Gece henüz bitmemişti. Ama artık hiçbir şey eski hâlinde değildi. Melis’in bakışları istemsizce Karan'ın koluna kaydı. Gömleğinin sol tarafında koyu, kurumuş bir kan lekesi vardı. Kumaş sertleşmişti. Işık vurdukça daha da belirginleşiyordu. “Bu…” diye fısıldadı Melis. Karan aşağı baktı. Bu sefer önemli değil demek yerine doğruyu söyledi. “Benim değil.” Bu cümleyi o kadar sakin söyledi ki Melis’in içi daha çok ürperdi. “Üzerinde böyle duramazsın,” dedi Melis. “Bekle.” Yatak odasına gitti. Dolabı açtı. Babasının yıllar önce bıraktığı birkaç erkek kıyafeti hâlâ duruyordu. Temiz, neredeyse hiç giyilmemiş bir tişört aldı. Geri döndüğünde Karan salonun ortasında, hareketsiz bir heykel gibi duruyordu. Ona uzattı. “Bunu giy.” Karan bir an tereddüt etti. Sonra düğmelerini çözmeye başlad

