Ama çığlık atan genç kadın değil elinde yemek tepsisi ile kapıdan içeriye giren tombul adamdan başkası değildi. Genç kadın hızlı davranarak onun ağzını kapatırken bir yandan da “Uyuyor ses etme” diye adamı susturmaya çalışıyordu. “Ne olur sus, bağırma artık,” dedi.
Adam elindekiler yüzünden hiçbir şey yapamıyordu. Sadece başını olumlu anlamda sallayabilmişti. Genç kız çakmak çakmak adamın gözlerine bakmaya başladığında onun kim olduğunu merak etmeye başlamıştı. Görünüşe göre yemek getirmişti ama kapıyı da anahtarla açması onu şüphelendirmişti. “Evin anahtarı sizde neden var?” diye sorarken sözlerine devam etmişti. “… görünüşe göre Seichi bey ile yakınsınız?” diye sormuştu. Genç adam ise göbeğinin üzerine sıyrılan ceketini düzelterek yakasındaki amblemi göstermiş ve “Ben ona her gün yemek getiriyorum,” diye cevap vermişti. Sonra ona benzer bir soruyu genç adam genç kıza sormuştu.
“Peki siz kimsiniz? Bu evde ne arıyorsunuz?” diye. Kız cevap vereceği sırada merdivenlerden gelen sesle ikisi de başlarını o tarafa çevirmişti. Genç adam alışkanlıkla yemek saatinde uyanmış ve merdivenlerden aşağıya inerek “Yemeğim geldi mi?” diye sormuştu. Merdivenlerden tamamen indiğinde genç kadın ile göz göze gelen adam, birkaç saniye sonra bakışlarını etrafa çevirmiş ve evin toplanmadığını görünce yüzünün ifadesini değiştirerek yanından ayrılmıştı.
Hiçbir şey söylemeden salonun ortasında ki kanepeye geçen Seichi, rahat bir şekilde yerine oturmuş ama az önce genç kızın oturması ile hareket eden kanepe adamın oturmasına rağmen hiçbir harekette bulunmamıştı. Genç kız şaşkınlık ile kanepeye yaklaşmıştı. Etrafına bakarken oldukça araştırmacı davranıyordu.
Tombul adam elinde ki tepsiyi genç adamın önüne bırakarak “Afiyet olsun” derken genç kız bakışlarını kendisiyle ilgilenmeyen Seichi’ye çevirmişti. Yemeği bırakan kişi tam salondan çıkacağı sırada Seichi’nin sözleri ile duraksamıştı.
“Aç mısın?” diye soran genç adam bakışlarını yeniden genç kadına çevirmişti. Onun bakışları ile yutkunan kız başını olumsuz anlamda sallayarak “Hayır değilim” diye karşılık vermişti.
Adamın etrafı incelemesi ve kıza bir şey söylememesi genç kızın dikkatini çekmişti. Kızın meraklı bakışlarını fark eden Seichi, yüzündeki ifadeyi değiştirerek “Bayan Misaki, değil mi?” diye sormuştu. Sonrasın da ise masanın bir kenarında duran dosyayı eline alarak “Oldukça iyi referanslarınız var. Sizden tek istediğim ayağımın altında fazla dolanmadan evin temizliği ile ilgilenmeniz,” dedi. Genç kız onu dikkatle dinlerken gözlerini dikmiş ona bakıyordu.
Tekrar genç kadına bakan adam “Referanslarda bir sorun yok ama galiba kimlikte bir sorun var?” dediğinde Misaki ilk kez irkilmişti. Genç kız ses tonunu ayarlayarak “Ne gibi bir sorun anlayamadım?” diye sormuştu. Genç adam onu iyice bir süzdükten sonra “Nerelisiniz bayan Misaki?” diye sormuştu.
Misaki dişlerini sıkarak “Orada yazıyor olmalı, okuma bildiğinize göre,” diye yanıt verince Seichi şaşırmıştı. Onun şaşırdığı gözlerinin keskin ifadesinden belli oluyordu. Hala onları izleyen yemekleri getiren adamı fark eden Seichi ona dönerek “Sen gidebilirsin. Bize bir kişilik daha yemek getir ayrıca evin anahtarını Bayan Misaki’ye verin. Bundan sonra kapıyı o açacak,” dedi.
Bu sözler genç kızı şaşırtmıştı. Az önce adama ters bir cevap vermesine rağmen işi almıştı galiba. Kekeleyen Misaki “Ba… bana mı? İşi aldım mı?” diye sormuştu. Seichi başını sallarken ona “Önce bana nereli olduğunuzu söyleyin?” diye emretmişti. Belli ki bu genç kadının nereli olduğunu anlamak oldukça zor gelmişti genç adama. Ben Japonya’lıyım, tıpkı sizin gibi,” dedi. Seichi onu süzerek “Zayıf ve uzunsun,” derken düşünceli bir şekilde kızı inceliyordu. Bedenini dikkatle inceleyerek yukarıya doğru bakışlarını kaydırmıştı. Genç kız böyle aleni bir şekilde incelenmekten hoşlanmamıştı.
Sonrasında genç adam onun mavi gözlerinin derinliğine dalarak “Şu ana kadar mavi gözlü bir Japon görmedim,” dedi. Misaki neredeyse kahkaha atacaktı. “O zaman görmüş oldunuz. Çünkü ben Japon’um. Annem İngiliz ve babam Japon... Ben de Japonya da doğdum ve annemin gözlerini almışım,” diye ona misilleme yapmıştı.
Genç adam kaşlarını kaldırarak ona bakarken genç kadının eğlendiğini görebiliyordu. Ciddiyetini bozmamalıydı. Ayrıca genç kadın açıklamaya etmeye devam ediyordu.
“Kimlikte olmasa da tam adım Misaki Lisa’dır” dedi.
Onun sözlerini tekrarlayan Seichi biraz olsun merakını gidermişti. “Misaki Lisa” dedi. Sonrada “Misaki, bu isim daha kolay söyleniyor. Şimdi anlaşalım. Ben kolay bir adam değilimdir. Maaşın oldukça dolgun olacak ve gördüğün gibi de oldukça dağınık çalışan bir adamım. Şuan da önemli bir iş üzerinde çalışıyorum bu yüzden ev ile ilgilenemiyorum. Huysuz davranabilirim zamana zaman. Bunları göze alabilecek misin?” diye sormuştu.
Misaki etrafı incelerken onun sözlerini dinliyordu. Genç adama çevirdiği bakışlarıyla onu onaylamak istemiş ama yapmamıştı. Ayrıca genç adam ekleme yapmıştı. “Çalışmalarımı karıştırırsan kendini kapıda bulursun,” diye onu uyarmıştı. Genç kız onu onayladığı sırada tek düşündüğü şeyi sormuştu.
“Sabah kaçta gelip akşam kaçta çıkacağım,” Genç adam kaşlarını hafif bir şekilde kaldırarak “Burada kalacaksın. En azından ben bu projeyi tamamlayana kadar,” dedi. Misaki’nin gözleri onun sözleri ile parlamıştı. Şuanda en çok istediği şey kalacak bir yer bulmaktı ve onu da bulmuştu.
“Peki temizlik dışında yapacağım başka bir şey var mı?” diye devam eden genç kız kendisinden oldukça emin konuşmaya başlamıştı. Onun sözleri ile Seichi hemen söze girerek “Mutfakta yemek pişirmeni istemiyorum. Yemekler dışarıdan gelecek,” dediğinde genç kız yeniden şaşırmıştı. Az önce gezdiği evin mutfağı birçok gurmeyi kıskandıracak kadar modern donatılmış ve harika bir görünüme sahipti.
“İstediğin her şeyi dışarıdan söyleyebilirsin, ayrıca alışveriş için de dışarıya çıkmana gerek yok. Telefonun yanında numaralar yazılı. O numaraları ararsan birkaç dakika da istediğin her şey ayağına gelir,” dediğinde genç kız kendisini tutamayarak “Zengin olmak böyle bir şey galiba,” dedi. Ama genç adam onu düzelterek “Zeki olmak,” demişti. Onun sözleri ile yutkunmadan edememişti. Evet bu adam fazlası ile zekiydi ve bu genç kızı şimdiden korkutmaya başlamıştı. Bu ev onun için hapishane olacak gibi hissetmeye başlamış ama buna izin vermeyeceğinin de farkındaydı. Asla bir mahkum olmayacaktı!
***
hikaye eski bir hikayedir arkadaşlar. bu yüzden farklı gelebilir. ancak konusundan sonuna kadar eminim. isimlere takılmazsanız eminim okurken eğleneceksiniz. ilk bölümler biraz düzensiz gelebilir ancak sonraki bölümlerde daha düzenli yazım sekli okuyacaksınız. teşekkür ederim.