BÖLÜM 38: SOĞUK TANIK

491 Words
Kerem gittikten sonra ev daha da sessizleşti. Bu, alışıldık bir sessizlik değildi. İçinde bir şeyler saklayan, puslu bir durgunluktu. Selin kapıyı kapattıktan sonra sırtını yasladı. Kalbi hızla atıyordu. Murat’la göz göze gelmemek için başını öne eğdi ama Murat zaten onun tam karşısındaydı. “Onu seviyorsun,” dedi Murat. Bu bir suçlama değildi. Bir tespitti. Selin başını kaldırdı. “Sevmek mi?” diye tekrarladı. “Bilmiyorum. Ama onun yanında kendim gibi hissediyorum. Senin yanında ise… savunmada.” Murat acı acı gülümsedi. “Çünkü ben seni senden iyi tanıyorum,” dedi. “O sadece gördüğünü seviyor. Ben ise her karanlığını.” Selin koltuğa oturdu. Ellerini dizlerinin üzerine koydu. “Karanlıklarımda boğuluyorum Murat,” dedi. “Sen beni orada tutuyorsun.” Murat bir adım attı. Selin, sehpanın üzerindeki derginin kıpırdadığını gördü. “Ben seni koruyorum,” dedi Murat. “O adam seni bu halde bırakır mı sanıyorsun? Zor zamanlarında yanında olur mu?” Selin gözlerini kapattı. “En azından dener,” dedi. “Sen ise beni yalnızca izliyorsun.” O an kapı tekrar çaldı. Selin irkildi. Murat da. Bu beklenmedik bir şeydi. Selin kapıya yöneldi. Açtığında karşısında apartman görevlisini gördü. Yaşlı adam, yüzünde tedirgin bir ifadeyle içeri baktı. “Hanımefendi,” dedi. “Şikâyet geldi de… Dairenizden gece sesler gelmiş. Bağırma çağırma gibi.” Selin’in boğazı düğümlendi. “Yalnızdım,” dedi. “Kimse yoktu.” Görevli etrafa baktı. Salonun ortasındaki soğukluğu hissetti ama adlandıramadı. “Garip,” dedi. “Birileri tartışıyor gibiydi.” Murat, Selin’in arkasında duruyordu. Bu, onun varlığına dair dışarıdan gelen ilk dolaylı işaretti. Selin görevliye gülümsedi. “Yan daireden gelmiştir,” dedi. Adam başını sallayıp gittiğinde Selin kapıyı kapattı. Elleri titriyordu. Murat’a döndü. “Bunu sen yaptın,” dedi. “Bilerek.” Murat sessizdi. Bu sessizlik, suçluluk taşıyordu. “Beni yok sayamazsın,” dedi sonunda. “Ben buradayım Selin. Ve gitmeye niyetim yok.” Selin koltuğa çöktü. Başını ellerinin arasına aldı. “Ben seni kovmuyorum,” dedi. “Sadece… hayatıma devam etmek istiyorum.” Murat dizlerinin üzerine çöktü. Selin’in hizasına indi. Gözleri yalvarıyordu. “Ben senin hayatındım,” dedi. “Bensiz ne yapacağını sanıyorsun?” Selin gözyaşlarını tuttu. “Bilmiyorum,” dedi. “Ama öğrenmem gerekiyor.” Murat ayağa kalktı. Evin içindeki soğuk bir anda arttı. Perdeler hafifçe dalgalandı. “O adamı bir daha bu eve sokma,” dedi. “Bu ev bizim.” “Hayır,” dedi Selin ilk kez net bir sesle. “Bu ev benim.” Bu cümle, Murat’ı durdurdu. İlk kez, Selin’in ondan korkmadığını hissetti. Bu, onun için en büyük tehditti. Geri çekildi. Gölgelerin arasına karıştı. “O zaman,” dedi fısıltıyla, “beni kaybetmenin ne demek olduğunu gör.” O gece Selin yatağa uzandığında uyuyamadı. Telefonuna baktı. Kerem’den bir mesaj vardı: “İstersen yarın birlikte kahve içebiliriz. Sadece konuşmak için.” Selin cevap yazmadı. Telefonu komodinin üzerine bıraktı. Gözlerini kapattı. Tam uykuya dalacakken, kulağının dibinde Murat’ın sesini duydu: “Seçimini yap Selin. Çünkü ben, kaybeden taraf olmayacağım.” Selin gözlerini açtı. Oda karanlıktı. Ama yalnız değildi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD