Güney hastane koridorunun soğuk, steril havasından sıyrılıp bahçeye çıktığında Fatih’i aradı. Şu anda en yakın arkadaşıyla konuşmaya ihtiyacı vardı. Fatih iş konusunda yoğun bir dönemden geçmesine rağmen telefonu ilk çalışta açtı. "Güney! Oğlum neredesin sen, çıldırttın beni! Gece yarısı jete atlayıp gitmek ne demek? Kız nasıl, iyi mi?" Güney, hastanenin önündeki palmiye ağaçlarının altına doğru yürürken derin bir nefes aldı. Saatler süren gerginlik yerini garip, yorgun ama huzurlu bir dinginliğe bırakmıştı. "İyi Fatih. Dumandan etkilenmiş, bitkin düşmüş sadece. Taburcu oluyor." "Çok şükür be..." dedi Fatih uzun bir nefes vererek. "Peki sen ne yapıyorsun? Atlayıp dönüyor musun İstanbul’a?" "Dönmüyorum." dedi Güney net bir sesle. Karşısındaki lüks otelin amblemine baktı. Hastaney

