Murat, pencerenin önünde, güneşin batmaya yüz tutmuş turuncu ışıklarının içinden geçerek yanına geldi. "Bitti," dedi Murat, sesi bir esinti gibi Selin’in boynunu okşayarak. "İhtiyar ikna olmadı ama elinde bir şey de yok. Seni özgür bıraktı."
Selin hafifçe gülümsedi. "Özgürlük mü? Murat, sen buradayken ben asla tam olarak özgür olmayacağım ve bunu seviyorum."
Tam o sırada Selin’in telefonu mutfak masasının üzerinde çılgınca titremeye başladı. "Cemiyetin Melekleri" isimli w******p grubu bildirim yağmuruna tutulmuştu. Melis, Hande ve Pelin... Selin’in çocukluktan beri beraber büyüdüğü, beraber şımardığı o ekip.
Melis: "Kızlar, Selin günlerdir ortada yok. Yaşayan bir ölüye dönmesine izin veremeyiz!"
Pelin: "Kesinlikle! Arabadayız, 10 dakikaya oradayız. Kapıyı açmazsa kırarız!"
Selin, Murat’a dönüp telefonu gösterdi. "Eyvah... Kasırga yaklaşıyor. Ve inan bana babamdan çok daha tehlikeliler."
Kapıdaki Fırtına
Sadece on dakika sonra binanın önünde bir lastik sesi duyuldu. Ardından koridorda topuk tıkırtıları ve neşeli çığlıklar yükseldi. Kapı zili sanki bir melodi çalarcasına tempo tutuyordu. Selin kapıyı açtığı anda içeriye bir moda haftası kulisi doldu.
Melis, elinde pahalı bir şampanya şişesiyle Selin’in boynuna atıldı. "Tatlım! Bu ne hal? Bu sabahlık seni öldürmüş, hemen çıkarıyoruz bunu!"
Hande ve Pelin arkadan ellerinde devasa alışveriş çantalarıyla girdiler. Hande içeri girer girmez burnunu havaya dikti. "Burada... Murat’ın parfümü mü kokuyor hâlâ? Selin, evi havalandırmıyor musun sen?"
Murat, Hande’nin tam yanında duruyordu. "Hala aynı ukala," diye mırıldandı Murat, Hande’nin kulağına doğru. Hande ürperip ensesini kaşıdı. "Ayy, burada bir cereyan var, tüylerim diken diken oldu!"
Kaos Başlıyor
Kızlar salona yayıldığında ev bir anda Selin’in o huzurlu sığınağından bir gece kulübüne evrildi. Pelin, çantasından çıkardığı kablosuz hoparlörü orta sehpaya koydu ve son ses bir house-mix açtı.
"Hadi bakalım!" dedi Melis, üzerindeki tasarım ceketi fırlatıp sadece incecik, askılı atletiyle kalarak. "Bugün kimse üzülmeyecek. Bugün sadece biz varız."
Hande, koltukta yayılarak ayakkabılarını fırlattı. "Selin, hayatım, şu dolaptaki maskelerden getir de bir kendimize gelelim. Cildim kurumuş hüzünden!"
Selin mutfağa, maskeleri almaya gittiğinde Murat arkasından dolandı. "Selin, bu kızlar... Hande neden pantolonunun düğmesini açtı? Pelin neden koltukta neredeyse çıplak uzanıyor?"
Selin dişlerinin arasından fısıldadı. "Çünkü burası benim evim Murat! Onlar için burası güvenli bölge. Senin burada olduğunu bilseler muhtemelen çığlık atarak kaçarlar ama şu an sadece 'kız kıza' olduklarını sanıyorlar."
"Ama ben buradayım!" dedi Murat, gözlerini Pelin’in o meşhur uzun bacaklarından kaçırmaya çalışarak. "Ve inan bana, Pelin’in o dövmesinin nerede bittiğini görmek istemiyorum."
Selin bir an durdu, elindeki maske paketlerini sıktı. "Gördün mü yoksa? Murat, eğer o tarafa baktıysan seni bu evden sürgün ederim!"
Gece Yarısı İtirafları ve "Görünmez" Röntgenci
Saatler ilerledikçe alkolün ve müziğin etkisiyle kızlar tamamen filtreden kurtuldu. Salonun ortasına birer yer yatağı attılar. Hande, "Ay daraldım ben!" diyerek üzerindeki büstiyeri gevşetti ve rahat bir tişört giymek için bir anlığına tamamen serbest kaldı.
Murat, mutfak kapısının eşiğinde donup kalmıştı. Selin hemen önüne geçip görüş açısını kapattı. "Odaya! Hemen!"
"Selin, saçmalama, duvardan mı geçeyim?" dedi Murat, sesi hem muzip hem de zorlanıyormuş gibi çıkıyordu. "Hande’nin o yeni estetiğini tartışıyorlar, sadece merak ettim..."
"Murat!" diye tısladı Selin. "Hande’nin göğüs estetiği seni hiç ilgilendirmez. Yürü yatak odasına!"
Selin, Murat’ı yatak odasına iteklerken (aslında sadece havayı itiyordu ama Murat ona eşlik ediyordu), salondan Melis’in sesi yükseldi: "Kızlar, Selin’e bakın! Kendi kendine koridorda el kol hareketleri yapıyor. Kesin hayali bir sevgilisi var bunun!"
Kızlar hep bir ağızdan kahkahayı bastılar. Pelin, "Belki de Murat’ın hayaletiyle kavga ediyordur, baksanıza ne kadar hırslı!" dedi şakayla.
Selin odaya girdiğinde Murat’ı yatağa oturttu. "Bak, onlar benim en yakınlarım. Onların en savunmasız, en şımarık hallerindeyiz şu an. Eğer bir kez daha Hande’nin ya da Melis’in o 'rahat' hallerini süzdüğünü yakalarsam, gerçekten bir medyum çağırıp seni bu evden kovdururum."
Murat sırıttı, Selin’in elini tutmaya çalıştı ama parmakları Selin’in teninde sadece bir soğukluk bıraktı. "Tamam, tamam... Ama dürüst ol Selin, Melis’in o yeni aldığı iç çamaşırları hakkında yaptıkları yorumu duydun mu? 'Erkek olsa aklı çıkar' dedi. Benim çıkmadı ama biraz sarsıldım diyebilirim."
Selin yastığı kaptığı gibi Murat’ın (hayali) suratına vurdu. "Sapık hayalet! Otur burada, ben gelene kadar çıkma!"
Sabahın İlk Işıkları
Gece bittiğinde, salonun her yerinde kıyafetler, boş şişeler ve maske kalıntıları vardı. Kızlar yer yataklarında birbirine sarılmış uyurken, Selin yavaşça yatak odasına süzüldü. Murat, camın kenarında oturmuş, dışarıdaki sönmeye başlayan sokak lambalarını izliyordu.
Selin yanına gitti, başını omzuna (o boşluğa) yasladı. "Zordu değil mi?" diye sordu.
Murat derin bir iç çekti. "Zordu. Ama en zoru neydi biliyor musun? Onlar senin ne kadar 'yalnız' olduğunu düşünürken, benim senin tam yanında durup onlara 'hadi oradan' diyemememdi. Hande’nin dekoltesi falan umurumda değil Selin... Ben sadece senin bu neşeli haline aşığım."
Selin, Murat’ın hayali sıcaklığını teninde hissetti. O gece, evde üç sarhoş kız ve bir hayalet vardı; ama Selin hayatının en kalabalık ve en gerçek gecesini yaşamıştı.