BÖLÜM 37: GÖRÜNMEYENİN KIYASLAMASI

667 Words
Selin sabah gözlerini açtığında, başının içinde dün geceden kalma bir uğultu vardı. Alkolün değil; daha çok, bilerek can yakmanın verdiği o tuhaf tatlılık yankılanıyordu zihninde. Perdeler aralıktı. Gri bir sabah ışığı, odanın içine isteksizce sızıyordu. Yatağın diğer tarafı her zamanki gibi boştu ama Selin, Murat’ın orada olduğunu hissediyordu. Artık onu görmek zorunda değildi. Bazı varlıklar, gözle değil, alışkanlıkla hissedilirdi. “Memnun musun?” dedi Murat’ın sesi, odanın köşesinden. Ne bağırıyordu ne de fısıldıyordu. En tehlikeli tondaydı: Sakin. Selin doğrulup yatağın kenarına oturdu. Başını iki elinin arasına aldı. “Günaydın Murat,” dedi yorgun bir alayla. “Hayaletler sabah da mı kıskanç olurmuş?” Murat pencereye yaklaştı. Camın önünde duran sandalye, Selin fark etmeden birkaç santim geriye çekildi. Bu küçük hareket artık Selin’i eskisi kadar irkiltmiyordu. Sadece içini sıkan bir hatırlatma gibiydi. “Onun adını ağzına alırken gözlerin parlıyordu,” dedi Murat. “Bunu fark ettin mi? Bana yıllarca bakmadığın gibi baktın.” Selin ayağa kalktı, mutfağa doğru yürüdü. Çıplak ayakları parkede sessizdi. “Çünkü Can bana bakarken gerçekten oradaydı Murat,” dedi. “Gölge gibi değil. Yarım kalmış bir anı gibi hiç değil.” Murat’ın içinden bir şey koptu. Bu, yaşayan bir kalbin kırılması değildi. Daha çok, hatırlanmaya tutunmuş bir anının yırtılması gibiydi. “Ben de buradayım,” dedi. “Benden daha ‘orada’ olan kim var Selin? Sen nefes alırken ben seni izliyorum. Sen uyurken ben uyanığım.” Selin kahve makinesini çalıştırdı. Makinenin çıkardığı o tanıdık ses, aralarındaki gerilimi bir anlığına böldü. “Sorun da bu ya,” dedi. “Ben yaşarken sen sadece izliyorsun. Can dokunuyor Murat. Elimi tuttu. Omzuma yaslandım. Kalbi vardı.” Bu cümle, Murat için bir tokattı. Evin içindeki hava bir anlığına ağırlaştı. Kahve fincanı, tezgâhın üzerinde hafifçe titredi. Selin göz ucuyla bunu fark etti ama görmezden geldi. “Bak,” dedi. “İşte yine yapıyorsun. Kıyaslıyorsun. Ama kaybediyorsun.” “Onunla yatacak mısın?” diye sordu Murat aniden. Ne öfke vardı sesinde ne de utanç. Sadece merak ve korkunun tuhaf bir karışımı. Selin durdu. Kahve fincanını eline aldı, yavaşça Murat’a döndü. “Bu seni neden bu kadar ilgilendiriyor?” diye sordu. “Sen beni Ceyda’yla aldattığında bana sordun mu?” Murat cevap veremedi. O an, Selin’in karşısında ne bir hayalet ne de bir sevgili vardı. Sadece, geçmişte yapılmış bir hatanın yankısıydı. “Ben hata yaptım,” dedi sonunda. “Ama seni hiç bırakmadım.” “Beni yalnız bıraktın Murat,” dedi Selin. “Bu daha kötü.” Kapı zili çaldığında, ikisi de irkildi. Selin saate baktı. Daha erkendi. Kapıya doğru yürüdü. Murat peşinden geldi ama bu sefer mesafesini korudu. Kapıyı Selin açtı. Karşısında Kerem vardı. Elinde bir poşet, yüzünde kararsız bir ifade. “Rahatsız ediyorum,” dedi. “Ama dün gece… İyi misin diye sormak istedim.” Selin bir an duraksadı. Sonra kapıyı biraz daha açtı. “İyiyim,” dedi. “Gel.” Murat, Kerem’in içeri girdiği an, evin havasının değiştiğini hissetti. Bu adamın varlığı, Selin’i başka bir frekansa taşıyordu. Kerem etrafına bakındı. Gözleri farkında olmadan boş bir köşede duraksadı. “Burası… soğuk,” dedi. “Kaloriferler açık değil mi?” Selin gülümsedi. “Alışkanlık,” dedi. “Ben üşürüm.” Murat, Kerem’e yaklaştı. Onun yüzüne baktı. Canlıydı. Nefes alıyordu. Ve Selin’e bakarken gözlerinde Murat’ın artık sahip olmadığı bir şey vardı: Gelecek. “Onu buraya alarak hata yapıyorsun,” dedi Murat Selin’in kulağına. “Beni zorlama.” Selin duymamış gibi davrandı. Kerem poşeti uzattı. “Simit aldım,” dedi. “Ve kahve.” Selin’in dudağının kenarı kıpırdadı. Bu küçük jest, Murat’ın dün geceki tüm romantik hatırlatmalarından daha ağır geldi ona. Murat bunu gördü. Ve ilk kez, Selin’i kaybetme ihtimaliyle yüzleşti. Bu, ölümden daha korkutucuydu. Kerem mutfakta otururken Selin kahveleri doldurdu. Murat ise salonun ortasında, görünmez bir çizginin bu tarafında kaldı. Selin, fincanları masaya koyarken Murat’ın fısıltısını duydu: “Ya beni seçersin… ya da onu.” Selin başını kaldırdı. Gözleri Murat’ın olduğu noktaya kilitlendi. Kerem bunu fark etti. “Bir şey mi oldu?” diye sordu. Selin derin bir nefes aldı. “Hayır,” dedi. “Sadece… bir karar vermem gerekiyor.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD