26 YIL ÖNCE “Hayırdır baba? Beni neden çağırdın?” diyerek yılmış bir ifade ile girdi babasının çalışma odasına Cihan. Karşısında tedirginlikle bir oraya bir buraya dolanan Hamza Ağa ile karşı karşıya olmayı da beklemiyordu. Bu hali ona yabancıydı. Bir ağa çocuğu olarak kardeşi veya kuzenleri gibi olmamış kendisini çocukluk hayaline kaptırmıştı. Cinayet büroda ismi oldukça anılan bir polis haline gelmişti. “Cihan...bana yardım etmen lazım” diyerek oğluna yaklaşıp omuzlarından tuttu. Vücudu kaskatı kesilmiş, göz bebekleri korkudan kocaman olmuştu. Dışarda ki karın ve soğun etkisi şimdi odaya yansımıştı. Cihanın gözleri kısılmış, babasını baştan aşağı süzüyordu. Kesin diyordu içinden. Kesin yine bir şeyler planladı diye geçirdi. Şu meşhur depolarda mı sorun çıkmıştı? “Yine ne oldu?” diye

