6. bölüm

985 Kelimeler
Rabia'dan Gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Yerimden doğrulmaya çalıştığımda vücuduma bir ağrı saplanmıştı. Hiç böyle olmamıştı vurulmalarımda. Birinde böyle olmuştu sadece, o da... O adamın silahının içindeki madde ile lanet'in (üvey baba ) silahındaki madde aynıydı. Derin bir nefes aldım ve düşünmeyi bıraktım. Yatağın yanındaki kırmızı düğmeye bastım. Bir kaç dakika sonra hemşirenin gelmesiyle tekrar doğruldum, o sırada camdan bana endişeli gözlerle bakan sinan yüzbaşıyı gördüm. Hemen baş selamı verdim, 'sen akıllanmazsın' bakışı atmıştı bana. Hemşire hanım doktor beyi çağırırken, kontrollerim yapılırken, yeni odaya alınırken, veya ben çaktırmadan kaçmaya çalışırken bile sinan yüzbaşı yanımdaydı. Haliyle şuan yatakta yatıyor ve sinan yüzbaşının zoruyla sultan teyzenin ( sinanın annesi ) gönderdiği çorbayı yemeye çalışmaya çalışıyordum... " rabia aç su ağzını bak kızıyorum haa" " yüzbaşım cidden bırakın yiyemiyorum bakın vallahi yiyemiyorum bakın üzerinize kusarım, ciddiyim " Bıkkınlıkla nefes verdi. " kusabilirsin , serbest, ama bu bitecek" " yüzba-" kaşığı ağzıma tıkmasıyla susmak zorunda kalmıştım. Zorlukla yutkunurken çorbanın içindeki acı boğazımı delerek geçmişti " yüzbaşım bunun içinde ne var allah aşkına diyorum. Çok acı , tekrar vurun beni yoğun bakım, koma yatayım ama yemeyeyim ne olur " " annemin yaptığı yemeği beğenmiyormusun ... Tamam öyle düşünmemiştim kusura bakma " Çorbayı geri tepsiye koyarken kendime sövüyordum. " yüzbaşım cidden güzel , bakın vallahi çok güzel ama acı. Çok acı " " tamam rabia bir şey demiyorum, yeme " Eşyaları toplarken içimden gelen dürtüyle toplayan elini tuttum ve çorbayı elinden aldım ve içmeye başladım. Boğazımı yaksa bile güzeldi. Yani yüzbaşının üzülmesini istediğimden değildi , hemde hiç değildi... " rabia ver şunu, sen dedim acı diye " Elimden almaya çalıştı ama kaşığı eline verip tabağı tepeme diktim. Hepsi bitince tabağı yüzbaşına verdim. " annenizin ellerine sağlık. Hangi biber bilmiyorum ama baya kaliteli." Başını sağa döndürerek güldü. " sen varya cidden... Neyse " " hey hey hey, neymişim ben " " bir şey değilsin rabia. " İnanmadığımı belirten bir bakış attım Ama üstelemedim. Bir kaç dakika sonra isler bittiğinde yüzbaşı oturmuştu. " rabia bir sey söyleyecektim ben sana unuttum " " dinliyorum." " neredeyse düz hesap 4 gündür buradasın. Hasan albayı aradım ben ama açmadı, ailen kim onuda bilmiyorum, yani burada olduğundan ailenin haberi yok " Duyduklarımla şoka uğramıştım. " hasan albay bilmiyormu " Başını mahcup olmuş bir şekilde salladı " telefonum nerede " Yatağın yanındaki çekmeceden telefonumu çıkartıp verdi. " şarjı bitmişti, sarja takmak aklıma gelmedi, sen böyle olunca " " sorun değil hallederim ben " Telefonu arkasına cevirdim ve bataryasını çıkarttım, tekrar takarak telefonu açtım. Bingo... Şarj 64 Arama 96 Mesaj 79 " nasıl yaaa " yüzbaşının dediği ile gülümsedim. " bazen kafayı yiyor abisi " güldük Hemen hasan albayı aradım. İkinci çalışta hemen açıldı. Ama ne açılma... " RABİA SEN NEREDESİN. KAÇ GÜNDÜR ARIYORUZ KIZIM NEREDESİN SEN " " komutan-" " RABİA NEREDESİN!" "Komutanım dinlermisi-" " BANA HEMEN NEREDE OLDUĞUNU SÖYLE!" Kızmıştı, çok belliydi. " ........ Hastanesindey- " Dıt dıt dıt Yüzüme kapatmıştı. İlk defa böyle oluyordu, ilk defa beni dinlemeden yüzüme kapatmıştı. İyide ben bir şey yapmamıştım ki " kötü bir şeymi oldu " yüzbaşına bakıp boğazımı temizledim Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım. " endiselenmiş sadece " Kötü bir şey olmuştu. Yoksa bu kadar bağırmazdı. Değilmi... ######### Kapı sertçe açıldığında içeriye hasan albay girmişti Hemen yanıma gelirken gözlerinde hem endişe hem kızgınlık vardı " ne oldu, ne zaman oldu. " Sinan yüzbaşını fark etmesi uzun sürmemişti. " ben çıkayım albayım. Geçmiş olsun" " bekle! Çıkma. Rabianın vereceği açıklamada seninde olman lazım " Kaşlarımı çattım " albayım!" Başka komutanlar olmadıkça nadiren albayım derdim. Çoğunlukla ya kızdığım Yada kırıldığım zamanlardı. " evden ayrıldığım gün saldırıya uğradım, karın boşluğumdan ve omuzumdan vuruldum. Sağolsun sinan yüzbaşıda üst sokakta oturuyormuş, silah sesleri duyunca yardım için gelmiş beni görmüş ve hastaneye getirmiş. Daha bugün uyandım." Kaşlarını çattı " kim yaptı!" " bilmiyorum " " neden bu kadar çok uyudun, kan kaybı oldu desem yüzbaşının gelmesi taş çatlasın 10 dakika. Bilincin kapanmazdı." " silahın içindeki madde yüzünden oldu" Kasıldığını hissettim. " nasıl... Madde derken " " o günkü silahın içindeki kurşunun aynısıydı." Yutkundu. Soru sinan yüzbaşıdan geldi. " sen nereden biliyorsun." " asıl siz nereden biliyorsunuz" " bana doktor açıklamıştı. Ama sen... Önceden bağışıklığı varmış demişti doktor." " o zamandan biliyorum." Başını salladı. " bizimkiler çok merak ettiler seni." hasan albaya döndüm. " sizinkiler?" " babanlar " Jeton simdi düşmüştü. Yüzümdeki gülümsemeye engel olamadım. Benim bir ailem vardı Beni merak eden bir annem, bir babam vardı. " niye sırıtıyorsun kızım " " benim bir ailem var komutanım... Ailem var" Güldü ve başını salladı. " evet kızım senin bir ailen var artık " Kahkaha atmaya başladım. Hem mutluluktan, farkındalıktan. Hemde geçmişimden, yaşananlardan. Sinan yüzbaşı yüzündeki saşkınlıkla bana bakarken hasan albay ise anlayışla bakıyordu. Dolmuştum artık Dayanamıyordum. Kahkahalarım hıçkırarak ağlamalara dönüşmüştü. Hasan albayı göğsüne yaslanarak hıçkırarak ağlamaya başlamıştım. Canım yanıyordu. Canım acıyordu. Ne zamana kadar bu halde olduğunu bilmiyordum İçeriye giren insanları algılayamayacak kadar bitmiş durumdaydım. En son uyuya kaldığım ve birisinin -hasan albay olmayan birisinin- saçlarımdan öptüğünü hatırlıyordum. Sonrası derin bir uyku... ~~~~~~~~~ Öztürk ailesi Yazar majestelerinden Ayşenur hanım telefonu elinden düşmezken hala endişeliydi. Aynı zamanda ömer beyde aynı şekildeydi. Neredeyse 4 gündür rabiadan haber yoktu. Rüzgarda biraz endişeliydi ama yinede belli etmiyordu. Diğer abilerin umurunda bile değildi. Kerim göreve gitmişti. " baba bırakın allah aşkına ya , harap ettiniz kendinizi.bir yerlerde sürtüyordur matmazel . endişelenmenize değmez gerçekten." alinin söyledikleri üzerine diğer abilerde mırıltılarla onayladılar. " rabia , rümeysa ( karışan kız ) gibi değil. Hissesiyorum ben bunu " rüzgarın söylediği şey üzerine asaf alayla güldü. " hadi ya, nereden biliyorsun peki sen bunu. İkizimdir hissediyorum zırvalıklarına bulaşma lütfen kardeşim" " hissediyorum abi! " " sakin olalımmı biraz. " yağmur araya girdiğinde iki kardeşte susmuştu. O sırada ömer beye gelen telefon hepsinin dikkati olmuştu " buldun mu hasan " ... " n-ne saldırısı. Ne zaman " ... " geliyoruz hemen " Telefonu kapatmasıyla ayşenur hanım hemen sormuştu " ne olmuş ömer " " rabia o gün evden çıkınca silahlı saldırıya uğramış, bugün uyanmış. Hastanedelermiş " "&NE "
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE