam dedi banada " " anladım. Kardeşim " Albayın sesi ikisinin arasındaki diyalogu böldü " gidin toparlanın. Sonra yeni komutanınızla tanışırsınız haydii " " &emredersiniz komutanım " Albay gittikten sonra, ismi zafir olan kişi emrenin kıçına tekme savurdu. " bu,mağarada beni teröriste benzetip bayıltmaya çalışıp ensemde sopa kırdığın için." Ardından ise ensesine sert bir saplak attı. " bu da, beni tanıdıktan sonra pek bir farkınız yok deyip beni o s*klerinin b*kunu yiyen piç kurularına benzettiğin için " " komutanım ben ettim siz etmeyin. " Yasemin, zafirin önüne geçerek kollarını açtı ve emreye siper oldu ama söyledikleri aksineydi. " etme beyh elini gana bulama, büyüklük et affet bu sıpayı, bir daha olursa söz veriyorum ben belleyeceğim ebesini " " benim ebem belli ama-" " kes sesini seni korumaya çalışıyorum mal " " tamam sustum " Sinan komutana döndüğümde gülümseyerek onları izliyordu. Baktığımı anlamış olacakki bana döndü. Başını onaylamazca sallayarak içeriyi işaret etti. Sinan yüzbaşı ile birlikte içeriye girerken sinan yüzbaşı söze girdi. " ilk defa tim olduklarından bu yana hiç ayrılmadılar. Askeriyedekiler. Albaylar tanır onları, yeri geldiklerinde ciddiyetlerinden ödü kopar insanın ama sevdirirler kendilerini. Hepsi yaralılar ve bu yaraları birbirlerine sarılarak, destek olarak sarıyorlar." Derin bir nefes alıp devam etti. " bende çavuşluğumda tanıştım onlarla. Baya samimiyiz yani rütbe dışında. Biliyorum alışması zor. Ama alışırsan seversin. Merak etme yarı yolda bırakmazlar. Diyeceğim o ki rabia... Onları biraz seversen emin ol sevginin bin katını hakkıyla alırsın, hakkıyla verirler. Görevlerde şüphen olmasın. Dikkatli, çevik, hızlı, ve uyanıklardır. Başarısızlığımız az oldu, tabi rabbimin izni ile." Başımı sallayarak time döndüm. " gösteriyorlar. Merak etme " " umarım hepimiz mutlu oluruz " " umarım yüzbaşım " Bu tim ile uzun bir yolum vardı. Bunu hissediyordum. Bakalım gelecekte ne olacaktı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE