2.Ağa Meclisi

1186 Words
GENCO Şuurumu kaybetmiş bir şekilde yanımdaki kıza bakmaktan, derdini anlamaya çalışmaktan kendimi alamıyordum. Beni içine çektiği oyun bir yana, neden beni seçtiğinin merakı da vardı içimde. Fakat bunu düşünecek zamanım da yoktu. Öfke içimi kemirip duruyor, babası yerine silahı kafasına ben dayamak istiyordum. Fakat çırpınışları, kendini kurtarma çabası beni yıllar öncesine götürüyordu. Ablamın ayaklarıma kapandığı güne… Demir Ağa öfke içinde kızının koluna uzandı. “Yürü, Ağa meclisi toplanıp karar verene kadar benimle geliyorsun.” “Bırakma beni Genco,” dedi panik dolu bir sesle. Ona karşı duyduğum öfke kalbimi mengene gibi sıkarken uzanıp boştaki elini ben tuttum. Buralarda gelen kız geri verilmezdi. Çünkü bilinirdi ki aile kızı alıyorsa öldürecek ve sonra adı çıktı deyip benim aileme sıçrayacaktı. Buna izin veremezdim. Demir Ağa’nın adil olmadığını herkes bilirdi. İçimdeki merhamete küfürler savurarak araya girmek zorunda kaldım. Bu halim Demir Ağa'nın içine daha fazla şüphe tohumu düşürmüştü ama bırakma şansım yoktu. Hem kızına etmediğini bırakmayıp, hem de burada, yanımda olmasını cümle aleme duyurup kendi kararını uygulayabilirdi. “Ağa Meclisi hemen toplanacak Demir Ağa,” diyerek kızına duyduğum öfkeyi de Demir Ağa'ya yönelttim. Kendi neydi ki kızı ne olsun? Oğlu Devran gibi, kızı da kendini düşünen bencil fahişenin teki gibi görünüyordu. Ablam ile ikisinin kaderini kıyaslamak, at ile eşeğin heybetini kıyaslamak gibiydi. Ablam kendinden yaşça büyük adama gitmemek için kardeşine yalvarmış, kardeşi o yalvarışları görmezden gelmişti. Sevdiğinden ayrılmasına sebep olmuştum. Fakat karşımdaki kadın kendini kurtarmak pahasına hiç ilgisi olmayan birine iftira atmaktan çekinmiyordu. “Toplayalım o zaman Genco Ağa,” diyen Demir Ağa silahını yeniden bana doğru kaldırdı. Adamları, yeğenleri hepsi birlikte silahlarını üzerime doğrultunca öfke bir kez daha tüm bedenime sirayet etti. Dalga dalga içime yayılırken ben de silahımı çıkarıp onlara doğrulttum. “Senin şerefin bu işte Demir Ağa,” diye öfkeyle soludum. “Bire karşı kaçsınız sayamadım.” Gözlerimi sinirle her birinin yüzünde gezdirdim. “Senin şerefini de gördük Genco Ağa! Günahına girdiğin kızımla ilişkini inkar mı ediyorsun? Sizi boyun boyuna yakaladığımız da mı yalan? İkinizde düşün önümüze! Ağa meclisi kurulana kadar esirsiniz ikinizde. Eğer tek bir hamle yaparsan ailenin kökünü kazırım senin.” Namus başka hiçbir durumla mukayese edilemezdi. Bir kere isminize leke gelirse kendi aşiretinize bile söz geçiremez olurdunuz. Tüm isyan eden benliğime inat silahımı indirdim. Baba, kızın bir olup adıma leke sürmelerine izin vermeyecektim. Gerçek elbette açığa çıkacaktı. Çıkmak zorundaydı. Burnumdan soluyordum ama yine de aklımı başımda tutmaya çalışıyordum. Silahımı cebime sokup yanımdaki, ismini bile bilmediğim ama benimle ilişkisi olduğunu iddia eden kızın kulağına yaklaştım. “Düş bakalım önüme yalancı fahişe!” Kapıya kadar yürüdüm, o sırada Demir Ağa yeğenlerine işaret verdi. İkisi yanıma gelirken “ben kendim giderim,” diye dişlerimin arasından tısladım. “Demre, yürü!” diyen Demir Ağa yeniden kızının kolunu tutup çekiştirdi. Bu kez elinde silah olmadığı için umursamadım. Adı Demre’ydi demek. Kendisi gibi ismi de cinsti. Bir kızın hiç tanımadığı bir adama, hele aralarında hiçbir ilişki yokken kaçması normal değildi. İçimdeki kızgınlık zaten had safhadaydı. Demir Ağa bir yandan kızı çekiştirirken bir yandan da telefonuyla birini aradı. Planları bozulmuştu, kızı bizzat benim alnıma kara çalarak planlarını bozmuştu ve bunun bedeli duyduğum sözlere istinaden ağır olacak gibiydi. “Demre, Genco Akdoğan’a kaçtı. Adımıza leke sürülmüştür. Namusumuz dillere düşmüştür. Ağa Meclisinin derhal toplanmasını talep ediyorum.” Karşı tarafı dinlendikten sonra telefonu kapatıp öfkeli gözlerini bana çevirdi. “Bindirin benim arabaya,” dedikten sonra kızını da arka koltuğa doğru fırlatıp yanına geçti. Ben de kabak gibi ön koltukta oturmak zorunda kaldım. Çıldırmanın eşiğine oldukça yaklaşmıştım. Herkesin gözünde şu an Demir Ağa'nın kızını kaçırmış olarak biliniyordum. Demir Ağa öyle bir zemin yaratmıştı ki bu işin içinden çıkabileceğimden artık emin değildim. “Bicanlı konağına gidiyoruz,” diye bildirdi Demir Ağa. Gözlerimi öfke içinde yumdum. Niye orasıydı? Aşiret büyüklerinin toplanacağı başka ev kalmamış mıydı? Babama haber gitmiş miydi? Ezman'ın evinde toplanacaklarsa gitmiş olmalıydı. Akdoğan aşiretinin büyüğü oydu sonuçta. “Neden kaçtın?” diye kükredi Demir Ağa. “Bana başka çare bırakmadın,” diyen kızın sesi öfke doluydu, hatta babasına karşı duyduğu nefret, sesinden bile hissediliyordu. “Söz verdim. Ben kiminle istersem onunla evlenecektin.” “Senin yıllar önce verdiğin söz beni ilgilendirmiyor. Kızım yok gibi düşünseydin. Ne emindin kızın olacağına?” “Ablan vardı,” demesiyle Demre’nin iç çektiğini duydum. “İkinci bir kızın olunca diğerini istediğiyle evlendirdin sen de öyle mi? Nasıl olsa isterlerse elimde bir kız daha mı var dedin?” “Sen beni rezil ettin! Kaçmak ne demek? Bize hiç mi acımadın? Kaçınca bu iş bitecek mi sandın?” “Sevdiğime kaçtım,” deyince oturduğum yerde gerildim. Ne sevgisinden bahsedip duruyordu sürekli? Kimi kandırıyordu? Ne diye yalan söyleyip duruyordu? “Ne sevgisinden bahsedip duruyorsun kızım sen ya! Hala yalan söylüyorsun!” Dayanamayıp arkama döndüğüm gibi bağırdım. Bu iş yeterince can sıkıcı olmaya başlamıştı. “Neden korkuyorsun Genco? Niye böyle davranıyorsun? Kaçmasam verecekti başkasına!” dedi arsız bir şekilde hala yalanına devam ederken. Demir Ağa, “bunun hesabı sorulacak,” lakırdısına devam ederken sinirlerim giderek daha çok bozuldu. “Sor bakalım Demir Ağa, sor! Kimden daha çok kan dökülecek göreceğiz.” *** DEMRE Ellerimin titremesini durdurmaya çalışıyordum. Genco'nun kan dökmemekten yana olduğu bilgisine sarılıp almıştım bu cesareti fakat dudakları arasından tıslarcasına dökülen sözleri kaskatı kesilmeme sebep olmuştu. Herkese karşı durabilirdim, Genco'ya bile… Umudum kan dökülmemesinden yanaydı ama dökülecekse de umurumda değildi. Bir adamın ikinci karısı olmaktansa mezara girmeye razıydım. Ardımdan kaç kişinin geldiği zerre umurumda değildi. Ben mezara girdikten sonra kim kimi öldürmüş, kimden kaç can gitmiş neden umursayacaktım? Beni kimsenin umursamadığı bir dünyada ben neden onları umursayacaktım? Araba bir konağın önünde durdu. Babam kolumdan sertçe tutup “in!” diye emir verdi. Başımı dik tuttum, kimsenin karşısında boynumu eğecek değildim. Kadınları damızlık inek, hatta bir mal gibi gören adamların verdiği kararlara uymadım, oyun çevirdim diye hiçbirinden özür dileyecek değildim. Bicanlı konağından içeriye girerken soluğumu tuttum. Ağa Meclisinin bir olayda bu kadar çabuk toplandığına ilk kez şahit oluyordum. Hoş, daha önce bir olayım olmadığından düzenlerini biliyor sayılmazdım. Babama telefon gelir, o da abimi alır giderdi. Üçüncü eşten olan abimi… Göz bebeğini… Devran abimi sevsemde anası olan o kadından dünya ahret iliklerime kadar nefret ediyordum. Yatacak yeri, gün görecek yüzü olmasındı inşallah. Konaktan içeriye adım attık. “Kızını da mı getirdin Demir Ağa?” diye sordu biri. Aylar önce abim yüzünden konağı basmaya gelenlerden biriydi. “Karara göre tek seferde ikisinin kafasına sıkarım diye düşündüm Ezman Ağa.” Bicanlı aşiretinin ağası olan Ezman Ağa buydu demek. Genco'nun sevdiği kızla berdel olan Ağa. “Benim konağımda kan dökmek kolay değildir Demir Ağa,” diye babama sert çıkıştı. “Hanımağa’na seslen Diyar. Piyan kızını misafir etsin.” Birkaç dakika içinde yanıma, yüzüne maskelediği tebessümle gelen kadını dikkatle süzdüm. Ne kadar gülümsemeye çalışsa da gözlerindeki endişeyi saklamayı başaramamıştı. Genco hakkında daha çok bilgi sahibi olmak için konaklarında çalışan bir kıza para yedirmem yetmişti. Genco ile ilgili bildiği ne varsa anında beş dedikodusuna gelmiş gibi anlatmıştı da anlatmıştı. İki şeyi çok iyi öğrenmiştim. Birincisi şeytandan hallice bir kaynanam olacaktı, ikincisi de Genco, Berfin denen kadını zamanında sevmişti ve bundan dolayı da evliliğe yanaşmıyordu. Beni içeriye buyur eden kadının arkasından yürürken eski sevgilisine kaçan bir kız hakkında ne düşündüğünü merak ettim. Bir yanım Genco'yla evlenmemiş olmasından dolayı mutlu olurken diğer tarafım Genco'nun hala unutamamış olmasından ötürü ondan ölesiye nefret ediyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD