Ayça yatağa bırakılmasıyla yutkundu. Karşındaki adama biraz mahçup biraz da sinirleniyordu. Öpüşmüşlerdi. Bunu sevmişti. Ama Enes'i dedikleri aklına geldiğinde ellerini sıkıyordu. Evet günlük ihtiyaçları vardı. Ama kendisi mendil olmayacaktı. Yeterimce insanların arkasını toplayan bir mendil rolü üstlenmişti hayatta bundan sonra böyle birşey olmayacaktı.
Ali sinirlerine hakim olmak için odadan bir aşağı bir yukarı gidiyordu. Çocukluk arkadaşıyla boğaz boğaza gelmişlerdi. Evet haketmişti. Ama bunu konuşarak yapmalıydı. Mazileri vardı. Aile bağları vardı. - *iktiğimin qile bağları diye küfretti.
Ayça duyduğu küfürle kalbini kirku kaplayıp refleks olarak gözleri doldu.
Gözgöze gelince bakışlarını ellerine sabitledi.
Ali yanına oturup-İyi misin? dedi sesindeki tereddüt odayı istila etmişti. Sıcak havada üşümeye başlamıştı Ayça.
-İyiyim, teşekkür ederim dedi titrek ve kırılgan sesiyle..
Ali elini tuttup -Merak etme ben bir daha buna müsaade etmeyeceğim dedi.
Ayça kendini toplayıp -Aslına bakarsan bu işe sen karışma benim sorunum yeterince yüküm zaten böyle yapınca daha mahçup oluyorum. Benim yüzümden arkadaşını ile kavga etme.
Ali duydukları ile kaşları çatıldı . En sonunda ayağa kalkıp-Ne saçmalıyorsun sen durup izlemeli miydim ya da basıp gitmeli miydim? dedi kendini dizginlemeye çalışarak.
Ayça duydukları ile ilk ilk hayır demek istese de- Aslında evet gitmeliydin. Bu benim meselem. Lütfen yardım istemedikçe karışma dedi.
Ali küçük bir kahkaha atıp-Farkında misin ben sadece patronun değilim senin geçn güne kadar öpüştük daha da ileri gidecektik belki de gideceğiz sen ana karışma diyorsun iyi misin? dedi karşındaki kızı anlamaya çalışarak.
Ayça sinirle - Daha ilerisi yok. Sadece bir boşluktaydım. Seninde belli ki ihtiyaç anındı. Boş bulunduk. Bir daha ollmayacak , olmamalı. Sen patronumsun . Lütfen yanlış anlama ama gidecek yerim yok ve ben sığıntı gibi zaten sana sığındım. Daha fazlası olamaz dedi.
Ali ile konuşurken daha çok kendi kendini ikna etmeye çalışıyordu.
Ali sadece karşıda yatakta oturan kızı dinlemekle yetindi.
Kısa bir süre sessizliğin ardından -Peki sen nasıl istersen öyle olsun deyip odadan çıktı.
Ve evden ayrıldı.
-İKİ GÜN SONRA AKŞAM VAKTİ-
Akşam olduğunda Ayça artık bittiğini hissediyordu. O konuşmadan sonra muhabbetleri bitmiş ve görmezden gekinmeye başlanmıştı.
Tabi tek umrunda olduğu görmezden gelindiği olsaydı. Ev işleri artmış . Butu merhaba işlere kendi yapar olmuştu.
Elinden gelse de gelmese de...
Şikayet edemiyordu.
Etse de başka şansı yoktu.
Sinav haftası başlamıştı. Yarın önemli sınavı vardı. Sonunda mezun olacaktı.
Ama gel gör ki çalışmaya vakti olmamıştı. Havuz başında yemek için akşama kadar koşturmuştu. Yorgunluktan gözleri kapanıyordu.
Kapının çalması ile elindeki salata tabağını da bırakıp arkaşına döndü. Karşında Enes , Suna ve tanımadığı kişileri gördü. Panikle elindeki tepsiyi sıkıp hızla mutfağa girdi.