AŞK APTALLIKTIR +18 (TÜRKÇE)

AŞK APTALLIKTIR +18 (TÜRKÇE)

book_age18+
442
FOLLOW
1.9K
READ
adventure
possessive
love after marriage
friends to lovers
doctor
billionairess
comedy
serious
office/work place
first love
like

"Hayır, hayır bu suçu kabul etmiyorum. Benimle dalga geçiyor olmalısınız. Şimdi düşüp bayılacağım." Dedi Sıla sinirle.

"Hiç bayılmayın Sıla Hanım, hastanız sizden şikâyetçi!" diyen adama kızgınca baktı ve savunmaya geçti

"O herif bana asılıyordu. Testosteronu tavan yapmış olmalı. Beni öpmeye kalktı." Müdürü alay edercesine gülünce kaşlarını çattı. "Bana inanmıyorsun değil mi? Nasıl olsa o hormondan sende de fazlasıyla var."

"Beyefendi onunla dalga geçerek konuştuğunu söyledi. Bu senin için aldığımız ilk şikâyet değil. Sen nasıl psikiyatrist oldun anlamıyorum, insanların hastalıklarıyla alay ediyorsun."

Sıla'nın kaşları daha fazla çatıldı. Ellerini sinirle yüzüne kapattı.

"Ben hastalarıma sorunlarıyla alay etmelerini tavsiye ediyorum. Özellikle aşk acısıyla gelenler hayatı dalgaya almayı öğrenmeli, bir hormonun peşine takılıp gitmemeli."

"Bu nasıl bir tıp ahlâkı?" dedi müdürü, saniye saniye sesini yükseltirken. Sıla sinirden kuruyan boğazını yumuşatmak adına yutkundu.

"Ahlâk benim değil mi? İstediğim gibi yönlendiririm." Müdürünün kaşları çatılınca bir an ileri gittiğini düşünerek sustu.

"Kovuldunuz Sıla Hanım!" dedi, müdürü gayet sakin bir sesle. Tacize uğrayan da, kovulan da kendisiydi. Nasıl bir adaletti bu böyle? Gururla başını dikleştirdi.

"Hayır!" dedi inatla. "Siz kovmuyorsunuz, ben istifa ediyorum." Gururunu kurtarmalıydı değil mi?

Odasına dönüp, eşyalarını toplamaya başladığında kafasında ateş topları dönüyordu. Nasıl olmuştu da bu noktaya gelmişti hâlâ anlayabilmiş değildi. Eşyalarını masasının üstüne koyarak koltuğuna oturdu ve bugün olanları düşünmeye başladı. Günü oldukça sıradan başlamıştı.

Yatağından aceleyle kalkmış, geç kalmamak için çabucak üstünü giyip evden çıkmıştı. Geç kaldığı için arabasına binmek yerine metroyu tercih etmiş, sabah sabah bugünün şanssız günü olduğuna emin olmuştu.

Saatler Önce

Kliniğe ve odasının önüne ulaştığında on dakika geç kalmıştı. Geldiğini fark eden asistanı "Günaydın Sıla Hanım!" diyerek ayağa kalktı. Selda'nın selamına başıyla karşılık verip, nefes nefese "İlk hastamız kaçta?" diye sordu.

"Beş dakika sonra efendim. Kendisi geldi" dedi, karşıda oturan hastayı işaret ederek.

"Tamam, beş dakika sonra yolla."

Kapıyı açarak odasına girdi ve çantasını astı. Beyaz önlüğünü askısından alarak üstüne geçirdi ve masasına oturdu. Dünden hastaları için düştüğü notları masasının çekmesinden çıkardı ve önüne aldı. İlk hastası aşk acısı çeken biriydi. Sıla derince ofladı. İlk hastası bugünkü enerjisini tamamen emecek gibi görünüyordu.

Tıklanan kapıyla ayağa kalktı. Asistanı hasta içeri girdikten sonra kapıyı nazikçe kapatmıştı. "Hoş geldiniz Melda Hanım!" diyerek hastasını selamladı. Melda vakit kaybetmeden psikiyatri koltuğuna uzandı ve Sıla'ya dönerek, "Lütfen başlayalım," dedi.

Sıla içini çekerek sandalyesini hastasına yaklaştırdı. "İşte başlıyoruz." Diye düşündü. Melda her an bir ağlama krizi geçirecek gibi görünüyordu. Konuşmaya başladığında durumun ciddiyeti suratına buruşturmasına sebep oldu.

Aşk kesinlikle Sıla'ya göre değildi. Sıla'ya göre aşk, çok kısa tanımıyla bir yanılsama ve gerçekçiliği olmayan, körlük noktası ve körlük anıydı. Dünyada ne kadar çok kör vardı. Aşk hormonu diğer adıyla oksitosin bu kadar çok insanı ağına nasıl düşürüyordu bir türlü anlamıyordu.

Aşkla kafayı bozmuş, sevgilisinden ayrılmış bir hasta daha... Hastasının aşka dair bunalımını dinlerken, Sıla'da oturduğu yerde kendi halinde bir buhran geçiyordu. Hastasının en azından teşhisi belliydi. Oysa Sıla'ya koyulmuş bir teşhis bile yoktu ortada.

"İnanabiliyor musunuz Sıla Hanım beni aldattı. Hem de kiminle! En yakın arkadaşımla..."

Elbette inanırdı. Neden inanmayacaktı ki! Melda gibi kaç tanesiyle uğraşıyordu bir günde. İçinden yaptığı konuşmalar yüzünü buruşturmasına sebep oldu. Psikiyatrist olması aklı başında biri olduğu anlamına gelmiyordu. Sıla kapısına gelen hastalardan daha hastaydı. Nasıl ki terzi kendi söküğünü dikemiyorsa, bir psikiyatristte kendi ruhsal sorunlarına bir çözüm bulamıyordu. Bu mesleği hangi içkinin sarhoş kafasını yaşarken seçmişti bilmiyordu. Pişman mıydı? Evet, kesinlikle!

"Ne yapacağım ben Sıla Hanım? Ona hala aşığım." Diye inledi hastası hıçkırıkları arasında.

"Geldik fasulyenin faydalarına... Git köprüden atla ya da ne bileyim bir gökdelenin tepesine çıkıp, hayata meydan okuyabilirsin." İçinden geçen düşüncelere inat tebessüm etmeye çalıştı.

"Zaman her şeyin ilacıdır. Hayatını yeniden gözden geçirebiliriz. Eğer aldatıldım ama ben bunu yutar, keyfime bakarım diyorsan buraya boşuna gelmiş olursun. Fakat aldatılmaya tahammül edemiyorsan ve sana değer vermeyen o adamı hayatından çıkarmak istiyorsan onun tüm olumsuz özelliklerini bir yerde toplayarak sepeti koluna takabilirsin. Tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna! Ehe ehe..."

Espri anlayışının bir işe yaradığından emin değildi ama yapmadan duramıyordu. Karşısına aşk bunalımıyla gelen her hasta sinirlerini ciddi anlamda bozuyordu. Gerçekçi olmayan bir duygunun etrafında bu kadar dönmelerini, sa

Dreame-Editor's pick

Yıldızlar Sönerken | Türkçe

Yıldızlar Sönerken | Türkçe

eye
1.8K
Şansla Gelen Aşk(Türkçe)

Şansla Gelen Aşk(Türkçe)

eye
3.0K
SINIRSIZ (ZAFİR - KUZEY)

SINIRSIZ (ZAFİR - KUZEY)

eye
3.2K
Gözyaşı Gecesi Garip Bir Töre Hikayesi

Gözyaşı Gecesi Garip Bir Töre Hikayesi

eye
2.0K
Karargahta Aşk

Karargahta Aşk

eye
1.8K
ALA

ALA

eye
11.3K