BÖLÜM 39: YALNIZLIĞIN SESİ

517 Words
Sabah olduğunda Selin hâlâ uyanıktı. Gecenin karanlığı yerini solgun bir gün ışığına bırakmış, odanın içindeki gölgeleri inceltmişti ama Murat gitmemişti. Selin bunu biliyordu. Bazen onun varlığı, yokluğundan daha ağır hissediliyordu. Yatakta doğruldu, boğazında düğümlenen o tanıdık baskıyı bastırmaya çalıştı. Murat konuşmuyordu. Bu, bağırmasından daha ürkütücüydü. “Beni böyle cezalandıramazsın,” dedi Selin sessizliği bozarak. Sesi kararlı çıkmamıştı ama samimiydi. “Susarak.” Murat pencerenin önünde belirdi. Güneş ışığı içinden geçiyor, onu yarım bir siluete dönüştürüyordu. “Ben ceza vermiyorum,” dedi. “Seni dinliyorum.” Selin acı bir tebessümle ayağa kalktı. “Dinlemek mi?” dedi. “Benim hayatımı izliyorsun Murat. Bu dinlemek değil.” Murat cevap vermedi. Selin banyoya girdi, aynanın karşısına geçti. Yüzü solgundu. Göz altlarında uykusuzluğun izleri vardı. Bir an için aynadaki yansımanın arkasında Murat’ı gördüğünü sandı. Gözlerini kapatıp tekrar açtı. Yoktu. Ama hissi kalmıştı. Telefonu titredi. Kerem’den bir mesaj daha: “İyi misin? Dün gece aklım sende kaldı.” Selin uzun süre ekrana baktı. Murat’ın gözlerini üzerinde hissetti. “Cevap verme,” dedi Murat nihayet. “Onu umutlandırma.” Selin derin bir nefes aldı ve yazdı: “Bugün dışarı çıkacağım. Biraz yürümek istiyorum.” Mesajı gönderdiği an, evin içindeki hava değişti. Murat’ın öfkesi bir fırtına gibi yükselmedi bu kez. Daha tehlikeli bir şeye dönüştü: Soğukkanlı bir hesap. “Ben seninle geliyorum,” dedi. Selin başını kaldırdı. “Hayır,” dedi net bir şekilde. “Bu kez gelmiyorsun.” Murat bir adım attı. Sehpanın üzerindeki anahtarlar metalik bir sesle yere düştü. Selin irkildi ama geri adım atmadı. “Bak,” dedi. “İşte tam olarak bu yüzden yoruldum. Her hareketimde sen varsın.” “Çünkü sen bensin,” dedi Murat. “Bunu ne zaman anlayacaksın?” Selin montunu giydi, çantasını aldı. Kapıya yönelirken durdu. Murat’a döndü. “Hayır,” dedi. “Sen benim bir parçam değilsin. Sen… bir yük oldun.” Bu cümle Murat’ı vurdu. İlk kez Selin’in sözleri, onun varlığını gerçekten tehdit ediyordu. Kapı kapandığında Murat evde yalnız kaldı. Ama bu yalnızlık, Selin’inki gibi değildi. Bu, yok olmaya yaklaşan bir varlığın paniğiydi. Selin dışarı çıktığında hava serindi. Sokak gürültülüydü ama gerçekti. İnsanlar vardı. Sesler, kahkahalar, arabalar… Hepsi canlıydı. Bir kafeye girdi. Kerem onu orada bekliyordu. Gülümsediğinde Selin’in içi bir anlığına ısındı. “Biraz yorgun görünüyorsun,” dedi Kerem. Selin omuz silkti. “Uzun bir geceydi.” Kahveler geldiğinde Selin ellerini kupanın etrafına sardı. Isı, avuçlarına yayıldı. Bu küçük detay, Murat’la asla yaşayamayacağı bir şeydi. Kerem konuşurken Selin onu gerçekten dinlediğini fark etti. Murat’ın sesi yoktu. İlk kez. Ama bu sessizlik uzun sürmedi. “Beni unutamazsın,” dedi Murat’ın sesi Selin’in kulağında. “Onun gülüşü geçici.” Selin gözlerini kapadı, başını hafifçe salladı. Kerem bunu fark etti. “İyi misin?” diye sordu. Selin gözlerini açtı. “Bazen,” dedi yavaşça, “yalnız kalmam gerektiğini anlıyorsun.” Kerem başını salladı. “Ne zaman istersen.” Bu cümle, Murat için bir kırılma noktasıydı. Selin eve döndüğünde Murat onu bekliyordu. Ama bu kez yüzünde öfke değil, kararlılık vardı. “Beni zorladın,” dedi Murat. “Artık ben de seni zorlayacağım.” Selin kalbinin hızlandığını hissetti. “Ne demek istiyorsun?” Murat gülümsedi. “Yakında anlayacaksın.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD