Mirzayla göz göze geldik. Gerginlikle donup kaldım, karşılaşma ihtimalini düşünmüştüm defalarca. Görünce ne hissedeceğimi merak etmiştim. Öfke, hasret, sevgi, nefret... Ne hissettiğimi şuan dahi bulamıyordum. Aslında ona kızgınlığım geçse de kırgınlığım bakiydi. Nefret etmiyordum ama affedemiyordum işte. Ama en baskın hissettiğim duygu panikti. Sanki gözlerimin içine biraz dikkatli baksa Akın'ı öğrenecekti, benden alacaktı. Gözlerimi kaçırdım hemen. Bu kezde Hevinle göz göze geldik. Benden nefret ettiğini hissettiriyordu bakışları. Aslında bana minnettar bile olabilirdi. Eğer ben Mirzayı affetmiş olsaydım şuan onun koluna dokunuyor olamazdı. Hevin Mirzayı kolundan çekti ve koridorun diğer tarafına doğru ilerlediler. Azer tüm bu sürede sessiz kaldı. "İyi misin?" diye sordu sadece. "Ak

