3.BÖLÜM +18

3548 Kelimeler
“Beni kışkırtmak istemezsin, kızıl.” Nedense böyle dediğinde onu daha çok kışkırtmak istemiştim. Parmak uçlarımı göğsünün üzerine yerleştirerek tırnaklarımı hafifçe sürttüm tenine. Karın kaslarını okşayarak kasıklarına dokundum. “İçime girmek istemez misin?” dedim, kendimi ona ihtiyaçla sürttüğümde başını geriye attı ve adem elmasını gözlerimin önüne serdi. “Yanıyorum…” Kışkırtıcı bir sesle konuştuğumda o an isteğimi gerçekleştirdi ve daha gözümü kırpmadan kendimi onun altında buldum. Yüzlerimizi birbirine hizalayarak hırlayarak konuştu. “Dur dediğinde durmayacağım kızıl, yalvarsan da durmayacağım.” dedi, alnında belirginleşmiş olan damarları fark ettim. Damarı öyle bir nabızla atıyordu ki, neden bu kadar çok kendini sıktığını şimdi anlıyordum. Kendini tutuyordu. “Durma.” Dudaklarına doğru fısıldayışım son nokta olmuştu ikimiz içinde. Bacaklarımı elleriyle açarak kasıklarını vajinama yasladım. Onu hissetmemle nefesim kesilir gibi oldu. Elini boynuma sararak baş parmağı ile alt dudağımı sertçe okşadı. “İskender.” Ona anlamsızca baktığımda, yutkunarak penisini vajinama yasladı. “Adımı inle, kızıl. Küçük dudaklarında nasıl duracağını merak ediyorum…” Zihnimde yankılanan ismi ile alt dudağımı okşayan baş parmağını dudaklarımın arasına aldım. Hararelerine serpilen koyu tonu görmem ile dilimi baş parmağına değdirdim. Sarhoşluğun verdiği cesaretti bunlar… “Em.” Baş parmağını dudaklarımın arasına iterek emmemi istediğinde, bu isteğini görmezden gelmeyerek emdim. Dudaklarımın ucuna kadar çıkardığı parmağını geri itti ve dişlerime sürtünmesine sebep oldu. Penisini vajinama sürterek girişimde durması ile dilimi parmağına değdirdim ve boylu boyunca yaladım. Parmağı, salyalarım ile ıslanırken girişimin zorlandığını fark ettim. Vajinamda küçük bir yanma oluştu. “Kasılıyorsun. Sakin ol, kızıl.” dedi, parmağını ağzıma iterek beni sakinleştirmeye çalıştırdı. Penisini yavaşça içime itmesi ile vajinamdaki yanma büyüdü. İçimdeki zevk tuzla buz olurken, o tek bir hamile ile penisini içime itti. Darbesi ile dudaklarımın arasındaki parmağını bırakarak büyük bir çığlık koparttım. Kendini durdurmadan içime iterek duvarlarıma gömmüştü. “Siktir! Ah!” Yanağıma doğru acı içinde inleyen adamın farkında bile değildim. Vajinamdan bir et kopartıyorlardı sanki. Tırnaklarımı acımasızca sırtına geçirirken acıdan gözlerim hafifçe dolmuştu. İçime birden kendini itmesi, canımı acıtmıştı. Bu kadar acıyacağını düşünememiştim. İçimdeki varlığı, nabız gibi atıyordu. Penisinin ucunu hissedebiliyordum. Sertti ve damarları vajinamın duvarlarına sürtünüyordu. Kalp gibi atan nabzını ve seğiren varlığını hissedebiliyordum. Kadınlığıma iğneler saplanıyor gibiydi, acı bütün zevkimi tahtından etmiş, beni kıvrandırmıştı. “Dur!” dedim, onun kıpırdanmasını önlemek için. “Sikeyim, dapdarsın!” dedi, küfreder gibi acı ile elini yatağa çarptı. Boynumda soluklanan bedeni, acıyla kasılmıştı ama ikimizin acısı çok farklıydı. İlk defa bir ilişki deneyimi yaşıyordum bu yüzden vajinamdaki zarın yırtıldığını anlamıştım. “Acıyor.” diye yüzümü buruşturarak konuştuğumda kafasını kaldırarak yüzüme baktı. Boynuma yapışan saç tutamlarımı iterek derin bir nefes aldı. “Sakin ol, geçecek.” dedi, zorlukla konuşurken gözlerini sıkıca kapattı. Kendini sakinleştirmeye çalışıyordu herhalde çünkü konuşması bende pek bir işe yaramamıştı. Bir süre canım acıyor diye bekledi, kasıklarımdaki yanma azalsa da varlığını koruyordu. Alnını yanağıma yaslamış bir şekilde soluklanan adam, içimde taş kesilmişti. Vajinamın duvarları arasında sıkışıp kalmıştı. “Canın hala yanıyor mu?” “Eskisi gibi değil.” dedim, kollarımı sırtına sarmış bir halde kendimi onun insafına bırakmıştım. Canımın acımamasını ümit ediyordum. “Güzel.” Dudakları yanağıma değerken tek eliyle yataktan destek alarak penisini hareket ettirdiğinde az da olsa küçük bir acı hissettim. Kadınlığımı oldukça zorlamıştı. Elini kalçama yaslayarak kendini hafif bir ritimle içime ittiğinde dudaklarım aralandı. İçime çektiğim solukla birlikte penisini geri çekti. “Yavaş olamam.” Penisinin ucunu hafifçe çekerek kendini sertçe içime ittiğinde inledim. Odayı dolduran iniltim, bedenlerimiz arasında kaybolurken o, durmadı. Darbesi ile yumuşak yatağın içine çöken kalçalarımı kavrayarak avuçladı. Alnı, yanağıma yaslı bir şekilde kendini sertçe içime ittiğinde yavaş yavaş dibe çöken acının yerini tutkunun almaya başladığını hissettim. “О да, обними меня, красный. Бля, бери! (Ah, evet sar beni kızıl. Sikeyim, al!)” Penisini sert ama ağır darbelerle içime iterken artık acıdan değil zevk ile kıvranmaya başlamıştım altında. Yanağım yatağa yaslı bir vaziyette inliyordum. “Hızlan, lütfen!” “Siktir kızıl, sınırlarımı zorluyorsun!” Penisi vajinamın duvarlarına sürtünerek kendine yer açmaya çalışıyordu. Kapalı duvarlarımı aşarak kendini içime düzenli ritimlerle itiyordu. Göğsüm patlayacakmış gibi hissediyordum. Nefesim darbeleri ile kesiliyor, zevkle kıvranmamı sağlıyordu. “Aç bana kendini, al!” Parmaklarını derime gömerek bedenlerimizin hakimiyetini eline aldı. İçimdeki vuruşları ağırdı ama beni tatmin ediyordu. Vajinamdaki sızı büyümüş, sona gelmeyi bekleyen bir bomba gibi bekliyordu. “İskender…” “Adımı inle kızıl, siktir! Bunu istiyorum senden, adımı inle!” Penisini geriye çekti ve sert bir darbe ile içime ittiğinde gözlerim yuvalarından fırlayacak şekilde açıldı. “Ahh…” Dudaklarımdan ardı ardına düşen iniltiler sıralandı… Kalçalarımın yanaklarını kavramış, sırtım yatakta boylu boyunca uzanıyorken kasıklarımı kasıklarına yapıştırmıştı. Saçlarım yatakta dağılmış, terlemiş bedenimden dolayı boynuma, göğsüme yapışmıştı. “İskender, hızlan…lütfen hızlan! Oh-” İçime sertçe vurarak ritmik bir şekilde kendini duvarlarıma sürttü. İçime giriyor, çıkıyor ve tekrardan sertçe giriyordu. Altımdaki yatağa bedenim gömülüyordu. Darbelerinden dolayı göğüslerim sallanıyordu. “Adım, minik dudağına yakışıyor, kızıl.” “Hızlan, lütfen…” Zevkten katran karasına dönen bedenim zehirli bir sarmaşık gibi çevreme dolanmıştı. Şeytan beni ele geçirmiş, fethetmişti. Kadınlığımdaki sızı arttıkça aramızdaki tutku ve şehvet elle tutulur bir hale geliyordu. Kalçalarımı yatağa bırakarak üzerime uzandı. Kendini içime itiyordu, kadınlığım duvarları onun için aralanıyordu. “Beni içine emiyorsun kızıl, bunu sevdim.” Kulağıma doğru fısıldadığı ahlaksız sözler şevkimi kabarttı. “O minik duvarlarını da arala, arala ki kendime içinde yer bulabileyim kızıl.” Darbelerini yavaşlatmış, ağırca içime vurmaya başlamıştı. “İskender…” dedim, ismini dudaklarına doğru fısıldadım. Dudaklarımız birbirine sürtündü, kışkırtıcı bir hamle ile dilimi alt dudağına sürttüm. “Ah…” İniltimi işittiğinde çenemi kavrayarak dudağıma yapıştı. Ellerimi sırtından boynuna çıkartarak, saçlarına ulaştım. Ellerimi saçlarının arasından geçirerek öpüşüne karşılık verdim. Açlıkla birbirimizi öperken penisi içimi dolduruyordu. Onu kışkırtmak hoşuma gitmişti. Yanağımı yatağa yaslayarak burnunu yanağıma değdirdi. Ellerini bacaklarıma yerleştirdi ve dizlerimden kırdı. Bacaklarımı göğsüme doğru bastırarak içime sertçe vurduğunda kalçam yatağa gömüldü. “Evet, hızlan…ah çok iyi!” Baş parmağını dudaklarımın arasına iterek emmemi istediğinde dişlerimin arasında kıstırdım. Parmağının etli kısmına dişlerimi geçirerek dilimle yaladığımda demir gibi olmuş penisini içime sertçe çarpmaya başladı. “Yeterli mi, ah-kızıl…” Tırnaklarımla ensesini çizdiğimde inledi. Burnunu saçlarıma yaslayarak içime çarptı. Kalçalarım yatağın içine gömülmüştü, darbeleri yüzünden kendimi mıhlanmış gibi hissediyordum. “Yetmez, İskender…” İçimdeki vuruşları ansızın kesildi. Penisini içimden çıkarttığında kadınlığım sızladı. İçimdeki arzu selim yere çakıldı. Vajinam şiddetle kasıldı, nefes nefese ona baktığımda beni yüz üstü çevirdi. “Dizlerinin üzerinde dur kızıl.” “Sen, ne yapıyorsun?” dedim, heyecandan kurumuş dudaklarımı ıslatarak arkamdaki bedenine bakmaya çalıştım ama onu tam olarak göremedim. Hareketlenmesi ile altımızdaki yatak kıpırdadı. Siyah çarşaf çoktan yeri boylamıştı, yatak darmadağındı ama biz umursamıyorduk. Kalçama yediğimi şaplak ile titredim. “Ah!” ellerimi yatağa yasladım ve dizlerimin üzerinde durdum. Tam ona ne yaptığını soracaktım ki popomun üzerinde hissettiğim dudaklarla kaskatı kesildim. Dilini çıkartarak kalçamın üzerini yaladığında titredim, kollarım beni tutamıyordu. Bedenim, ağır gelmeye başlamıştı. “Ah-mm…İskender…” diyerek adını fısıldamakla yetindim. Dilini ustalıkla kalçamın üzerinde dolandırdı, dudakları tenimi öperek izlerini bırakmaktan çekinmedi. Hissettiğim zevk karşı konulmazdı. Kalçamı arkaya doğru iterek kendimi dudaklarına bıraktım. Dişleri tenimi kamçılıyor, emiyor ve ısırıyordu. “Süt gibisin.” Bembeyaz tenim hayatım boyunca nefret ettiğim bir şey olmuştu. Hassas bir cildim vardı ama ben hariç herkes cildimi güzel buluyordu. “Ama ben kırmızıyı sevdim, kızıl.” Kalçama attığı şaplak ile kısıkça inlediğimde, elinin izinin tenimde çıkmış olduğunu düşündüm. Yavaş yavaş yukarı doğru çıktı. Sırtıma, bel boşluğuma bıraktığı öpücüklerle enseme geldi. Burnu saçlarımın arasına girdi. Yatağın üzerinde duran elimin üstüne elini yerleştirerek tenimizin tezatlığını ortaya koydu. “Seni her şekilde becermek istiyorum kızıl…” Kalçalarımın üzerinde hissettiğim penisi beni uyardı. “Kokunla…” Burnunu saçlarımın arasında oynattı, penisini girişime yerleştirdi. “Gelmek istiyorum, içine…” “İskender…” “İstiyor musun kızıl, içine boşalmamı istiyor musun?” “Evet, istiyorum. Seni istiyorum, İskender.” Penisini içime az öncekine nazaran daha sert ve güçlü bir şekilde içime ittiğinde kollarım titredi. Penisi, vajinamın duvarlarıyla buluştu. “Sertçe gir içime…” Kasıkları kalçama çarparak içime kendini ittiğinde tenlerimizin arasından çıkan ses odada yankılandı. Vuruşları şiddetlendi, az önce yarım kalan sızım tekrardan canlanmaya başladı. Penisini içime sokup, çıkartıyor sonra daha şiddetli vuruyordu içime. “Ah, kızıl! Mahvediyorsun beni.” “İskender, ah…hızlan!” Güçlü bel hareketleri ile kendini öyle şiddetli içime çarpmaya başladı ki bir süre sonra kollarım pelte kıvamına gelmişti. Yüzüm yatakla buluşmuştu. Saçlarımın arasına gömdüğü başı ile kendini durmaksızın içime itiyor, nefesimi kesiyordu. “Aç kendini! Aç, hadi güzelim…al beni! Sikeyim, kasılıyorsun!” Kadınlığım ani kasılma ile onu içimde sıkıştırdığımda küfrederek saçlarımın arasına inledi. Hayaları kalçamla buluşuyor, kendini sertçe çarpıyordu tenime. Çıkan tok ses kulaklarımda uğulduyor, beni daha da azdırıyordu. Saçlarımı yüzümden çekerek alnını şakağıma yasladı, elimi tutarak karnımdan aşağı, kasıklarımın üzerine yerleştirdi. “Hissediyor musun beni? Bak, sana neler yapıyorum, kızıl?” Kasıklarımda, içimde onu hissediyordum. Varlığı büyüktü. Penisinin uzunluğunun hepsini içime almam mümkün değildi. Duvarlarıma her çarptığında irileşiyor, kendini içimde sıvazlıyordu. “Beni içine al güzelim…arala kuytularını.” Göğüslerim onunla yatak arasında eziliyordu, ağır vuruşları içime çarpıyordu. Kasıklarımda yükselen bir volkan vardı sanki…patlamak üzereydi. Bedenim yaprak gibi titremeye başladı. Baştan aşağı karıncalandığımı hissettim. Kalçamı ona itmek istesem de o hükmedici vuruşları ile beni yatağa mıhlamıştı, içime çarpıyordu sonra yeniden giriyordu. Kendini nefes dahi almadan içime vuruyordu. “Titriyorsun, kızıl…ah sen boşalacaksın…” “İskender…” Kulağımın arkasında hissettiğim dudakları şeytani bir tonda fısıldadı bana. “Gel, kızıl. Ak bana, seni tutacağım.” Yanaklarıma kan pompalanıyordu, gözlerim kapanmış kendimi allak bullak hissediyordum. İçimdeki tatmin yanım, sızım artık sona gelmiş durumdaydı. “Ahh…” “Siktir kas güzelim, kavra beni!” Kendini içime ittiğinde boğukça inledim. İniltilerim duvarlarda yankılanıyorken o kendini içime itmeye devam etti. Hareketlerini bir anda durdurdu. Elleri kalçalarımı kavrayarak yataktan kopardı. Göğüslerim, karnım yatak ile bütünleşmişti ancak kalçalarımı avuçlamış kasıklarına doğru kaldırmıştı. “Hareket et…hadi!” diyerek hızlıca konuştuğumda avuçlarımın arasındaki kalçama penisini hızla çarpmaya başladı. Göğsünden ve boğazından yükselen gür seslerle birlikte ardı ardına kendini içime itmeye başladı. Kalçam hayalarına sertçe çarpıyordu, kendini içime itiyor adeta pompalıyordu. Nefes dahi almama izin vermeden penisini duvarlarıma çarpmaya başladı. Parmaklarımla altımdaki çarşafı kavradım. “Dapdarsın, arala kendini! Hadi kızıl, aç kendini bana.” Bedenim titremeye başladığında kendimi ne kadar kaybettiğimi fark ettim. Penisi içinde zonkluyordu, seğiriyordu. Sert olmuş organı her an patlayacak gibi içimde gidip geliyordu. Uzunluğunu daha iyi hissedebiliyordum. “Ah…” Kasıklarımdan bacaklarıma doğru akan ıslaklığı hissettim. Bedenim pelte kıvamına gelmişti. Zangır zangır titremeye başladım. İskender, içimdeki darbelerini yavaşlatarak boşalmamı sağlarken onun soluklarını duyabiliyordum. Yüzümü yatağa yaslayıp, derin nefesler alırken bedenim tamamen harap olmuş bir hale gelmişti. Gözlerimi ağırca kapattığımda arkamdaki bedeninin hareketlendiğini hissettim. “Rahatladın mı, kızıl?” diyen boğuk sesini duyduğumda alt dudağımı dişledim. Yorgun bedenimin ağırlığı ile gözlerimi kapatmak istedim, dudaklarımdan onu onaylayan birkaç mırıltı çıkarken içimdeki penisini çıkarması ile hafifçe inledim. “Что твоя маленькая женственность все еще хочет меня, это восхитительно. (Minik kadınlığının hala beni istemesi, bu tapılası bir şey.)” Gözlerimi ağırca kapattım ancak yüz üstü duran bedenimi kaldırdığında kirpiklerimi aralamak zorunda kaldım. Sırt üstü yatağa uzanarak beni üstüne çekmesi ile yorgun bakışlarla ona baktım. “Üstüme gel.” “Anlamadım?” Kalçalarımı karnının üzerine oturttu. Bakışları kısa bir an vajinama kaydı. “Gel.” Elleri daha ne olduğunu dahi anlamadan beni kendine doğru çekti. Dizlerimin üzerinde ona yaklaştım. Yüzü kasıklarıma denk gelecek şekilde dizlerimin üstünde durduğumda kalbim ağzımda atıyordu. “Ne yapıyorsun?” “Seni, içeceğim. O minik kızlığını bana ver, kızıl.” Şaşkın bir vaziyette ona bakarken kalçalarımı tuttu ve kasıklarımı yüzüne yakınlaştırdı. Korku ve heyecanla ile ona baktım, bakışlarımız birbirine bağlıyken dilini çıkartarak bacaklarıma süzülmüş olan ıslaklığı yaladı. Bedenim titredi. Dilini yalayarak arzulu bakışlarını üzerimde gezdirdi. “Arala bacaklarını.” Yatakta hükmedici biri olduğu kesindi. Verdiği emir ile birlikte bacaklarımı hafifçe araladığımda beklemeden uzanıp vajinamın dudağını diliyle araladı ve yalamaya başladı. “Ah-ım ah…İskender!” İniltimi tutmaya çalışarak hissettiğim duyguyu bastırmaya çalıştım. Yorgun bedenim ansızın canlanmıştı, diken üzerindeydi. Diliyle vajinamı yalaması…cidden bunu tarif edemezdim. Baştan aşağı ürpermiştim. “D-durma! Ah, sakın durma!” diyerek başını kasıklarıma bastırdığında gülümsediğini hissettim. Sakalları hafifçe kadınlığıma sürtünse de bu his tarif edilemezdi. Diliyle vajinamı aralayarak ıslaklığımı yalamaya devam etti. Kollarımda dahil baştan aşağı tüm her yerim titriyordu. Onu kendime amansızca bastırıyor, inliyordum. Dilinin yerini dudakları aldığında ise iniltilerim devam etti. Dudakları vajinamdaki küçük yumruğu ağzının içine aldığında yanaklarım zonkladı. Ateşimin yeniden yükselmeye başladığını hissettim. “Oh, evet! Devam et…” diyerek yüzünü kadınlığıma bastırdım. Dudaklarının arasındaki yumruyu emerek, dişlerini hafifçe sürterek bıraktı. Gözleri adeta parıldıyor, elinde bir hazine tutuyormuş gibi baktı bana. “Ты на вкус как вино, женщина. (Tadın şarap gibi, kadın.)” “Ne?” “Tadın şarap gibi, tüm suların kuruyana kadar seni emebilirim. Tüketirim, kızıl.” Kalbim heyecanla çarparken diliyle boylu boyunca vajinamı yalamaya devam ettiğinde yaptığım tek şey onu kendime bastırmak ve inlemekti. Bedenim yeni bir zelzele için titremeye başlarken beni emmeyi bıraktı. Kalçalarımı tutarak beni karnının üzerine bıraktı. “Rahatlamam lazım.” dedi, ıslanmış dudaklarını gözlerimin içine baka baka yaladığında boğazım düğümlendi. “Beni içine al, kızıl. Boşalmam lazım.” Kalçalarımı hafifçe aşağı sürterek indim. Penisi, kalçalarıma değdiğinde titredim. Kalçamı kaldırdım. Penisi karnına doğru yükselmiş, yuvasına kavuşmayı bekliyordu. Vajinam bu görüntü karşısında kasıldı. “Al onu içine, hadi!” Sabırsızca beni bekleyen adamı daha fazla kıvrandırmamak için parmaklarımı penisine sardım. İskender, hafifçe inledi. Parmaklarımın arasındaki penisini sardım ancak o kadar iri ve sertti ki bu pek mümkün olmadı. “Ah, onunla daha sonra oynayabilirsin kızıl ama bu şuan çok kötüyüm.” Penisinin etrafına parmaklarını dolayarak birkaç defa sıvazladı, dudaklarım kabuklaştı. Dilimi alt dudağımda gezdirdiğimi fark etmemiştim bile. “Onu istiyor musun?” Penisini gözlerimin önünde sıvazlayarak bıraktı. Aynı elini dudaklarıma doğru kaldırdı ve baş parmağının ıslaklığını dudağıma bulaştırdı. “Arala dudaklarını.” Dudaklarımı hafifçe araladığımda ise baş parmağını usulca küçük aralıktan içeri süzdü. Dilimle buluşan parmağının üzerindeki tat normaldi. Garip bir tat bekliyordum ancak hiçbir şey yoktu tadında. “Emmek istiyor musun?” Dilimle baş parmağını yalayarak buna karşılık verdim. Parmağını ağzımın içinde oynatarak dişlerime sürtündü. “Al onu.” Parmağını dudaklarımdan çıkarttı ve ne yapacağımı merakla beklemeye başladı. Ellerimi yeniden penisine sardım, iriliği ve uzunluğu beni korkutsa da durmadım. Eğilerek dudaklarımı araladım, nefesimi üfleyerek altımda kıvranmasını sağladım ancak benim aksime hiçbir tepki vermedi. Dudaklarımı araladım ve penisinin ucunu aldım. Dilimle ve sıcak ağzım ile karşılan penisinin seğirdiğini hissettim. Kızıl saçlarımın üzerinde hissettiğim parmaklar ile saçlarım gözümün önünden çekildi. “Daha fazla al, kızıl.” Dudaklarımı daha fazla aralayarak penisini biraz daha ağzıma alarak dilimle yalamaya başladım. Dilimle buluşan tat, az öncekinden farklı değildi. İri penisinin hepsini ağzıma sokmak imkansızdı. Sadece tadını merak etmiştim, içimde bunu yapmak isteyen meraklı bir tarafım vardı. “Sıcacık ağzın, minik dudaklarının beni nasıl kavradığını bir görsen…” Parmaklarını saçlarıma dolayarak penisini daha fazla ağzıma almam için kalçalarını yükseltti. İstediğini yapmak için, penisini yalayıp bıraktım. “Evet, bebeğim böyle. Al hadi!” Penisini hafifçe ağzıma itiyordu. Emiyor, yalıyor ve geri bırakıyordum. Birkaç defa bunu yaptıktan sonra ağzıma alamadığım kısımları dilimle yaladığımda kükreyerek saçlarıma asıldı ve penisini dudaklarımdan çıkarttı. Ellerimi penisinden çektiğimde ise kalçalarımı tutarak penisinin ucunu girişime yerleştirdi. “Dayanamayacağım, içine akmak istiyorum.” Penisinin ucunu hafifçe içime ittiğinde küçük bir acı ile kasılsam da beklediğim kadar büyük bir sancı olmamıştı. “Al beni içine, kızıl. İpler sende.” Kalçalarımı tutsa da penisinin ucunu içime itmiş ve hareketsiz kalmıştı. Parmaklarımı karın kaslarının üzerine yerleştirdim ve kucağında yavaşça, minik tempolarla inip kalkmaya başladım. Penisini içime alıyor, sonra da geri çekiliyordum. Kasıklarımda küle dönmüş ateşe yeniden bir kıvılcım çıkarttım. Vajinam kasılıp gevşeyerek onu içimde sıkmaya başladı ancak İskender, kıpırdamadan altımda uzanıyordu. Düzensiz ve ritimsiz tempolar ile vajinamdaki sızıyı durduramıyordum. “Ağır ve yavaş yap…” dese de nasıl yapabileceğimi bilmiyordum. İçimdeki dürtü ile üzerinde yavaşça gidip gelmeye başladığımda kendiliğinden bir ritim tutmaya başlamıştım. Penisi içimdeydi, ucunu hissedebiliyordum. Tırnaklarımın ucunu karnına bastırdım ve fısıldadım. “Kıpırdanır mısın artık?” Dudağının ucunu kıvırarak yarım bir tebessüm sundu bana. Kalçalarımda duran ellerini kıpırdatarak ipleri eline aldı. “Elbette…” Kalçalarını yükselterek penisini içime sertçe ittiğinde omuzlarımı öne doğru gerdim. “Ahh…” Dudaklarımdan firar eden iniltiyle birlikte penisini içime sokup, çıkartmaya başladı. Altımdaki kalça hareketleri ile kalçamı kasıklarına çarpıyor, bedenlerimizin seslerinin duvarlarda yükselmesini sağlıyordu. “Evet…” “Ah, kızıl! ты разрушаешь меня. (Beni mahvediyorsun.)” Penisini içime vurarak, duvarlarıma çarpmasına sebep oldu. Kadınlığım kasılarak onu içimde sıkıştırdığında ise darbelerini sertleştirerek beni kucağında zıplatmaya başladı. Bedenim, bedeninin üzerinde hızla inip kalkıyordu. Vuruşlarının sertliği ile göğüslerim sallanıyordu, bakışları beni tüketmek ister gibi göğüslerimde dolanıyor, arzusunu bitirmek yerine daha çok körüklüyordu. Kızıl saçlarım bel boşluğumdan aşağı doğru süzülüyordu. Rahmimde hissettiğim darbeler ile kendimden geçiyor, başımı geriye atarak iniltilerimi bırakıyordum. Tenim kabarmıştı, loş ışığın altında parıldıyordu. Dudaklarım şişmiş, gözlerim arzudan kısılmıştı. Bedenimin beyaz teni kırmızılaşmış, kulaklarıma kadar kızarmıştım. “Ты как картина-шедевр. (Şaheser bir tablo gibisin.)” dedi, içimdeki vuruşlarının şiddeti yükselirken ellerimi saçlarımdan geçirerek başımı arkaya doğru attığımda inlediğini duydum ancak ne dediğini anlayamadım. Beni yeniden altına aldı. Bacaklarımın arasına girerek, dizlerimi göğsüme bastırarak dizlerinin üzerinde yükseldi. “Я трахну тебя. (Seni becereceğim.)” Küfür savururcasına söylediği sözler ile birlikte kendini içime art arda vurması ile nefesim kesildi. Ellerimi boynuna dolayarak sırtına tırnaklarımı geçirmeye başladım. Hayvani bir dürtü ile üzerime abanarak penisini içime pompalamaya başladı. “Hassiktir! Al-al beni içine!” diyerek içime kendini köklemesi ile tırnaklarımla tenini çizdim. “İskender!” Soluk almama izin vermeden şiddetli ve güçlü darbelerini içime vurmaya başladı. Kalçalarım bu darbeler karşısında yatağa gömüldü. Dizlerim göğüslerime dayanmıştı, bacaklarımın arasından içime giriyor, nefesimi kesiyordu. Göğsü kabarmıştı. Esmer teni kendini tuttuğu için kızarmış, alnındaki damarın iştahla kabarmasına sebep olmuştu. Saçları alnına dökülmüş, terli bedeni ise durmadan hareket ediyordu. “Küçük kızlığın, beni nasıl emiyor görüyor musun?” “Evet…” “Seni beceriyorum, kızıl…” “Ah, evet…devam et!” “Siktir, ateş parçası. Beni daha ne kadar baştan çıkartabilirsin?” Penisini içime pompalamaya devam ediyordu, göğüslerim sallanıyor, yatak altımızda gıcırdıyordu. Bedenim ağır ve sert darbelerinden dolayı yatakta kayıyordu. Başım yatağın ucuna değdiğinde kendimizi ne kadar kaybettiğimizi anlamıştım. Sırtındaki ellerim kayarak bel boşluğuna indi. “Devam et, içime gir! Becer beni, istediğini yap…” İnleyerek söylediğim kelimeler karşısında içime öyle sert çarptı ki g noktama temas ettiğini hissettim. “Ahh…” “Elimden kolay kolay kurtulamayacaksın, kızıl.” Bacaklarım titriyordu, bitap haldeydim ancak bu zevk öylesine gözümü kör etmişti ki içime daha çok girsin istiyordum. “Bırakma beni, hadi gir içime!” dedim, kendimi kaybetmiş bir vaziyette inlerken, üzerime abanarak dudaklarımı dudaklarına değdirdi. “Ah, sen çok fena bir şeytansın…” Dudaklarım arsızca kıvrıldı. “Boşal içime İskender, bak seni nasıl kasıyorum içimde?” diye gözlerimi açarak gözlerinin içine baktığımda dişlerini birbirine sürterek çenemi dudaklarının arasına aldı. “Boşalmamı mı istiyorsun?” Tırnaklarımı bastırdım beline. “Eve-ah, ah…” Ardı ardına yükselen inlemelerimin sebebi içimde taş kesilmiş penisi içime köklemesiydi. Penisini ucuna kadar çıkartarak beni çıldırtacak bir sertlikte içime gömdüğünde dudaklarım aralık bir halde öylece kalakalmıştım. “İstediğin bu mu, kızıl?” Dudaklarıma nefesini üfleyerek mıhlanmış bedenime doğru penisini biraz daha ittirdi. “Ah-dur!” dedim, içimdeki yoğunlukla. Penisinin içimdeki kıpırtısını durdurdu. “İyi misin?” dedi, canımın yanmış olacağını düşünmüştü ama içimdeki hisler öylesine yoğundu ki, nefesim kesilmişti adeta. Kalbim patlayacaktı, ellerinin arasına. “Çok yoğun…bayılacağım…” Çeneme dokunan dudaklarının yerini dişleri aldı. Derime dişlerini sürterek fısıldadı. “Ah, hayır. Bayılmak yok, kızıl. Seni becereceğim…penisimi dibine kadar içine almışken bırakmam.” diyerek penisini içime çarptığında inlemeye başladım. Sırtım ve kalçam yatağa mıhlanmıştı. Dizlerim göğüslerime dayanmıştı, o ise küçük aralıktan içime sızmış kendini köküne kadar içime itmişti. Penisini geri çekerek oldukça sert bir hamle ile içime vurduğunda çığlıklarım kulaklarımda yankılanıyordu. “Siktir! Siktir! Siktir! Arala, hadi arala kendini!” dedi, kendini art arda içime pompalayarak beni pelte kıvamına getiriyordu. Vajinamdaki sızı yükselmiş, az önceki gibi titremeye başladım. Kollarımı boynuna doladım ve tenine doğru inledim. “İskender!” “Ah, kızıl! Bitirdin beni…” Başını saçlarımın arasına gömerek kendini içime iterken başım artık yataktan sarkıyordu ancak yine de içimdeki zevkin peşini bırakamıyordum. İkimizde delirmiş gibiydik. Hayvani dürtü ile kendini içime pompalıyordu. Kafayı yemiş olmalıydık. İnlemelerimiz ve onun çıkardığı vahşi sesler odayı dolduruyor, bizi mahvediyordu. “Boşalacak mısın, kızıl? Gelecek misin bana?” “Evet!” Kokumu içine çekerek fısıldadı. “Gel bana…” Bedenim yeniden titremeye başladığında başımı geriye doğru atarak inledim. Altımızdaki yatak gıcırdıyor, şiddetle gidip geliyordu. Hayvani dürtülerimizle çiftleşiyorduk adeta. Normal bir sevişme değildi bu, tutku dolu bir birliktelikti. Arzu ve şehvetin sonucu olarak kasıklarımdan süzülen ıslaklık ile boşalmaya başlarken o, darbelerini sertleştirerek içime çarpmaya devam etti. “Aç kendini bana kızıl, rahmine tohumlarımı boşaltacağım.” “Ah, İskender! Ah, gel içime ak…” İçimdeki iri ve uzun penisinden fışkıran spermlerin sıcaklığını hissettim. Kendini, rahimime gömerek içime akmaya devam ederken başını saçlarımın arasına gömerek rahatlamaya başlayan bedenini üzerime bıraktı. Şiddetle inip kalkan göğsünü rahatlatmaya çalıştı. Gözlerimi yorgunlukla ve tatmin olmuş bir halde kapattığımda, o kıpırdandı. Ağırlığını üzerimden kaldırarak bacaklarımı beline doladı. “Ne yapıyorsun?” dediğimde, uyku diye sızlanan bedenimi kucakladı. Henüz içimde olan penisinin hala sert olduğunu fark ettim ancak o kadar yorgundum ki gözlerimi bile aralayamıyordum. Birkaç adımda odanın diğer köşesinde duran masanın üzerine kalçamı dayadı, kollarını masaya yasladı ve yüzüme doğru eğildi. “Daha sabah olmadı, kızıl. Seninle çok işim var.” Dudaklarımı açlıkla kavradığında ona karşılık verdim. Masanın kenarına kalçamı yaslayarak penisini içimde hareket ettirmesi ile hafifçe inledim. Kendini geri çekerek içime sertçe vurduğunda yatakta olduğundan çok daha sert hissettiğim darbesi arzuyla inlememi sağladı. “Yatak benim için çok yumuşak, kızıl. Seni bu odanın her yerinde becereceğim.” Masa darbesi ile sallanırken elimi masaya dayadım ve güç aldım. Dudaklarının üzerine inlediğimde içime sertçe çarptı. Parmaklarıma değen bazı eşyalar yere doğru düşerken kalçamı ona doğru ittim. Uzanarak burnunu saçlarımın arasına yerleştirdi. Kendini içime tekrar çarptı, bedenim darbelerine karşılık olarak sızladı. Penisini içine çeken vajinam kasılarak onu sıkıştırdığında inleyerek saçlarıma doğru bir şeyler fısıldadı. “Я не доволен тобой красный. (Sana doymadım, kızıl.)”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE